Uzmanlar açıkladı: 'Erken yat erken kalk' sözü biyolojiye işlemiyor

Kalıcı yaz saati uygulaması ile birlikte çalışanlar ve öğrenciler karanlıkta uyanmaya başlarken uzmanlar, "Erken yat, erken kalk" sözünün biyolojinin doğasına aykırı olduğunu belirtiyor

23 Aralık 2017, Cumartesi 17:05
A A
Yaz saatinin kalıcı hale gelmesi ile birlikte okula gidiş ve işe başlama saatlerinde havanın aydınlık olmaması özellikle çocuk ve gençleri ciddi anlamda etkiliyor. “Uyku hormonu olan melatonin gece karanlığında salgılanır ve biyolojik (sirkadiyen) ritmimiz olan vücudunuzun 24 saatlik kimyasal ve hormonal üretim ve metabolizması senkronizasyonu gün ışığından etkilenir” diyen uzmanlar, bu durumun gençlerin sağlıkları, öğrenme performansları ve arkadaşlık ilişkileri üzerinde önemli etkileri olacağı uyarısında bulunuyor.

ÇOCUKLAR VE GENÇLER İÇİN 9-11 SAAT UYKU ŞART

Özyeğin Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Asiye Kumru, anaokulu ve ilköğretim öğrencilerinin yanı sıra özellikle lise çağındaki gençlerin yaz saatti uygulamasından çok fazla etkilendiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Çocuklarda ve gençlerde uyku esnasında büyüme hormonu salgılanıyor. Bu hormon her ne kadar gece yarısından önce en yüksek seviyesine ulaşsa da gün aydınlanana kadar salgılanmaya devam ediyor. Bir yetişkin için ortalama 7-8 saat uyku yeterliyken, çocuklar ve gençler için uyku ihtiyacı 9-11 saate çıkıyor.”

'BİYOLOJİK RİTMİMİZ GÜN IŞIĞA İHTİYAÇ DUYUYOR'

“Bizler biyolojik varlıklarız. Uykumuzu düzenleyen en önemli hormon olan melatonin beyindeki epifiz bezi tarafından gece çöktüğünde salgılanıyor” diyen Doç.Dr. Asiye Kumru, sözlerine şöyle devam etti:



“Sabah gün ışığı retinaya düştüğünde melatonin seviyeleri düşer ve uyku sona erer, uyanıklık başlar. Gün ışığını görmeden uyanmak zorunda kalmak uyku yoksunluğu ve kronik yorgunluğa ve beraberinde pek çok fiziksel (kalp hastalıkları, kanser vb.) ve ruhsal (depresyon, öğrenme güçlüğü, dikkat bozukluğu vb.) sağlık problemine davetiye çıkarıyor.”

ERGENLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA

Öte yandan gün ışığında uyanamamanın çocuklar üzerindeki etkisi konuşulurken ergenlerde gözden kaçan özel bir durumun da olduğuna dikkat çeken Doç.Dr. Asiye Kumru “Ergenliğe geçişle birlikte gece-gündüz ritmini sağlayan melatonin hormonunda ciddi bir değişiklik oluyor. Bu değişiklikle birlikte gençlerin uykuya dalması zor olurken uyanması da bir o kadar zorlaşıyor. 'Erken yat erken kalk' sözü kesinlikle biyolojiye işlemiyor. Avrupa’da uzmanlar bu durumu dikkate alarak okullarda derslere gün ışığını görecek şekilde saat 09:00 ve 10:00’dan sonra başlanmasını öneriyor” dedi.

'ÇEVRESEL FAKTÖRLERİ GÖZARDI EDEMEYİZ'

Söz konusu ergenler olunca bir diğer önemli konunun ise bu dönemde etkisi oldukça yüksek olan çevresel faktörler olduğuna işaret eden Doç.Dr. Asiye Kumru “Bir yandan artan sınav stresi ile anne baba baskısı diğer yandan ise bilgisayar, televizyon ve arkadaşlarla gerçekleştirilen sosyal aktivitelere yoğunlaşma gençlerin ekstra uykusuzluk problemi çekmesinde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Biyolojik ve çevresel faktörleri bir arada düşündüğümüzde ergenler aslında daha fazla risk altında” diye konuştu.

EBEVEYNLERE ÖNERİLER

Ailelerin bunu nasıl telafi edeceklerine yönelik ise Doç.Dr. Asiye Kumru, şu önerilerde bulundu:

1- Çocukların akşam mutlaka erken yatıp günlük en az 9 ila 11 saat arasında ortalama 10 saat uyku almaları sağlamalı.

2- Çocukların yatmadan önce mümkün olduğu kadar kafeinli içecekler içmemesine özen gösterilmeli.

3- Hafta sonu çocukların eksik kalan uyku saatleri giderilmeye çalışılmalı, çocuklar daha fazla uyumaya teşvik edilmeli ve hafta sonu aktiviteleri saat 10’dan sonrası için planlanmalı.

4- Çocuklar okuldan geldikten sonra yarım ya da bir saatlik kısa uykular (kestirmeler ya da şekerlemeler) uyumaya teşvik edilmeli. Çünkü bu tür uyku hem öğrenme için hem de enerjik ve sağlıklı olmak için çok önemli.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;