Vakit öldürme, yaşat

a
a
Pazar, 26 Aralık 2010 - 05:00

Mahkeme, gazeteci Nedim Şener’e “Hrant Dink ve İstihbarat Yalanları” isimli kitabından dolayı beraat kararı verirken “Gazeteci, kamu görevlilerini ağır şekilde eleştirebilir” gerekçesini gösterdi. Siyasetçi de hele ülkeyi yönetiyorsa, kamu görevlisidir ve eleştirilebilir. Ne var ki hele ülkeyi yönetiyorsa eleştiriden, bırakın ağırını, hafifinden bile hoşlanmaz! Geçenlerde ortaya çıkan skandal bir haber, gazetecilerin Başbakan’a soracağı soruların bile önceden belirlendiğini, hoşlanmadığı soruları yönelten gazetecilerin ise yöneticilerine şikayet edildiğini, başbakanlıktan ayağının kesildiğini, hatta işine bile son verildiğini aktarıyordu. Gazeteciler Cemiyeti ‘Bu nasıl basın özgürlüğü’ diye bildiri yayınladı! AKP iktidarının en tedirgin edici yanı bu: Sadece kendi çevrelerinden olana yaşama hakkı tanımanın yanısıra muhalefeti ve eleştiriyi susturma! Bunu gerçekleştirmek için yandaş medya icat edildi. Gerçek ne olursa olsun, sadece göstermek istediklerini yazıyorlar.

[[HAFTAYA]]

‘Silivri’ye gönderelim’ tehdidi

Yandaş olmayan medyanın yandaşlaştırılması süreci, mali cezalarla ve kurumların el değiştirtilmesi ile yapılmaya çalışılıyor. Bizden olmayana tahammülsüzlük o boyutta ki, Başbakan karşı ses çıkarana “Silivri’ye gönderirim” tehdidini yöneltebiliyor, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik kendilerine oy vermemiş İzmir halkına “Orada kakafoni, yani ‘uyumsuz ses’ var” diyebiliyor! Uyumlu ses olarak da kendilerine oy vermiş Konya ve Kayseri’yi gösterebiliyor! Nasıl bir tek ses arzusu, umududur bu? Nasıl bir dikta hevesidir? Medyanın gerçekleri bu kadar çarpıttığı, olmamışı olmuş gösterdiği, olmuşu yok ettiği bir dönemi daha hatırlıyorum: Hitler Almanyası ve propaganda üstadı Göbels. Ne yazık ki bugün bile işliyor bu taktikler. Çünkü geniş kitleler, televizyonun karşısında, eğlence programlarının “vakit öldürtme seanslarından” içi boş torbalar gibi kalkıyor. Sadece gülmek, sadece düşünmemek istiyor. Bakmayın siz sesini çıkaran bir avuç gence, üniversite öğrencilerinin bile çoğunluğu geyik yapıp eğlenme peşinde! Şu sıralar dayanamadığım laf; Vakit öldürme! Öldürecek vaktimiz varmış gibi. Kendini öldür daha iyi. Boşuna yaşama hiç değilse!

İçkiye internette de yasak

AKP iktidarının ve temsil ettiği muhafazakâr tabanın iki takıntısı var: Kadınların “özgürce” başını örtmesi ve içkinin “özgürce” yasaklanması! Birinciyi hallettiler. Başörtüsünün girmediği bir kaç yer kaldı, şimdilik hakim, savcı ve milletvekili kadınlar örtünemiyor, özgürce. Ki sanıyorum, bu seçimde milletvekili de olacak, dedi dersiniz! İçki meselesinde ise ufak ufak ilerliyorlar. Nevizade siyah perde operasyonu ve Ankara’da büfeci dövmeler ters tepmişti, malum. İçkili yerlere ruhsat vermeme operasyonu başarılı oldu, Anadolu’da turistik yer ve sahil kesimi dışında neredeyse şöyle göğsünü gere gere gidip de şarabını içecek yer kalmadı! Son numara; İnternetten içki satışını yasaklama manevrası! Nedeni basit. Adam Konya’da, Erzurum’da, Muş’ta yaşıyor. İçkili lokanta kalmamış, mecburen oturup evinde içecek. Demek bakkaldan, marketten içki satın almak bile zorlaşmış ki kimseye çaktırmadan internetten alıyor, dekolte iç çamaşırlarının en çok İstanbul- Fatih’de satıldığı gibi! Şimdi ona da yasak getirilecek, ki son aşama, evde üzümden imalata sınırlama getirilmesidir! Tabii Ankara’daki lokantada ailelerinin yanında çocukları taciz etme densizliğini de es geçmiyorum ama “Hadi o yapanın terbiyesizliği” diyorum! Demek ki neymiş? Başbakanımız nasıl insanların cebindeki, elindeki sigarayı alıp parçalıyor ve sigara yasağını izleme başarısı takdir topluyor idiyse şimdi evdeki şişeleri bile denetleyecek! Biz yılbaşı süslemelerine bakıp seviniyoruz, “Bak Noel’i bile kutluyorlar, gizli ajandaları yok” diye! Bu arada inananların Noel’i de kutlu olsun!