Yasemin Candemir

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/09/18/8446538.png

Varmak değil, yolda olmak için Doğu Ekspresi

Pazartesi, 05 Şubat 2018 - 15:40


Geçen hafta vagonlar dolusu güzel insanla birlikte Doğu Ekspresi ile Ankara’dan Kars’a gittik. Dokuz yaşındaki oğlum Kuzey’in deyimiyle “Başka bir dünyaya geçici süreyle iniş yaptık.” Geçtiğimiz her yeri sevdik. Geçtiğimiz her istasyona aşık olduk. Her defasında “Özellikle buraya gelelim” diye kendimize söz verdik. 
Tren İstanbul-Ankara arası hızlı treni de dahil edersem 31 saat sürdü. Ama şimdi geri dönüp bakıyorum o kadar hızlı geçmiş ki “Çok mutluysan saatleri unutursun” sözü tanıdık olmayan bir huzur hali ile geçti. 

Tren temizdi, yataklar hatta verilen çarşaf ve yastıklar da. Çalışanlar son derece saygılı ve yardımcıydı. Belki de bu yüzden trende Türkler kadar yabancılar da vardı. ABD’li Gary Katim ve eşi “İstanbul ya da İzmir’i gezmek istiyorduk ama göze alamadık. Kars’ı ve Malatya’yı merak ediyoruz çünkü oraların bizi farklı boyutlara taşıyacağını hissediyoruz” derken bizi kaçırdığımız gerçeklerle karşılaştırıyordu. 



Kars, soğuk, alabildiğine beyaz, bulutlarla dağların birbirine karıştığı, sonsuzluk duygusunun özgürlüğe kanat açtığı bir boyut kapısı adeta. Uzun düzlükler içinde yer alan Ani Harabeleri ise ufka doğru irili ufaklı dağların arasında terk edilmiş hayalet bir şehir gibi. İpek yollarından gelen tüccarlar, taç giyme törenleri için toplanan halk, bin bir kiliseden yükselen çan sesleri, upuzun minarelerden yükselen ezan sesleri birbirine karışıyor zihninizde. Ani’deki mimari zenginlik, o bölgede yaşayan Ermenilerin geniş coğrafyasında geçmişten gelen bir mimari gelişimin zirvesi. 

Sessiz çığlıklar diyarında...

Kars’ın yaşlılarının dillerinde olan yedi söylencesi ile anılıyor Ani. Surlarında yedi kapı vardır, yedi katlı olduğuna inanılan kentin karanlık kuyularında, dehlizlerinde ejderhalar uyuklar. Zenginliğini tanımlamak için “Dünya yıkılsa Ani yapar, Ani yıkılsa dünya yapamaz” demiş eskiler. Kulaklarınız sırları duymaya hazırsa Kars’a gitmeye de hazırsınız demektir. 

Biz Kars’a yaşamaya hazırdık ama sonradan anladık ki sadece Ani’ye hazırlamışız kendimizi. Çıldır Gölü yabancıydı düşüncelerimize. Gider gitmez kendimizi hızlı giden atlı kızakların arkasında oturur bulduk. Gölün ortasında kümelenmiş buz parçalarının olduğu bir yerde durduğumuz zaman içimiz ürperdi, işte o zaman kavradık donmuş bir gölün üzerinde olduğumuzu. Ani Harabeleri’nin hayaletleri burada yoktu ama sık sık gölün altından geldiğine hükmettiğimiz tok sesler beyaz örtüye kapanmış gölün ilkbaharı sesli bir şekilde çağırdığını söylüyordu. 



En az beş günlük bir zaman dilimi yaratabilirseniz Doğu Ekspresi ile Kars’a gidin mutlaka. Gece boyunca süren sıcak sohbetler yerini salıncaklı uykulara bırakırken, ıssız vadilerde dev bir yılan gibi kıvrılarak ilerlediğiniz biliyor, kuş uçmaz kervan geçmez köylerde insanlarımızın verdiği, var olma mücadelesini görüyor, bilinmezliğe yapılan yolculukta kendinizi de buluyorsunuz...