Vatan karpuz mu bölelim...

Cuma, 09 Temmuz 2010 - 05:00

Yaz mevsimi karpuz ayı. Fiyatı düştü.

Bedeli kan olan vatan gibi... Takdiri ilahi; karpuz ayı ile “Bölünelim Mevsimi” birleşti.

Daha önceki adı “Ver-Kurtul’ idi. Şimdi “Beraber yaşamamayı da tartışmalıyız” ambalajına sarıldı. Roj TV’de duyamayacağınız şeyleri artık Türk televizyonları gösteriyor, gazeteler yazıyor...

Madem tartışmalıyız işte kişisel görüşüm:

“Azınlığın iyi günde”, “Çoğunluğun ise kötü günde beraber yaşadığı” ülkeye Türkiye Cumhuriyeti denir.

Asıl sorun eşitsizlik

Burası vatandaşlık bağıyla herkesin kendisini Türküm diye tarif ettiği ama “Adaletsizliğin, eşitsizliğin, çoğunluğa eşit dağıtıldığı” bir ülkedir.

Yani asıl sorunu eşitsizliktir.

Ve eşitsizlik toplumun belirli kesimlerine eşit oranda dağıtılmıştır.

Belki de “En adil dağıtım” bu alandadır.

Nasıl mı? Şöyle:

Ne Türk olmak, ne Kürt olmak, sevinç ya da üzüntü kaynağıdır.

Eksi 40 derecede, yol olmadığı için hamile eşini en yakın hastaneye götürmek isteyen Türk de donar, Kürt de.

Peki, büyükşehirlerde kanalizasyonu olmadığı için oluşan sel baskınında ölenlerin kaçı Türk, kaçı Kürt’tür?

Çanakkale’de beraber öldük de, selde, depremde ayrıldık mı?

Yoksulluğu beraber paylaşıp, yolsuzluk yapanların sebep olduğu mağduriyeti beraber yaşamadık mı?

Sayıları 3.5 milyon olan işsizlerin kaçı Türk, kaçı Kürt, bilen var mı?

İşsiz Kürt baba ile işsiz Türk baba, çikolata isteyen çocuğunun önünde aynı derecede utanmaz mı?

Edirne’deki memur da, Hakkari’deki memur da aynı düşük maaşa talim etmiyor mu?

Devlet Diyarbakır’daki emekliye ayrı, İstanbul’daki emekliye ayrı zam mı veriyor?

Ayrılmayız, ayrılamayız...

Yerin yüzlerce, binlerce metre altında kömür ocaklarında grizu patladığında Türk, Kürt ayrımı yapıyor mu? İnşaat çukuru çöküp toprakla örtüldüğünde beraber ölmüyor muyuz? Doğu’daki çocuklar, çocuk yaşındaki işçiler lağım dolu sularda boğulurken, Batı’dakiler foseptikte nefessiz kalmadı mı? Kime Türk diye, kime Kürt diye kız verilmedi? Ev sahipleri aybaşında kirayı almaya geldiğinde Türk ya da Kürt ayrımı yaptı mı? Türk-Kürt aynı işkence tezgahlarından geçmedi mi? Aynı yargısız infazlara kurban gitmedi mi? Karakola gittiğinde ‘dayın’ yoksa hep aynı korkuyu yaşamadık mı? Velhasıl hep aynı eşitsizlikleri yaşamadık mı? Payımıza düşen eşitsizlikten payımızı hep beraber almadık mı? Yani, biz ayrılmayız, biz ayrılamayız...

Partiler ‘pozitif’ ayırabilecek mi?

Tansiyonun bir türlü düşmediği Türkiye’de yaz aylarının konusunun referandum süreci olacağı kesin gibi. Keşke tartışmalar referandumun yapılacağı 12 Eylül tarihinde sona erebilse. Asıl 13 Eylül’den sonra görün siz. Sonuca bağlı olarak erken seçim yapılsın yapılmasın tartışmalarıyla da 2010 sonuna geliriz. Nasıl olsa bu konunun konuşanı çok olacak. Şimdi Anayasa Mahkemesi, pakette yer alan çok önemli maddeleri iptal etmedi. Örneğin, "Çocuklar yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz" hükmü ile artık devlet kadınlara, çocuklara, yaşlı ve engelli vatandaşlara yönelik pozitif ayrımcılık sayılabilecek uygulamalara izin verecek. Benim merak ettiğim demokrasi kahramanı siyasi partiler, parti yönetimleri ile genel ve yerel seçimlerde adayların yüzde kaçını kadınlardan seçecek. Yani kadınları ne kadar ‘pozitif’ ayırabilecek.