Ve Derbide Hüsran

Pazartesi, 23 Kasım 2009 - 08:04

Maçtan önce Fenerbahçe için üç, Beşiktaş için ise iki haftalık bir ara vardı. Gözüken o ki Beşiktaş bu iki haftalık devreyi verimli geçirirken, Fenerbahçe için üç hafta fazla gelmiş. Takım devre arası havasına girmiş ve futboldan uzaklaşmış. Muhtemelen bu uzaklaşmayı göremeyen teknik ekibin bir de üzerine maç motivasyonunu ekleyince takım dağılmış ve bir iki pozisyon dışında tüm maç hiçbir olumlu hareket yapamamıştır.

Bunun yanında da Beşiktaş’ın hızlı, ayağı pas yapan ve top Fenerbahçe’deyken rakibi oynatmayan futbolu onları galibiyete götürmüştür.

Fenerbahçe maçın ilk 20 dakikasında motivasyon eksikliği sinyalleri verdi. Fakat ilk devrenin sonuna doğru toparlandı, oyuna ağırlığını koymaya başladı ve hatta Alex’in direkten dönen frikiği gol olsa maçın neticesi çok farklı olabilirdi.

Beşiktaş çok akıllıca ikinci devreye hızlı girip hemen golü bulmaya çalıştı. İlk 10 dakikada da bunu başardı. İbrahim’in soldan kesmesi ve Fink’in topun gelişine çok güzel vurması hepimize çok keyifli bir gol seyrettirdi.

İlginçtir ki Fenerbahçe bu golden sonra oyunu bıraktı. Maçın bundan sonraki bölümü neredeyse atak defans takım antrenmanı havasında geçti. Zaten ikinci gol de hemen sonra gelince ipler iyice koptu.

Volkan’ın hiçbir topa müdahale etmemesi, Emre’nin sinirli ve futbol dışı hareketlerine ve Kazım’ın disiplinsizliğine bir de Gökhan’ın, Baroni’nin ve Santos’un oyundan düşmesi Fenerbahçe’ye bu sonucu getirdi.

Beşiktaşı tebrik ederim. Herkesi şaşırttı. Benim bu maçla ilgili daha fazla şaşırdığım bir olay vardı; Beşiktaş kulübünün başkanı, Yıldırım Demirören’nin maça gelmemesi. Hiçbir hafta maçı kaçırmamaya çalışan bir başkanın Fenerbahçe gibi önemli bir maçta olmaması, taraftarla arasındaki kırgınlığın ne boyutta olduğu gösterdi. Her ne olursa olsun hala başkanlık koltuğunda oturan biri bu maça mutlaka gelmeliydi.

Maçın sonucu ne olursa olsun takımının arkasında olan Fenerbahçe taraftarına buradan teşekkür ederim.