'Vücut radyocerrahisi'yle tümörleri yok etmek mümkün!

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) Genel Sekreteri ve İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Başhekimi Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam: "Vücut radyocerrahisi yöntemiyle artık hastaların sağlıklı doku ve organlarına zarar vermeden tümörleri yok etmek mümkün olabiliyor”

28 Nisan 2014, Pazartesi 09:58
A A

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) tarafından iki yılda bir gerçekleştirilen Radyasyon Onkolojisi Kongresi’nin bu yıl onbirincisi 23-27 Nisan tarihleri arasında Antalya’da düzenlendi.

Kongrede akciğer kanseri, gastrointestinal sistem kanserleri, yumuşak doku sarkomları, jinekolojik kanserler, pediatrik ve hematolojik kanserler alanında birçok konuda son gelişmeler detaylı olarak ele alındı.

'CERRAHİYE EŞDEĞER SONUÇLAR ALABİLİYORUZ'

Radyocerrahi ile tümörleri yok edilebildiğini belirten Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam da “Radyasyon onkolojisi tek başına yapılacak bir branş değildir. Teknolojiye, alt yapıya ve ekipmanlara çok fazla bağlıdır. Yapmak istediğimiz hastaya zarar vermeden tedavi etmektir. Radyasyon öyle bir şey ki bütün alt yapısını doğru hazırlamak, doğru tedaviyi yapmak ve bütün riskleri önceden hesaplamak gerekiyor. Son dönemlerde, son birkaç yıldır teknolojinin gelişmesiyle beraber radyasyon tedavisinde biz daha önce 2 boyutlu tedavi yaparken, 3 boyuta geçtik. Şimdi 4 boyutlu tedavi uyguluyoruz. Çünkü tüm sorun hedefimizi doğru bilip doğru tedavi edebilmek.

Elimizde radyasyon dediğimiz bir şey var ve bunun tedavi ettiğini biliyoruz. Tümörleri öldürdüğünü biliyoruz. Fakat elimizdeki tümörü öldürmek için elimizdeki silahı iyi kullanmak zorundayız. Hastayı da öldürebiliriz çünkü. Onun için de çok yüksek verdiğimiz radyasyon sonucu tümörler tabi ki ölür ama normal dokular da ölür."

'VÜCUT RADYOCERRAHİSİ' HASTALARIN YAŞAMINI UZATIYOR

(Haberin devamını okumak için 2. sayfaya geçiniz.)

"Vücut Radyocerrahisi"nin kanser hastalarının yaşamını uzattığını söyleyen ve bu yöntemin önceleri sadece beyin tümörleri için kullandığını ancak teknolojideki gelişmeler sonucu vücudun diğer bölgelerine de artık uygulanabildiğini anlatan Sağlam "Vücut radyocerrahisi yöntemiyle artık hastaların sağlıklı doku ve organlarına zarar vermeden tümörleri yok etmek mümkün olabilmektedir. Özellikle akciğer kanseri, prostat kanseri, baş-boyun kanserleri ve beyin tümörlerinin tedavisinde kullanılan radyocerrahi, yüksek teknoloji ile üretilmiş radyoterapi cihazları ile uygulanabilmektedir" diye konuştu.

Türkiye'de çok sayıda merkezde vücut radyoterapisinin uygulanabilir hale geldiğine işaret eden Sağlam, Hacettepe Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada ameliyat edilmeyen ya da ameliyatı kabul etmeyen akciğer kanserli 50 hastanın yüzde 75'inde radyocerrahi ile tümörü durdurmanın mümkün olduğunun vurgulandığını kaydetti.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü tarafından prostat kanseri tanısı olan 31 hastada yapılan başka bir çalışmada ise hastaların tümünde radyocerrahinin etkili olduğu ve ameliyatın yerini alabileceğinin bildirildiğini dile getiren Sağlam "Araştırmada radyocerrahinin ameliyat edilemeyen kanser hastalarının tedavisinde iyi bir alternatif olduğuna dikkati çekilerek, tedavi başarısı yüksek ve yan etkileri az olan bu tedavi yönteminin geleceğinin parlak olduğu belirtilmiştir" dedi.

'PROTON TEDAVİSİ TÜRKİYE'DE OLMALI'

(Haberin devamını okumak için 3. sayfaya geçiniz.)

Özellikle çocuk kanserlerinde etkin ve yeni bir tedavi olan Proton tedavisinin Türkiye’ye gelmesini istediklerini dile getiren Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Özkök şunları söyledi:

“Bunlarla ilgili Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları var, tedavi yöntemini Türkiye’ye getirmek için. Biz bunları dernek olarak olumlu buluyoruz. Proton tedavisinin şöyle bir durumu var. Bugün kurmaya karar verseniz en az 2 sene sonra kurabiliyorsunuz. Şu anda kurulacak en küçük yerin en az 2000 metrekare alana kurulması gerekiyor. Onun yanında 7/24 saat mühendisin başında olması lazım. O yüzden çok pahalı tedaviler. Bunlar daha ucuza indirgenmeye çalışılıyor. Bizim yaptığımız tedavilerin yaklaşık yüzde 90-99 oranını başarıyoruz. Türkiye’de başaramadığımız çok az protonla ilgili. Bilhassa çocuklarda ikinci bir kanser durumu olduğu için daha çok onlarda uyguluyoruz. Bu tedavinin Türkiye’ye gelmesini istiyoruz. Alt yapının sağlanmasında bizlerin de görüşünün alınmasını istiyoruz.”

KANSERLİ HASTA SAYISI 2020’DE 130 BİNE ULAŞACAK

(Haberin devamını okumak için 4. sayfaya geçiniz.)

2020 yılında hasta sayısının 120-130 binlere ulaşacağının tahmin edildiğini ifade eden 11. Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi Sekreteri Prof. Dr. Zeynep Özsaran ise şunları kaydetti:

“Ülkemizde yaklaşıl 500 radayasyon onkoloji uzmanı mevcut. Fakat şöyle ki yaklaşık 10-15 sene içerisinde bu uzmanların 100-150 tanesi emekliye ayrılacak gibi hesaplanıyor. Yükseköğretim Kurumu da, radyasyon onkolojisine kadro vermekte sınırlı davranıyor. Mutlaka, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği’yle ve Üniversitelerle Sağlık Bakanlığı’nın birlikte çalışması gerektiğini öngörüyoruz. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun başkanı kongremize katıldı. Bizlere konuşmalarını yaptı. Onlar da yine 2010 yılına bakıldığı zaman daha fazla sayıda hastanın artacağını şuan 90-100 bin arasında hasta tedavi alıyor ama 2020 yılında bu hasta sayısının 120-130 bin artacağını öngörüyor. Hem uzmanların hem de cihaz sayısının buna bağlı olarak artmasını sözlerine eklediler.”

'MERKEZLER ATOM ENERJİSİ KURUMUNUN DENETİMİNDE'

(Haberin devamını okumak için 5. sayfaya geçiniz.)

Radyoterapinin Türkiye’de hızla yayılmaya başladığını ifade eden 11. Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi Bilimsel Program Sekreteri Prof. Dr. Yavuz Anacak, şunları söyledi:

“Radyasyon 100 yıl önce bulundu, renksiz, kokusuz bir şeydir. Bir ortamda radyon olduğunda hiçbir şekilde görmemiz ve bilmemiz mümkün değil. Geliştirilmiş cihazlarla bunların varlığını saptayabiliyoruz. Bunun için radyoterapi merkezlerinin güvenliğini sağlamak bizim birinci önceliğimizdir. Bu denetleme Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından denetleniyor. Hiç kimse ben radyoterapi merkezi kuracağım, cihaz getireceğim bunu da tek başına kullanacağım diyemez. Herkes Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından lisans almak zorunda. Sadece merkezin lisanslanması yetmiyor. Getirilen her türlü radyasyon yayan cihazın da lisanslanması gerekiyor."

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun bunu çok ciddi şekilde denetlediğini anlatan Anacak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Radyoterapi Türkiye’de hızla yayılmaya başladı. Birkaç yıl öncesine kadar çok az belli noktalarda radyoterapi merkezi vardı. Bugün çok fazla şekilde yayıldı ve yatırımlar yapıldı. Böyle olunca da bunların çok sık denetlenmesi önemli.”
 

5

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;