Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Washington zirvesinde gözler Erdoğan'ın üstünde

Pazartesi, 12 Nisan 2010 - 05:00

Washington- Bu kadar ülke lideri bir araya gelince, hele konu nükleer oldu mu, ister istemez gözler İran’a dönüyor.

Tahran yönetimi burada değil. Onlar da kendi zirvelerini düzenlediler, ancak dünyanın nabzı Washington’da atıyor.

Obama yönetimi bu zirve sırasında, İran’ın nükleer politikalarını durdurmak, hiç değilse yavaşlatabilecek bir koalisyon oluşturmak istiyor. Ne olursa olsun, böylesine bir zirve topladınız mı, hemen her konu tartışılır. Bu defa da aynı durumla karşı karşıyayız. Washington, kaynayan kazana benziyor.

Gelen liderler arasında en çok arananlardan biri de, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan. Nedeni de basit.

* İran denince, hemen akla Türkiye geliyor. Ankara’nın İran yönetimiyle ilişkisi, Washington açısından hem çok önemli hem soru işaretleriyle dolu. İşte bundan dolayı, Erdoğan’ın neler söyleyeceği ve nasıl bir tutum takınacağı merak ediliyor.

* Erdoğan’ın buradaki varlığını çok ilginçleştiren diğer bir sorun da, Ermenistan ile imzalanan protokollerin akıbeti. Obama yönetimi bu protokollerin iptal edilmesini istemiyor. Bu belgeleri, tarihi bir anlaşma sürecinin başlangıcı olarak görüyorlar. Oyunu bozanın da, Türkiye olduğuna inanıyorlar. Washington’da bir çıkış yolu bulunabilecek mi, yoksa atılan adımlar boşluğa mı düşecek, belli olacak. Bu açıdan, Erdoğan’ın temasları çok önemli.

Yine burada tartışılacak diğer bir konu, Türkiye’nin İsrail ile giderek keskinleşen demeç savaşı. Erdoğan, hedef olarak Netenyahu-Lieberman koalisyonunu seçmiş durumda. Her fırsatta da vuruyor. Cevap verme görevi de Lieberman’ın omuzlarında. Türk Başbakanı’nın, bu konuda iki avantajı var. Biri Netenyahu hükümetinin uyguladığı Filistin politikasının, Washington dahil, uluslararası camiada destek görmemesi. Diğeri Dışişleri Bakanı Lieberman’ı seven ve destekleyenin olmaması. İki günde bütün bu sorunlar tabii ki çözümlenemeyecek. Ancak ne olursa olsun, Türkiye’nin başbakanlık düzeyinde temsil edilmesi çok iyi oldu. Erdoğan katılmasaydı, Türkiye sadece dışişleri düzeyinde temsil edilseydi, kaybeden biz olacaktık.

Cephe açtıkça, Obama’ya ihtiyaç artacak...

Siyasetin en temel ilkelerinden biridir. Fazla cephe açmamaya çalışırsınız. Her cephede bir başka savaş vermemek için, siyasetçiler dikkatli davranırlar. Zira, açılan her cephe, hem liderin, hem de partinin tüm enerjisini alır. Kadroları zorlar, insanları yorar.

Başbakan Erdoğan ise, bu yaklaşımı hiç benimsemiyor. Tam aksine, sürekli farklı alanlarda kavga veriyor.

Son bir yıldır bakın kaç taşı çevirdi, hangi alanlarda cephe açtı:

- Doğan Yayın Holding’e yönelik sert eleştirilerle başladı ve eleştiri yapan veya farklı görüş veren medyaya meydan okuyan bir Başbakan kimliğiyle karşımıza çıktı.

- Kürt Açılımı’yla hem muhalefet hem de milliyetçi kitleleri karşısına aldı. Bir süre sonra, çeşitli nedenlerle açılım durunca, Kürtlerin sempatisini de kaybetti.

- Ermeni Açılımı’yla, yine muhalefet ve milliyetçi kesimleri, ardından da Azerileri karşısına aldı. Washington ile gerilim yaşamaya başladı.

- Alevi Açılımı’yla kimseleri tatmin edemedi.

- Önce Ergenekon ve Balyoz operasyonları sonra ordu mensuplarını ve komuta kadrolarını çok yakından ilgilendiren kararlarla TSK’yı tümüyle karşısına aldı.

- İsrail’in, Netenyahu- Lieberman koalisyonuna karşı sert bir tutum takındı ve şimdiye kadar görülmemiş bir cephe açtı.

- İran’ın nükleer politikasını eleştiren başta Amerika olmak üzere Batı dünyasına katılmadı. Tahran’a anlayış gösterip tepki topladı.

- Anayasa değişikliği teklifiyle bu defa hem yargıyı karşısına aldı, hem de muhalefetin kenetlenmesini sağladı.

- Avrupa Birliği’ni, Türkiye’ye karşı çifte standart kullanmak ve tam üyelik sürecini engellemekle suçladı.

Bu cephelerin bir bölümünde haklı, diğer bazı bölümlerinde ise haksız görüldü. Kimi yaklaşımı alkış aldı, kimi sert tepkiyle karşılandı.

Ancak ne olursa olsun, bütün bu cepheler, iktidar partisini de belirli oranlarda hırpaladı. Kamuoyunu yordu. Kavga ortamı, insanları bıktırdı.

İşte Washington’da Türkiye’yi yakından izleyen çevrelerin sordukları soru, şöyle renk değiştirmeye başlamış durumda: AK Parti bu kadar cephe açınca, hiç değilse bazılarında kendini güvenceye almak için, Obama’nın desteğine muhtaç kalacaktır.

Başkan Obama’nın gündeminin içinde Türkiye var da, Erdoğan’ın buraya gelişinde cebinde neler getireceği bilinmiyor. Ancak Ankara’nın rahat bir nefes alabilmek için Washington’a ihtiyacı olduğu ileri sürülüyor.

DÜZELTME: Cumartesi günkü köşemde, eşim Cemre’nin Hatay Cilvegözü ve Gaziantep Öncüpınar sınır kapılarıyla ilgili izlenimlerine yer vermiş, ‘Cilvegözü kapısında yaşanan felaket’ başlığını kullanmıştım. Hata yapmışım. Felaket durumda olan sınır kapısı Cilvegözü değil Öncüpınar’dır. Cilvegözü sınır kapısı pırıl pırıl ve çok düzenli çalışıyor.