'Washington'un istenmeyen adamı Netanyahu'

Anadolu Ajansı'nın Mehmet Toroğlu imzalı analiz haberinde, "İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ABD-İsrail ilişkilerinde uzun yıllardır görülmemiş bir gerilime neden olan ısrarı, Washington'da kendisini adeta istenmeyen adam haline getirdi" yorumu yapıldı

02 Mart 2015, Pazartesi 13:38
A A

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı ve yönetimin tüm itirazlarına rağmen Amerikan Kongresi'nde yarın konuşma yapacak. Netanyahu'nun iki ülke ilişkilerinde uzun yıllardır görülmemiş bir gerilime neden olan ısrarı, Washington'da kendisini adeta "istenmeyen adam" haline getirdi.

Kongre'de ortak oturumlara ABD başkan yardımcılarının başkanlık etme geleneğine rağmen, Netanyahu'nun konuşma yapacağı ortak genel kurulda ABD Başkan yardımcısı Joe Biden başkanlık yapmayacak. Taraflar arasındaki restleşme de konuşma tarihi yaklaştıkça daha da sertleşirken, konunun giderek siyasileştiği ve Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasında da ihtilafa dönüştüğü görülüyor.

ABD BAŞKANI'NA MEYDAN MI OKUYACAK?


Netanyahu yarın ABD-İsrail ilişkileri açısından siyasi kariyerinin en önemli konuşmalarından biri yapacak. İran'ın nükleer programı üzerinde yürütülen müzakerelere sert muhalefet eden Netanyahu, Kongre'deki iki kanadın ortak genel kurulunda yapacağı konuşmasıyla, müzakerelerde olası bir anlaşmayı, iktidarının en önemli hedeflerinden biri olarak gösteren Amerikan Başkanı'na "meydan okuyan" İsrail Başbakanı olarak tarihe geçebilir.

Netanyahu'nun ülkesinde seçimlerin çok yakın olması açısından kendi siyasi kariyerini de derinden etkileme potansiyeline sahip konuşmanın, ABD-İsrail ilişkilerine ne derece etki yapacağını ise zaman gösterecek. Ancak konuşmanın şimdiden on yıllardır görülmeyen gerilime yol açması, Obama-Netanyahu arasındaki gerilen iplerin Netanyahu'nun iktidarına devam etmesi halinde iyice inceleceğini gösteriyor.

Hem İsrail'de hem de ABD'de konuşmaya muhalefet eden kesimler, Netanyahu'nun, İran korkusu üzerine oynayarak ve bir Amerikan başkanına "meydan okuma" cesareti göstererek, ülkesinde siyasi puan toplama peşinde olduğunu savunuyor. Konuşma, aynı saatlerde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, İsviçre'de İran konusunda muadilleriyle görüşmeler yaptığı bir zamana denk gelmesi bakımından da ilginç bir zamanlamaya sahip.

ZİYARET PLANI, USULÜNE UYGUN DEĞİL

Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi Partili başkanı John Boehner'ın Ocak ayındaki bir basın toplantısında Netanyahu'yu Kongre'ye davet ettiğini açıklaması ve bu girişiminden ne Beyaz Saray'ı ne de Dışişleri Bakanlığı'nı haberdar etmesi, yönetimde "soğuk duş" etkisine neden olmuştu.

Beyaz Saray aynı gün yaptığı açıklamada, davete normal diplomatik protokolleri ihlal ettiği gerekçesiyle tepki gösterirken, ziyaretin İsrail'de seçimlere çok yakın bir tarihe denk getirilmesinin de doğru bir davranış olmadığına işaret etmişti. Yönetim, bu sebeple ABD Başkanı Barack Obama'nın da Dışişleri Bakanı John Kerry'nin de ziyareti sırasında Netanyahu'yla görüşmeyeceklerini açıklamıştı.

Kerry de o tarihlerde yaptığı açıklamada, davet için "biraz olağandışı" yorumunda bulunurken, Bakanlık Sözcüsü Jen Psaki de hiçbir Amerikan yönetiminin yabancı bir liderin ABD'yi ziyaret planını Temsilciler Meclisi Başkanı'ndan öğrenmesinin uygun olmadığına dikkati çekmişti. İsrail'in Washington Büyükelçisi Ron Dermer'in de Boehner'in daveti açıklamasından bir gün önce Kerry ile iki saat süren bir görüşme yapmasına karşın, bu görüşmede ziyaretten bahsetmemesinin ortaya çıkması da ülkede çok tartışılan konulardan biriydi.

Hem bu hususa işaret eden hem de son bir aydır yaşanan ABD-İsrail geriliminde önemli bir açıklama ise önceki gün Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice'dan geldi. Rice, "Son birkaç haftada olan şey şu: Başkanın (Temsilciler Meclisi) uzattığı davet ve Başbakanın (İsrail) kendi ülkesinde seçimlere iki hafta kalaya denk gelen bu daveti kabul etmesiyle, ilişkilerin iki tarafına da bir derece partizanlık sokulmuş oldu. Bu sadece talihsiz değil, aynı zamanda ilişkinin dokusu bakımından yıkıcı" dedi.

ABD KONGRESİ'Nİ DE BÖLDÜ

Netanyahu yarın ABD Kongresi'ne üçüncü kez hitap edecek, ancak bu üçüncü hitap, daha öncekilerin aksine, yapılmadan ülkedeki siyasileri böldü. Cumhuriyetçiler, Netanyahu'ya koşulsuz destek verirken, Demokratlar arasında önemli itirazlar bulunuyor. Konuşmaya ayrıca Demokratlardan bazı kongre üyelerinin de katılmaması bekleniyor.

Şu anda Kongre'de, 5'i Senato, 30'u Temsilciler Meclisi'nden olmak üzere toplam 35 üye, Netanyahu'nun konuşmasına katılmayacaklarını kamuoyu önünde açıklamış durumda. Bunun yanında kamuoyu önünde açıklamasalar da konuşmaya katılmamayı planlayan başka Demokrat üyelerin de olabileceği tahmin ediliyor. Konuşmaya, yurt dışı gezisinde olmaları bahane gösterilerek ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Kerry'nin de katılmayacağı açıklanmıştı.

İran'la nükleer müzakerelere sert muhalefetiyle bilinen Netanyahu hükümetinin geçen hafta müzakerelerden bilgi sızdırdığının ortaya çıkmasının ardından ABD, İsrail'i müzakerelerdeki pozisyonunu yanlış şekilde göstermek amacıyla "cımbızlanmış" bilgiler sızdırmak ve bu bilgileri bağlamının dışında yansıtmakla eleştirmişti. ABD-İsrail cephesinde "vukuatsız" tek bir haftanın geçmediği bu dönemde Netanyahu'nun hafta içinde Washington'ı ziyareti sırasında Demokrat senatörlerin kendisiyle ayrı olarak görüşme isteğini geri çevirmesi de "yaraya tuz biber" ekti.

Obama ile yıldızı bir türlü barışmayan Netanyahu'nun ABD'de Cumhuriyetçilere daha yakın durduğu açıktan söylenmese de artık herkesçe bilinen bir gerçek. Dolayısıyla Netanyahu ile alakalı her konu ABD'de Demokratlarla, Cumhuriyetçiler arasında ihtilaf potansiyeli barındırıyor. Bu son olayda da tepki gösterenlerin neredeyse tamamı Demokrat kanattan gelirken, Cumhuriyetçilerin ise Netanyahu'ya ve Boehner'ın bu girişimine güçlü destekleri dikkati çekiyor.

'NETANYAHU ABD'NİN DÜŞMANI GİBİ DAVRANIYOR'

Bu ortamda Netanyahu, belki de Kongre'de yabancı bir lider tarafından yapılacak en "tartışmalı" konuşmalardan birini yapmaya hazırlanıyor. Şimdi ise yapılan karşılıklı suçlamalar ve eleştiriler ışığında ABD-İsrail ilişkilerinde kritik bir dönemecin mi yaşandığı, yoksa Netanyahu'nun konuşmasının ilişkilere ne ölçüde zarar vereceği ya da bu zararın konjonktürel mi yoksa kalıcı mı olacağı gibi sorular konuyu yakından takip eden çevrelerde sıkça dile getiriliyor.

AA muhabirinin görüştüğü Amerikalı uzmanlar da bu durumu iki ülkenin yıllardır yaşadığı en kötü kriz olarak nitelendiriyor.

Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Okulu (SAIS) öğretim üyesi ve Ortadoğu Enstitüsü adlı düşünce kuruluşu uzmanı Daniel Serwer, Netanyahu'nun konuşmasının iki ülke ilişkilerine "muazzam bir gerilim ve particilik" getireceğini belirtirken, yine de bunun ilişkilere kökten bir zarar vereceğini düşünmediğini, çünkü bu ilişkinin iki tarafta da "çok ciddi çıkarları"  temel aldığını kaydetti.

Bununla birlikte, Obama ve Netanyahu'nun birbirlerine takdir ifade edecekleri bir noktaya geri dönmenin artık çok zor olduğuna işaret eden Serwer, Netanyahu'nun, Obama yönetiminin, İran nükleer meselesi ve Filistin meselesine çözüm bulunması şeklindeki iki çok önemli hedefine karşı çıktığına dikkati çekti. Serwer, "Bu, giderilmesi çok zor bir ayrılık, mümkün değil. Netanyahu, ABD'nin güçlü dostu olmak yerine, (ABD'nin) Ortadoğu'daki iki ana hedefinin düşmanı gibi davranıyor" dedi.

İki ülke arasındaki bölünmenin onarılması çok zor olsa da bunun İsrail seçimlerinin neticesine de büyük oranda bağlı olduğunu ifade eden Serwer, seçimlerde Netanyahu'nun sol bir aday tarafından yenilgiye uğratılması halinde ilişkilerde dengenin tekrar yerine oturtulabileceğini, ancak bunun çok zayıf bir ihtimal olduğunu söyledi. Serwer, "Öyle görünüyor ki ya Netanyahu kazanacak ya da kendisinden bile daha sağ kanatta duran birisi onun yerine geçecek. Bu durumda da (iki ülke) arasındaki boşluğu kapatmak neredeyse mümkün olmayacak, sıkıntılar devam edecek" diye konuştu.

Boehner'ın bu davetle Obama'yı zayıflatmaya yönelik siyasi bir manevra yaptığını, ancak bunun "kısmen ters teptiğini" ifade eden Serwer, Netanyahu'nun da bu oyuna ortak olduğunu kaydetti. Serwer, "Bu uygunsuz bir davranış. Netanyahu da bunu biliyor. ABD Başkanı'nı utandırabileceğini ve kendisini İsrail'in güvenliğinin güçlü bir savunucusu gibi gösterebileceğini düşündüğünü hesapladı" dedi.

"ABD-İsrail ilişkilerine hiç olmadığı kadar particilik karıştırdı"

Aspen Enstitüsü uzmanlarından Douglas Ferrar da Netanyahu'ya davetin, gerek zamanlaması gerekse de sunuş biçimi açısından ABD-İsrail ilişkilerine daha önce hiç olmayan bir particilik karıştırdığı görüşünü dile getirdi.

Bunun ilişkilerde daha önce varolmayan bir gerilime yol açtığını kaydeden Ferrar, İsrail'de ancak yeni bir yönetim, daha açık fikirli bir yönetimin gelmesi halinde bu dinamiğin değişebileceğini savundu.

"Netanyahu kaldığı sürece gerilim devam eder"

Ulusal İran-Amerikan Konseyi Başkanı Trita Parsi de "Bence Başbakan Netanyahu'nun yaptığı, (Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı) Susan Rice'ın dediği gibi, ABD-İsrail ilişkileri açısından çok yıkıcı. Bana göre, ABD ve İsrail'in bölgede giderek ayrışan çıkarlara sahip oldukları çok aşikar ve bu  durum Netanyahu hükümetinin olası bir nükleer anlaşmayı sabote etmek ve ABD'yi İran ile adeta bir askeri sürtüşmeye itmek için elinden gelen herşeyi yapmasıyla gün yüzüne çıkıyor" diye konuştu.

Parsi, Obama ile Netanyahu arasındaki kişisel ihtilafın da gerginliğin daha da büyümesine neden olduğunu belirterek şunları söyledi:

 "Eğer Netanyahu'yu resimden çıkarırsanız, aradaki gerginliklerin bazılarını çözmeye dönük bir süreci başlatmak için gereken malzemelere sahip olursunuz. Ancak onun varlığı bunu çok zorlaştırıyor. Çünkü artık durum geri dönülemez noktayı geçti. Obama'ya daha önce hiçbir İsrail Başbakanı'nın geçmişte yapmadığı şekilde meydan okuyor."

Parsi, "ABD-İsrail ilişkileri en az 1991 yılından bu yana şu anda en düşük seviyesinde" ifadesini kullandı.
 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;