Ya oyunu kullan veya sesini kes otur...

a
a
Cumartesi, 11 Eylül 2010 - 05:00

Yarın referandum var. Ancak ne yazık ki buna referandum dahi diyecek durumda değiliz. Muhalefet, başarılı bir şekilde olayı bir “Erdoğan’a EVET veya HAYIR” oylamasına dönüştürdü.

Anayasa değişikliği bir yana bırakıldı ve “Erdoğan’ı istiyorsanız EVET oyu verin, istemeyenler HAYIR desinler” tartışması yaşandı.

Türkiye ikiye bölündü. Zaten son anketler oylamanın baş başa gittiğini gösteriyor.

Aylardan beri yaşanan tartışma, konuyu muhalefet-iktidar kavgasının ötesine taşıyamadı.

Ne olursa olsun şimdi hepimizin bir görevi var.

O da, yarın oyumuzu kullanmaktır.

İster başka yerde olun, ister tatilde ancak ne yapıp edip gelin ve oyunuzu kullanın.

HAYIR diyorsanız da kullanın...

EVET diyorsanız da... Oyunu kullanmayanın bundan sonra laf etmeye hakkı olmayacaktır.

“Benim başka işim var, sandığa gidemem” diyenlerin, bundan böyle susup ağızlarını kapatmaktan başka çareleri kalmayacaktır.

Sorumluluğunuzu bilin ve sandığa gidin.

Güllük Körfezi balık çiftliklerinden kurtuldu...

Bodrum yarımadasının kuzeyindeki Güllük Körfezi, geçmiş yıllarda balık çiftlikleri tarafından katledilmek üzereydi. Çam ağaçlarıyla süslü o güzelim koylar ve adalar, çiftliklerin dağıttığı kesif bir kokuyla kaplıydı. Denize girilmez bir duruma gelinmişti. Üç, beş çiftlik sahibi tarafından adeta kapatılmıştı.

Yıllar boyunca çevreciler, kıyı halkı ve medya inanılmaz bir kampanya sürdürdü.

Ben de, hatırlayacaksınız, her yaz o güzelim Güllük Körfezi’ni dolaşır ve sizlere acıklı durumu anlatırdım.

Başka ülkelerdeki gibi, çiftliklerin açık denizlere alınması için, ilgili her bakanlığın kulağını çekmeye çalışırdık. Ancak ünlü bürokrasi bataklığımızı aşmak imkansızdı.

Tam “Bu iş bitti, çiftlikler galiba kalkmayacak” izlenimi doğmak üzereydi ki, bu yaz çok hoş bir sürprizle karşılaştım.

Üç yer hariç, Güllük Körfezi civarındaki çiftliklerin kalktığını gördüm.

Dikkat ettim hâlâ sahilde üstü plastikle örtülmüş ve her an geri dönmeyi bekleyenler de var. Ancak denizler boş ve yavaş yavaş temizlenmeye başlamış bile...

Torba’nın karşısındaki ikiz adalar, Ziraat adası, Güvercinlik ve Güllük’teki bazı koylar kurtarılmış olanların başında geliyor.

Salih adasındaki Kılıç tesisleri ise duruyor. Cumhurbaşkanı bile gelse, onları yerinden kaldıramayacak gibiler. Sahil sitelerinin mücadelesi yetersiz kalmış.

Kime teşekkür etmeliyiz?

Çevre Bakanlığı başta kim hak ediyorsa, hepsine koca bir teşekkür.

Türkbükü giderek kurtuluyor...

Biliyorum, bu yazıyı okuyunca hemen itirazlar gelecek.

Göltürkbükü’nde aksayan işlere dikkat çeken mailler alacağım.

Yolların felaketinden tutun çöp ve su sorununa kadar, bitmeyen çirkin yapılaşmadan bilmem neye kadar şikayet edeceksiniz. Belediye Başkanı Halil İbrahim Kaynar’ı yerden yere vuracaksınız.

Bir de madalyonun olumlu yanına bakalım.

Hepimizin bir alışkanlığı vardır. Genelde belediye başkanlarını hep eleştiririz. Neleri, nasıl iyi yaptıklarına bakmayız. “Onun işi zaten bunu yapmaktır” der, kendimize göre “kötü olan işleri” görürüz.

Göltürkbükü’nü fonksiyonları açısından çok kolaylıkla Fransız rivierası ile eşit görebiliriz. Tabii ki abartıyorum. Ancak ileride o duruma gelecektir. Şimdi dahi, Bodrum körfezinin en pahalı ve en gözde yeri... Milyar dolarlık gayrimenkul yatırımının yapıldığı yer.

Belediye Başkanı Halil İbrahim Kaynar ise çok dertli.

Kimselere yaranamıyor.

Uzun uzun anlattı...

Belediyenin kendi olanaklarıyla 13 trilyon harcayıp tüm bölgeyi arıtmayla çevirdiğini biliyor muydunuz?

Bu yaz başı Devlet Su İşleri’nin başlattığı projenin müteahhidi işi bırakınca belediyenin yine kendi imkanlarıyla, yaz aylarında toz toprağı kaldırıp asfaltlama yaptığının farkında mısınız?

Her yıl yüzlerce yatın gelip kaldığı o canım koyun, şimdi ciddi biçimde kontrol altına alındığını duydunuz mu?

Kesire Burnu’nun sit bölgesi olarak kalması için, bazı açıkgözlere karşı, belediye başkanının kesin bir mücadele verdiğinin farkında mısınız?

İber Otel’den Kesire Burnu’na kadarki kordonun kıyı düzenlemesinin (çürük çarık iskeleler kalkacak) yıllardır Bayındırlık Bakanlığı’nda beklediğini biliyor musunuz?

Unutmayalım ki, kış aylarında 4 bin, yaz aylarında 22 bin yataklı ve 65 bin kişinin yaşadığı bir turistik bölgeden söz ediyoruz. Belediye Başkanını ise, o 4 bin kişi seçiyor. Ancak bütçesi herkese hizmet veriyor. Bu arada da, ne Turizm Bakanlığı, ne de diğer ilgili bakanlıkların tek kuruş verdikleri yok.

Turizm Bakanlığı ve Maliye’nin el ele sahiplenmeleri gereken bu bölge, küçücük bir belediyenin daracık imkanlarına terk edilmiş durumda. Kimseler koskoca yarımadada sürekli inşaat yapılırken, doğru dürüst bir döküm sahasının bulunmadığını, molozların gece yarıları boş alanlara atılıp pislik ve çirkinliği yaygınlaştırdığını görmüyor.

Örneğin, Gündoğan’ın yamaçlarındaki o iğrenç açık hava çöplüğüne kimseler müdahale etmiyor. Neredeyse içine inşaat yapacaklar...

Sadece Göltürkbükü değil, diğer belediyelerin de büyük dertleri var.

Halil İbrahim bana dert yandığı için, bu gerçekleri hatırlatayım dedim...

Çevre Derneği yatlara çekidüzen verdi...

Çoğu deniz çevrecisinin yapamadığını Türkbükü Çevre Derneği yaptı.

Belediye ile kol kola çalıştılar ve geçen yıla kadar rezalet durumdaki Türkbükü Körfezi’ne çekidüzen verdiler.

Körfeze 70 tonoz atmışlar. Yatlar, belirli bir ücret karşılığı sadece bu tonozlara bağlanabiliyorlar. Ancak bir koşul var... Olduğu yerde eskisi gibi günlerce kalmak yok. Atıklarını ve çöplerini, yine derneğin motorları topluyor.

Bu konu çok önemli, zira o milyon dolarlık yatlar gelip körfeze demir atıyor veya kıçtan bağlanıyor ve haftalarca yerlerinden kıpırdamıyorlardı. Tüm pisliklerini de, oraya boşaltıyor, körfeze zehir saçıyorlardı.

Bu dönem artık bitti.

Sizlere de tavsiye ederim, 3-4 günden fazla aynı yerde yatan bir yat görürseniz hemen belediyeyi veya Çevre Derneği’ni uyarın.

Bizim katkımız da böyle olsun.

Çevreyi koruyalım.

2