Yalancının mumu

Cuma, 11 Haziran 2010 - 05:00

Yedi geliyor yedi, yaleley yaaaaleley... Ve nihayet tribün sloganı Beşiktaş yönetiminin içine girmeyi de başardı. Altı yılda, altı teknik adamla çalışma başarısı gösteren Yıldırım Demirören kabineleri gerçekten kırılması güç bir rekora imza attılar. Ve de artık hiç kimse Sayın Başkan’ın, “Kuran çarpsın” ya da “Annemin ölüsünü göreyim” gibi yeminlerine inanmayacaklar. Tıpkı gelen teknik direktörlerin arkasında durduğu gibi. Beşiktaş’ın Sayın Başkanı ve yöneticileri medyada aptalların, salakların, enayilerin olduğunu düşünüyorsa yanılıyor. Altı adayı İMBK’ye bildirip, bir de resim çektirip gazeteye servis yapanların akli dengesinin sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü o resim çekilirken Ramos bir şey anlatıyor, “Masadakiler de dinliyormuş” görüntüsü veriyordu.

Başkan’a, “Asıl sahtekar onlardır” dediği cümlesini hatırlatıyorum. Beşiktaş’ı doğru manada eleştiren insanlara böyle kulp takılmasını da asla affetmiyorum. Şunu da bilmek istiyorum, arkadaş mertçe çıkıp söylesinler; bu anlaşma dün mü imzalandı? Yoksa 3 ay önce bir İspanyol gazetesinde çıkan ve daha sonra internete sıçrayan “Schuster Beşiktaş’ta” haberini yapanlar da mı SAHTEKARDI? Bernd Schuster’i, Türkiye’ye getirmek bir maharet değil. Çünkü del Bosque, Tigana da gelirken, “Kimse alamaz” deniliyordu. Kaç ay, kaç gün, kaç sene kalacağını bilmiyorum, buna Sayın Başkan karar verecek. Ancak işin enteresan tarafı borsaya bildirilen altı adaydan sadece Lucescu’nun çalışıyor olması idi.

Diğerlerinin ne durumda olduğunu, gelen dahil biliyorsunuz. Şunu diyebilir miyim diye çok düşündüm: “Schuster, Beşiktaş’ı uçurabilir mi?”, “Özlenen hedeflere ulaştırabilir mi?” Arkasında durmamak şartıyla belki. Ama eğer Alman hocanın, arkasında, sağında solunda Sayın Başkan ve yöneticiler duracaksa, yazıya giriş cümlesini tekrar okuyabilirsiniz. Şimdi bir de ben de yemin edeyim de görün. “Sayın Başkan görevde kaldığı süre içinde Kuran çarpsın, bu hoca da en yakın zamanda gider.”