Yalnızlığa tutkun bir gol makinesi

Parlamadan sönen yıldız adayları arasında yer alacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Beşiktaş ve Fenerbahçe'de dikiş tutturamamış, köprüden önce son çıkış olarak Trabzon'un yolunu tutmuştu. Şenol Hoca ile 'Güneş' gibi doğan Burak Yılmaz, şimdi Galatasaray formasını terletiyor. 27 yaşına dört büyük takımın formasını sığdıran genç adamın mutluyken de mutsuzken de ilk tercihi yalnızlık!

11 Kasım 2012, Pazar 05:00
A A

CEM KERPİÇÇİLER

cem.kerpicciler@posta.com.tr

“İnsanın tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşmadığı zaman bir şeye inanması çok zordur. İşte tam da o dönemde, Drogo, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti. Birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde diğerlerinin, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti” diyordu İtalyan yazar Dino Buzzati, ‘Tatar Çölü’ isimli kitabında.

27 yaşında Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzon ve Galatasaray formasını giyen Burak Yılmaz bu satırları okumuş mudur bilmem ama parlamadan sönmesine ramak kalan yıldızlardan biri olarak hayatta zor durumlarda ne kadar kimsesiz kalındığını en iyi bilenlerden biri olduğuna eminim.

Camı kırdı gelinin kolu kesildi

Sporcu bir baba ve annenin çocuğu olan Burak Yılmaz, 15 Temmuz 1985’te dünyaya geldi.Çocukluğu sokaklarda top peşinde koşmak ve komşularının pencerelerini kırmakla geçti. Bir seferinde kale kuaförün önüne kurulmuştu. Burak şutu çektiğinde kuaförün camı kırılmış biraz önce saçını yaptırıp dışarı çıkan gelin kana bulanmıştı. Kolu kesilen gelin nikah dairesi yerine hastaneye giderken Burak Yılmaz babasından dayak yememek için nasıl bir çare bulacağını düşünüyordu.

7 yaşında Antalyaspor altyapısına giren Burak Yılmaz, 16 yaşına kadar bütün kategorilerde top koşturdu. PAF takımında da oynayan Burak Yılmaz, dört sene de A Takım’da görev yaptı. O dönemde Beşiktaş’ın hocası Jean Tigana onu çok istiyordu. Oyun anlayışı ve sisteminden çok ağzındaki kürdana taktığımız Jean Tigana’nın ısrarları sonunda Burak Yılmaz, 14 Haziran 2006’da Beşiktaş formasını giydi. Beşiktaş’ın Fenerbahçe’nin ardından ikinci olduğu sezonda 30 maçta 5 gol atan Burak Yılmaz’ın kaderi 2007-2008 sezonunda takımın başına Ertuğrul Sağlam’ın geçmesiyle değişti.

Aragones’le mutlu olamadı

Ertuğrul Sağlam’ın göreve gelmesinin ardından fazla forma şansı bulamayan Burak Yılmaz’ın Süper Lig’deki gezintisi Manisaspor ile başlıyordu. Devre arasında gittiği yeni takımında 16 maçta filelere 9 gol gönderen Burak Yılmaz kendisine şans tanımayan Ertuğrul Hoca’ya en ‘sağlam’ cevabı veriyordu. Manisa’yı fetheden Burak Yılmaz bu sefer de İstanbul’un Anadolu yakasına dönüyordu.

2008’de Fenerbahçe’ye transfer olan Burak Yılmaz’ın bu sefer de huysuz ihtiyar Luis Aragones’le yıldızı barışmıyordu. Fenerbahçe forması ile çıktığı 16 maçta gol atamayarak en etkisiz sezonunu geçiren Burak Yılmaz’ın ikinci ‘İstanbul’un fethi girişimi’ de başarısızlıkla sonuçlanıyordu. ‘Tutanamayanlar’ listesinde yer almasına kesin gözüyle bakılan Burak Yılmaz, 1 yıllığına Eskişehirspor’a kiralanırken bir daha İstanbul’a geri döneceğini düşünüyor muydu acaba?

Fenerbahçe’de forma şansı bulamayan futbolcu Eskişehirspor’a bir yıllığına kiralandı. Eskişehir’de de pek parlak bir grafik çizmeyen Burak Yılmaz, 14 maçta filelere yalnızca bir gol gönderebilmişti. 2009-2010 sezonu, yeşil sahalarda bir türlü dikiş tutturamayan Burak Yılmaz için bir dönüm noktasıydı.

‘Güneş’ ile yeniden doğdu

Devre arasında Trabzon’un yolunu tutan Burak Yılmaz, Türk futbolunun ‘Güneş’i ile yeniden doğuyordu. Şenol Güneş, sağ kanada hapsedilen Burak Yılmaz’ı serbest bırakmış ve bir gol makinesi yaratmıştı. Beşiktaş ve Fenerbahçe’de umduğunu bulamayan Burak Yılmaz en zor camialardan biri kabul edilen Trabzonspor’da müthiş işlere imza atıyordu ve takımını sürükleyen futbolcuların başında geliyordu.Bordo mavililerde 33 gol atarak ‘Kral’ olan Burak Yılmaz bu kez Galatasaray için İstanbul’un yolunu tutuyordu.

Mutluyken de yalnız!

Galatasaray’da da gollerine devam ederek, takımının vurucu gücü olan Burak Yılmaz, henüz 27 yaşında. Kafa toplarındaki yetersizliği, savrukluğu, zaman zaman kendini yere atma takıntısı gibi birçok eksiği var. Ama genç yaşına rağmen tecrübesi çok büyük ve bütün eksiklerini çalışarak kapatabilir. Ayrılıklara, çaresizliklere de çoktan alışmış olması cabası.

Bir yerlere ait olmak için çaba gösteren Burak Yılmaz’ın İstanbul macerası ne kadar sürer bilmem ama yaşadıklarından büyük dersler çıkardığına emin olmak için sarf ettiği şu cümleler yetiyor: “Canım sıkıldığında yalnız kalarak rahatlıyorum. Moralim bozukken arkadaşlarımla buluşursam kötü enerjimi etrafımdakilere de geçiriyorum. Yakınımdaki insanları sıkmayı sevmem. Ama mutluyken de yalnız kalmayı tercih ediyorum. Ben yalnızlığı seviyorum.”

'Benim kahramanım Tom'

En sevdiği çizgi filmin Tom ve Jerry olduğunu söyleyen Burak Yılmaz, “Saatlerce olsa izleyebilirdim. Evde kimse olmadığında televizyon izlemeyi çok seviyordum. Benim kahramanım Tom. Arada bir Tsubasa da izlerdim ama Tom ve Temel Reis’ten hiç bıkmadım. Babam hep şehir dışında takım çalıştırdığı için bizimle ilgilenemezdi. Çok yaramazdım, annem de benimle zor başa çıkıyordu. Kafamda patlayan terlikleri unutmam.”

Uyurken ses çıkartan yanar

Burak Yılmaz uyurken ses çıkartılmasına tahammül edemiyor. Four Four Two dergisinin Nisan sayısında anlattığı bir olay uykusundan uyandırılan Burak’ın ne kadar çekilmez biri olabileceğini ortaya koyuyor: “Trabzonspor’da oynarken Selçuk İnan’la aynı evde kalıyorduk. Bir gece uyudum ve asfalt kırma makinelerinden birinin sesiyle uyandım. Sanki kafamın içinde beton kırıyorlar. Uyanır uyanmaz bağırmaya başladım. Camı açıp işçilere bağırdım: ‘Ne yapıyorsunuz kardeşim, ayıptır yahu, yatamıyoruz burada!’ İşçilerden biri ‘Abi saat 12 ya’ deyince çok mahcup olmuştum.”

(11.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;