Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Yalnızlığından sen sorumlusun

Cumartesi, 18 Haziran 2011 - 05:00

Bekleye bekleye bir hal oldunuz. Nerede beyaz atlı prensiniz? Nerede uzun saçlı Rapunzel’iniz? Dante gibi ortasındasınız ömrünüzün ama ne gelen var ne giden. Yoksa bu aralar söylediğiniz tek şarkı “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar” mı? Bu sonucu kendiniz hazırladınız da farkında değilsiniz. Henüz 20’lerin başında olan bir okurum gönderdiği e-mailde şöyle yakınıyordu: “Benim beyaz atlı prensimin bindiği atı kaçak sucukçular ele geçirdi heralde. Atı kesip sucuk yaptılar. Yoksa niye gelmesin beyaz atlı prensim?”

[[HAFTAYA]]

***

Bu sadece bir örnek, bunlardan öyle çok ki etrafta. Durun daha bitmedi, bir başka hanım arkadaşım da şöyle dedi, “Aşkı yazıyorsun da kendini heba ediyorsun. Hala anlayamadın mı, aşk diye bir şey yok. Geçici bir hevestir bu. Sevişirsin biter...” Buyurun bakalım, ne diyeyim ki ben şimdi? Aşktan yana azıcık canınız yandı diye bu kadar feveran etmenin, aşkı böylesine basit bir duygu olarak görmenin alemi var mı? Hem zaten sen aşkı inkar edersen nasıl aşık olabilirsin ki? İnsan ne yaparsa kendine yapıyor, yalnızlığının sebebi de kendisi. Hiç başka yerlerde aramasın, aynaya baksın. “Ben niye yalnızım?” diye soran arkadaşıma, “Peki nasıl bir sevgili istiyorsun?” diye sorduğumda aldığım cevaplar beni yerimden zıplattı. Hanımefendi öyle birini tarif etti ki, dünya yüzünde mümkün değil, bulamazsınız. Olmayan sevgiliyi bekleyerek geçirmiş ömrünü ama haberi yok. O hala, full makyaj sokakta dolaşırken, beklediği adamın gelip omuzuna çarpacağını düşünüyor. Ve tabii ki yanlış yapıyor.

***

Aşkı beklentilere yüklüyoruz ya, bu beklentiler doğrultusunda kafamızda bir tip yaratıyoruz ya, o tip ortaya çıkmadıkça da aşktan uzak duruyoruz ya, işte en büyük hatayı burada yapıyoruz. Toplumun, ailelerin bize dayattığı bazı kriterlerle kendimizi kısıtlayıp, yalnızlık denizinde yelken basıyoruz. Sonra gelsin umutsuzluk şarkıları, gitsin “Aşk yoktur” nidaları... Aşkı akıl ve mantıkla açıklamaya kalkma yanılgısı içindeyiz. Aşk arıyorsan, öyle beyninde tipler yaratmayacaksın.

***

Bak, ilişki arıyorsan o başka. “Ben aşık olmadan da biriyle birlikte olurum” diyorsan, buyur meydan senin. Ara, bul o yarattığın tipi. Bulabilirsen tabii... Ya da eldekine razı ol. Komşunun üniversite bitirmiş kızı-oğlu, işyerindeki müdür-sekreter iyi birer tercih olabilir senin için. Ama ben “Aşk” diyorum ve aşkla başlamamış her ilişkinin bir gün mutlaka biteceğini iddia ediyorum. Bitmese bile o ilişkinin içine ihanetin gireceğini öne sürüyorum. İki kere iki dört eder ya, işte o kadar nettir benim söylediğim. “Erkek ya da kadın ne zaman aldatır?” sorusuna verilecek onlarca cevap vardır. Bir sürü maddeyi art arda sıralayabilirim ama onlar bu yazının konusu değil. Ama “Erkek ya da kadın ne zaman aldatmaz?” sorusunun tek cevabı vardır... Aşık olduğu zaman...

Yandex.Metrica