Yanlışlar biraz fazla değil mi?

Cuma, 11 Haziran 2010 - 05:00

Çalıştığım işyerinden aldığım para geçimime yetmiyor, borç gırtlağa kadar. Tek çarem işten ayrılıp kıdem tazminatımı almak ve borçlarımı ödemek. Ancak işveren ayrıldığım takdirde tazminatımı vermeyeceğini söylüyor. Ben de sendikaya üye olmak istiyorum ama bu defa 17 ve 25’inci maddelerden yüz kızartıcı suçtan işime son verilir diye korkuyorum. Ne dersiniz? F.B.

Doğrusunu isterseniz düşünceleriniz konusunda fazlaca bir görüş bildirmek istemiyorum. Çünkü dokunduğunuz hususlar pek doğru değil. Size bunları kim söyledi bilmiyorum ama sırasıyla gidersek; evet kendi isteğiniz ile ayrılırsanız kıdem tazminatı alamazsınız. Sendikaya girerseniz yüz kızartıcı suç işlemiş olmazsınız, sizin sendikaya girmeniz 17’nci veya 25’inci maddeleri ilgilendirmiyor. 18’inci maddede sendikaya girişin haklı fesih için geçerli sebep olmadığı yazıyor, yani sendikaya girerseniz de işinize son verilirse kıdem tazminatını hak edersiniz. Bilmem daha nereyi düzelteyim. İşte böyle.

Şirket borçlanır

Bir şirkette yüzde 5 hisseye sahipken 2007’de hissemi devredip şirketten ayrıldım. Sonra şirket tasfiyeye girdi. Bu arada bir çalışanı 2005 ve 2006 yılları içinde şirkette çalıştığını, kıdem tazminatı ile izin ücretlerini almadığını iddia ederek beni dava ediyor. Her ne kadar ben muhatap değilsem de şirkette o tarihte izin ücreti alacağı bulunmadığını her türlü alacağını aldığını bildiren bir ibraname buldum ve mahkemeye ibraz ettim. İmzasını inkar etti ve incelemede imzanın ona ait olduğu raporu geldi. Şayet şirketin borcu varsa bile benim bundaki sorumluluğum nedir?  K.Y.

Şirketlerin hükmi şahsiyeti vardır yani şirketler borçlanabilir, bu halde borç şirketindir, ortakların değildir. Bu nedenle şirket borcu için bir dava açılacak ise burada şirketin hasım gösterilmesi gerekir. Karar da şirket aleyhine verilir. Üstelik sizin olayda bir ibraname söz konusu. İş mevzuatında rakam belirtilerek imzalanan ibraname makbuz mahiyetindedir. Ancak tüm haklarımı aldım şeklindeki bir ibranameye itibar edilmesi düşünülür. Davanıza bakılmakta olduğu için sonuç hakkında daha geniş bir şey yazmıyorum, umarım davanızın sonucu yakındır.

Her söze kanmayın

Beş yıllık evliydim eşim vefat etti. Veraset ilamı çıkaracağım. Çocuğumuz yok. Eşimin anne ve babası hayatta değil. Yeğenleri bana, eşimin ana-babasından bana bir şey kalmayacağını söylüyor. Bu doğru mu?  E.Ç.

Eşiniz yeni vefat etmiş. Tabii ki beş yıllık bir evlilikten sonra böyle bir kayıp çok ama çok üzüntü verici. Ancak ne yazık ki hayatta bu da var. Şimdi geleyim meselenize. Şayet eşinizin anne ve babası kendisinden önce öldü ise, bu halde doğal olarak onların malvarlığından miras payına düşen kısım ona kalmıştı. Şimdi onun ölümü ile de size gelecek. Yani sizin de bu işte payınız var. Payınızın ne olacağını söyleyemiyorum çünkü aile tablosunu bilmiyorum. Şayet anne ve baba biraz uzak ihtimal olmakla birlikte eşinizden sonra öldü ise bu durumda evet size dolaylı da olsa herhangi bir pay gelmiyor. Yani sizin durumunuzu ölüm tarihleri belirliyor. Siz her söylenene bakmayın bir bilenle bu işi götürün.