Yaprak Dökümü'nden yılın gafı çıkar mı?

Cuma, 15 Ocak 2010 - 05:00

Ve beklenen oldu. Yaprak Dökümü’nün (Kanal D) en masum karakteri küçük Ayşe altına kaçırdı. Gerçi eşofmanını görünce küvete düştü sandım; öyle feci işemiş kızcağız, düşünün artık...

İçiniz ezildi mi onu öyle görünce? Bir ebeveyn olarak benim ezildi biraz. Ama biliyorum ki bu hattan bir şey çıkmaz. Ailede kaçırmak fiili genetik çünkü...

Bakınız her şeyden önce ağız ishali olmuş gibi Yaprak Dökümü tayfası. Herkes herkesle her bir şeyi konuşuyor. Demek ki altlı üstlü kaçırma meselesi küçük yaşta başlıyor, sonradan sadece ağza ve akla devşiriyor...

Bir de belli ki uzun ömürlü olacak Ayşe. Başta baba Ali Rıza olmak üzere sülale dokuz canlı. Ne inme, ne kalp krizi ne de kanser filan işlemiyor aileye. Ama kim bulaşırsa onlara erken ölümle boyut değiştiriyor. Cem’i unutmadınız değil mi?..

Yine belli ki üçte bir oranında ahlaklı olma şansı var kızımızın. Ablalarından iyi gene sahip bir Fikret var. Ona çekerse sorun yok. Ama Necla ile Leyla olasılığından Allah korusun...

Bir de Ali Rıza ve Şevket gibi “sonradan düşme köşeli jetonlu bir embesil” olursa çekilmez o uzun ömür. Anneyle daha yakın olmaları gerek. Belki biraz da Ferhunde yengesinden ders filan alması. Kötüler hep uzun ve rahat yaşar çünkü...

Neyse. Çişten vazife çıkarmayalım. Her şeyin alabildiğine döküldüğü Yaprak Dökümü’nde, Ayşe’nin de çişi döküldü eşofmanı üzerine.

Bakalım Ali Rıza Bey “Ayşe’yi ömür boyu affetmeyeceğim” diyerek yılın gafına imza atacak mı; bekliyorum kendisinden öyle bir performans. Yakışır ağabeyime!

Alsancak biraz da Kordon değil midir?

Antakyalılar Asi’nin bölümlerinde mesafelerin birbirine karıştığını söyleyip durdular. Dizi bitmiş ama adres karmaşası devam ediyor... Benzer bir şikayet de Fırtına dizisinde Karadeniz ahalisinden gelmişti. Sürmene, Rize ve Artvin manzaraları birbirine girmişti orada da... Bu iki diziden sonra yine yarı coğrafik bir oluşum Kavak Yelleri için İzmir ahalisi serzenişte bulunuyor. İsimler, adresler, yerler birbirine karışmış durumda... İzmir’i planörle geçsen ulaşamayacağın mesafelere ulaşamayacağın zamanlarda varıyor Kavak Yelleri tayfası... Bir de mesela son bölümde olduğu gibi, Kordon’a aslında Alsancak da denildiğini filan bilmiyor. İzmirli alınıyor vallahi bu duruma... Mesafeleri koymuşlar bir kenara, adresleri şaşırmasalar bari diye not düşüyorlar bu köşeye. Haberiniz olsun!

Bir gün gelir unutulur!

Dikkatinizi çekti mi? Benim uzun süredir aklımdaydı. Kimse topa girmediği için girmek de farz oldu. Dizi oyuncuları pop star dönemini resmen kapattı... Çok değil on yıl öncesine kadar ergen odalarından asker dolaplarına, kıraathane duvarlarından billboardlara kadar hep müzik starlarının resimlerini görürdük... Tarkan, Mustafa Sandal, İzel, Yonca Evcimik, Yaşar hatta Sezen Aksu ve diğerleri. Hepsi idol kabul edilen tiplerdi. Türkiye’nin yarısı içlerinden en az ikisine aşıktı. Peki ya şimdi... Şu kadarını söyleyelim, artık müzik videosu yayınlayan kanalların neredeyse hiçbiri izlenmiyor. Akşam ayaklarını uzatıp kliplere gömülen izleyici öldü gitti... Varsa yoksa dizi oyuncuları; yükselen idol onlar. Hepsi az zamanda çok şöhret ve para sahibi oluyorlar. Ve daha ne kadar olacakları belli değil... Yine de tarih tuhaf bir mekanizma. Ve anayasası bir dönemin büyük sesi Banu’nun şu sözlerinde gizli; “Unutulmaz hatıralar, bir gün gelir unutulur”. Aman diyelim, aman dikkat!

Özetler çok uzun ama

Dizileri iki bölümde izlemeye alıştık sanırım. Biri özet, biri orijinal. Hangisi daha çok izleniyor; orijinali değil mi? Peki hangisi daha uzun; kimi zaman özetler...

Mesela bu konuda rekor Arka Sokaklar’da. Kanal D’nin dizisinin özeti resmen tekrar yayın uzunluğunda. Ezel’in özeti her hafta biraz daha uzuyor, Kurtlar Vadisi’nin resmen bir dizi genişliğinde filan...

Peki özetleri bu kadar değerli kılan şey ne? Sadece reklamlar değil elbette. Reyting sıralamasında özetler de orijinaller kadar izlenme alıyor gördüğüm kadarıyla...

İzleyici şikayetçi. Özetler çok uzun diyeni var. İzleme o halde desem; dinleyen mi var?

Adanalı’da kim kime küstü?

İdil komiser ya da şöyle söyleyelim Selin Demiratar iki bölüm sonra cuma gecesi izleyemeyeceğimiz dizi yıldızlarından olacak. Adanalı (atv) artık onsuz... Kendi ifadesiyle dizideki miyadı dolduğu için, yapımcının iddiasıyla sete suşi filan istediği için çekilmiş ipi karakterin. Hangisi doğru bilemem... Ama seyircinin algısında durum şu; son sezonda İdil komiserin rolü o kadar azaltıldı ki, geçen yıl başrol oyuncusu olarak zihne yerleşen Selin Demiratar resmen figürana döndü... Küçümsediğimiz yok, bazen figüranlar taşır koca dizileri. Ama tenzili rütbe, feci üzer artist takımını. Bu yüzden bir küskünlük olduğu doğru... Artık Selin’den yapımcılara doğru mu, yapımcılardan Selin’e doğru mu, seyirciden alayına doğru mu; zamanla göreceğiz, kime ve neye bu küskünlük?..