Yaprak Dökümü'ne cin kaçmış

a
a
Cuma, 17 Eylül 2010 - 05:00

“Yaprak Dökümü” (Kanal D) döndü. “Değişen bir şey var mı?” diye şöyle bir baktım üzerinden... Aylar geçmiş aradan. Ali Rıza Bey’e felç gelmiş. Ölememiş yine adam. Bir de üstüne “artık konuşamayacak galiba” diye heveslenmişken, ne gezer? İç sesi bülbül olup şakıdı durdu... O cephede değişen bir şey yok yani. Bir de biliyorsunuz Mithat Kara karakteri var bu dizide.

[[HAFTAYA]]

Bildiğin keldi adam iki sezondur. Saçları uzamış iyi mi? Peruk filandı ama meseleyi anladım o an... Bu dizide karakterler ölmüyor, keller sırma saçlı oluyor, kötülük koridorlarda kol geziyor. Evet, evet içine cin kaçmış olmalı Yaprak Dökümü’nün. Nasıl kaçmışsa artık bir türlü de çıkamıyor...

Arşivlik bir dizimiz daha oldu...

“Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin (Kanal D) üçüncü tekrarını izlediğimde anlatılan dönemin sadece yaşama alanı değil, insani detayları hakkında da çok çalışıldığından emin oldum... Sonra bir belgeselci dostumun, senaristlere kişisel arşivini açtığını söylediğini hatırladım. Böylesine titizlenen işler mutlaka bir kitle yaratıyor kendine. Hani olur a, reyting rekoru kırmasa bile, uzun süre gitmiyor izleyenin hafızasından... Asmalı Konak’ı kaç kişi hatırlar ya da bir dönem izlemek için sokakların filan boşaldığına tanıklık ettiğim Aliye’yi? Fakat bir “Çemberimde Gül Oya”, bir “Hatırla Sevgili”, bir “Elveda Rumeli” hafızalarda her daim tazeliğini korur. Sanırım öyle de böyle de geçse zaman, “Öyle Bir Geçer Zaman ki” hiç unutulmayacaklar arasında alacak yerini. Hissediyorum...

Can Dündar güldürdü...

Önceki gecenin esprisi bir mizah programı ya da diziden filan değil bizzat bir habercinin ağzından çıktı... NTV ekranında RTÜK’ün cezalandırmak için uyguladığı belgesel yaptırımından hemen sonra ekranda görünen Can Dündar bomba soruyu patlattı seyircilerine; “Nasıl, istifade edebildiniz mi?”. Kendi adıma çok güldüm. RTÜK’ün bu modası geçmiş uygulamalar yerine hakikaten istifade edebileceğimiz bir şeyler yaratması lazım... Her ekranda aynı belgeselleri defalarca izlemek vallahi izleyiciye ceza vermek oluyor...

Komedi Dükkanı’nın yönetmeni kim olsun?

Komedi Dükkanı bıraktığı yerden, hiç ara vermemiş gibi kepengini açtı yeni kanalı Star’da. Tolga Çevik önce Uğur Dündar’ın konuğu oldu, ardından dükkanını açtı... Uğur ağabeyin karşısındaki heyecanını görünce aklıma parlak bir fikir geldi. Tolga’nın programdaki görünmez partneri Uğur Dündar mı olsa? Hani heyecan vermesi açısından farklı bir iş çıkardı ortaya. Neyse. Esprilere gelince ekran eliyle alıştırılmaya çalıştığımız ortalama zekanın üstündeydi. Ben çok güldüm. Orada çekimleri izleyen seyircinin ne kadar eğlendiğini düşünemiyorum bile... Bir de çekimlerde klimaları açsalar bomba gibi olacak. Ter içinde yüzüyordu ekrandaki her yüz...

Kopyala kopyala yayınla!

Ekranda Geniş Aile’nin (Kanal D) başlatıp sevdirdiği “kelime oyunlu” mizah anlayışının giderek moda olduğunu görüyorum. Fox TV’nin “Çakıl Taşları” aynı kaynaktan besleniyor mesela... Bir de TRT’nin yeni dizisi Yerden Yüksek var. İzlediğim haliyle o da tipik bir Geniş Aile klonlaması... Hatta öyle ki Abaküs Zekai’nin kankası Kunter bile bu diziden gösterdi kafayı. Şimdi eminim; TRT usulü de olsa bir Geniş Aile’miz daha oldu...

'Sekiz' kanımı dondurdu

Ezel’e (atv) sürpriz bir şekilde dahil olan Kıvanç Tatlıtuğ’un tanıtım fotoğrafları düştü posta kutuma. Dikkatle incelerken gördüm ki bizim Behlül ciddi bir metamorfoza uğramış... Bildiğin evrim geçirmiş gibiydi hatta bir tanesinde. O çapkın Behlül gitmiş, yerine cani bir “Sekiz” (bu ne biçim isim yahu) gelmişti. Behlül’ün af buyurun başka uzuvlarıyla yaptığı delip geçme işini Ezel’de gözleriyle yapacağını düşündüm albümü bitirdiğimde... Allah dizi eşrafına kolaylık versin diyorum. Psikopat yaratmaktaki en güçlü dizi yine sıkı işler yapacak bu yıl belli ki...