Yaratıcı oyunlar, yaratıcı çocuklar

Pazartesi, 25 Haziran 2012 - 05:00

Sürekli oyuncak alan bir anne değilim ben. Hele ki, çocuklara aldığım bir oyuncağın, onların ilgisini çekme süresinin 4 saat olduğunu gördüğüm günden beri, hazır oyuncaklara sinir olmaya bile başladım. Kendi oyuncaklarımızı, kendimiz tasarlıyoruz evde çoğu zaman. Eski beyaz bir çoraptan kukla yapıp, renkli kalemlerle, harikalar yaratabildiğimiz için, artık çok nadir oyuncak alıyorum eve.

Zamanında aldığımız bir yığın oyuncaktan, evde adım atamadığımız için, topladım hepsini, cezaevlerindeki çocuklara verdim kısa bir süre önce. Fakat ev hala oyuncak dolu. Gelen oyuncak alıyor, giden oyuncak alıyor ben almasam da. Onları da ayırıyorum 6 ayda bir. Özlesinler oyuncaklarını diye, yarısını saklıyorum. İyi de geliyor bizimkilere. Halbuki, çocuğun önüne iki kaşık, bir tencere versen de, o zaten kendi oyununu kuruyor. Bizim zamanımızda bu kadar çok oyuncak çeşidi olmadığından belki de, kendi çocuklarımıza renkli, ışıklı ve sesli bir sürü oyuncak alıp duruyoruz. Ev de bir süre sonra, ses çıkaran ışıklı ve gürültülü bir oyuncak çöplüğüne dönüyor.

İlk zamanlar, sevgili arkadaşımız Ekin, bizim kızlara tahta topları boyayıp, üzerlerine renkli kalemlerle sayıları yazarak, bir nevi abaküs yapmıştı. Hala çocuklarımın en sevdiği oyuncaklardan biridir. Zaman geçip de kızlarım büyüdükçe, onlara anneannelerinin yaptığı bez bebekleri vermeye başladım. Sonra bir gün, beyaz bir çoraptan kukla yaptık birlikte. Kendi oyunlarımızı kuruyoruz artık. Televizyon başında, kendinden geçmiş, hipnotik çocuklarım olsun istemiyorum ben. Bu yüzden sürekli onları oyalayacak, beyinlerini yoracak şeyler bulmaya gayret ederim.

Hikayeli yap bozlar…

Evde kendimizin üretebileceği şeyler, bazen sınırlı oluyor. Mesela oturup yap boz tasarlayamam ben. Benim kızlarım yap bozlara bayılırlar. Evdeki tüm yap bozları gözü kapalı yapıyorlar. İlk defa onlara, hikayesi olan yap bozlar verdim geçen gün. Amaç, bir hikayeye bağlı kalarak, yap bozu tamamlamak. Diğer yap bozlardan çok daha eğlenceli. Basit gibi görünse de, hikayeye göre gidildiği için aslında çok daha zor bir yap bozdu. Önce hikayeyi okudum kartların üstündeki resimleri göstererek, sonra yap bozu tamamladım ve onlara uzattım. Ellerine aldıkları her kartı, tek tek anlattırdım onlara. Ortada bir hikaye olduğunu anlamalarını sağladım. Ellerinden düşürmüyorlar kartları şimdi.

Kafaları sürekli meşgul benim çocuklarımın bu ara. Birden fazla hikayeli yap bozlar var önlerinde. İşleri o yüzden hiç bitmiyor yavrucakların. Biz tesadüfen bulduk bu kartları, daha doğrusu kartlar bizi buldu. Sadece hikayeli yap bozlar yok elbette, çocuğun zekasını güçlendirecek, yaratıcılığını arttıracak daha neler var neler… Sesli, ışıklı, ayak altında sürekli ötüp duran saçma sapan oyuncaklardan kurtulduğumuz için, çok mutluyum artık. İlginizi çekebileceğini düşündüğüm için bir göz atmanızı öneririm. Edukids’in oyun kartlarını, pek çok çocuk doktoru ve pedagog da öneriyor işin güzel tarafı. www.edukids.com.tr