Mert Ali Başarır

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

YAŞ 35 ve Kılıçdaroğlu'nun boyu

Salı, 03 Ağustos 2010 - 05:00

Hoşbulduk!

Dört yıl önce Kadıköy Belediyesi’nin vatandaşa olduğu kadar kaldırımlara da ilgisizliği yüzünden, ‘kayak pisti’(!) olarak düşünülmüş bir eğimden yuvarlanarak, femur’u (uyluk kemiği) kırdık. İki operasyon ve iyileşme 4 yıla mal oldu.

Zor geçen günler, aylar birbirini kovaladı. Ama kitaplar ve mizah beni ayakta tutmayı başardı. Yeri gelmişken bu dönemde beni yalnız bırakmayan Rıfat Ababay’a ve bu sitenin yöneticisi, arkadaşım Mehmet Coşkundeniz’e teşekkürü bir borç bilirim.

Haftada iki kez, Türkiye ve dünya gündeminden sosyal, politik, ekonomik olayları, imbikten geçirip, elekten süzdükten sonra gülümseyen bir perspektifle ti’ye alacağız. Hasan Hüseyin’in ‘Acıyı bal eğledik’ misali, en sıkıcı, en tuhaf, en ağır, en komik, en üzücü, en can yakıcı hadiseleri, takibe alıp, mizahla marine ederek, servis yapacağız… Yüzünüzden tebessüm, dilinizden espri hiç eksilmesin.   

Siz de hoş geldiniz… Hadi buyurun sofraya…

***

YAŞ 35

CHP Genel Başkanı 'Dandi' Kemal'in, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 'darbelere davetiye çıkaran' 35.maddesi için değişiklik önerisine, başvekilden olumlu yanıt gelmişken, Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a 'açık çek' verdiğini söyleyerek eklemişti:"Parlamentoda yeterli çoğunlukları var,35.madde ile ilgili düzenlemeyi yapıp getirsinler. Biz parlamentoda gerekli desteği veririz."

Başvekil, bu 'açık çeke' 'komisyon'(!) kurulması şeklinde karşılık vermişti. Aslında çekin açık olmasından çok 'karşılığı olması' önemli. Çünkü CHP'nin hesabı, kitabı bir türlü tutmuyor, hep açık veriyor.

CHP'nin bu 'dalgalı kur' politikası, genel başkan yardımcısı Hakkı Süha Okay’ın 35. madde ile ilgili olarak "Cumaya kadar kanun teklifi vereceğiz. Hükümetin yüreği yetiyorsa gelsin katkı versin" açıklaması şeklinde sürmüştü. Teklif, “… parlamenter demokratik sistemin işlerliği çerçevesinde ve Anayasa’ya bağlı olarak korumaktır” şeklinde geldi. AKP’nin bu teklifi yetersiz bulduğu, yeni bir teklif verebilecekleri açıklandı.



Murat Yetkin, Radikal'de, AKP'nin 35 ile ilgili 4 olasılılığı sıralıyordu, biz de numaralandırıp sayalım; 35A-CHP teklifini reddetmek,35B-CHP teklifini desteklemek, 35C-Teklifi referandum sonrasına bırakmak, 35D-Teklifi AKP'nin vermesi, ya da bana göre 35-E Hiçbiri.

F-35 ise Amerika'nın yazılım kodlarını Türkiye'ye vermediği, İsrail'e satılan, manevra gücü çok yüksek ve radara yakalanmayan saldırı uçağıdır.

Kargalar uyurken

Bugüne kadar darbeler yapılırken top, tüfek, tank, dipçik, gözaltı, işkence, yargısız infaz, mahpuslar, nüfustan muaf yaştakilerin de dâhil olduğu 'dara çektikleri' yağlı urganlar yerine, sanki 35. madde gündeme geliyordu. Adam, gece yarısı, siviller, hükümet, bürokratlar, kargalar, hatta Anayasa Mahkemesi bile daha uyurken o saatteki 'gazete dağıtım kamyonları' gibi yollara çıkartıp, caddelere, meydanlara park ettiriyor tanklarını. " 35...35... Bekleme yapma, devam et!" deme şansın yok tabii. Çünkü tankın paletleri altında kalır, 'zayiat' olarak geçersin tarihe. Bu 'Netekim Paşa'nın elindeki 'sivil palet' değil ki; 'apoletli palet'.

Sıkıyönetim bildirilerinin numaraları dışında bir rakam hatırlayanınız var mı acaba o kara günlere dair? Geçici 15.madde gibi 'Rakamla terapi' devridir artık bunun 2010'daki adı. Üstelik ayet ve sure numaraları ile de payandalandırılıyordu bu vaazlar.

Beşibiryerde

35'i kaldırmakla değişen bir şey olmayacak ki. Zaten 211 kanun numaralı, 4.1.1961 kabul tarihli, 122 maddelik TSK İç Hizmet Kanunu’nda yer alan 35. madde; "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır" diyordu.



‘Netekim Paşa'nın (Kenan Evren) bir zamanlar "Anayasayı kıyısından köşesinden çekiştiriyorlar" kelamı gibi tefsire açık bir madde.

"Türk Silahlı Kuvvetleri ülkenin ve milletin bütünlüğünü, milletin hak, hukuk ve hürriyetini korumak, can ve mal güvenliğini sağlayarak korkudan kurtarmak, kanun ve nizam hâkimiyetini, devlet otoritesini tarafsız olarak yeniden tesis ve idame etmek gayesiyle devlet yönetimine el koyar" tarzı bir ibare yok ki.(Evren’in darbeyi muştuladığı ilk konuşmasından)

Oysa ‘Beşibiryerde’, teşriflerinin bir nedenini “Meclis iflas etmiştir” şeklinde duyurmuştu.

‘Nü’cü Netekim Paşa’

Çünkü 'Ne hakla, 35'e takla' kılıfıyla, yapan yapacağından geri kalmaz, 'belinden geleni,  kılıfına koymadan' uygular.

'Kuzunun'(!) semirmemiş olanıdır 35. Hızını alamayanlar için 35, bir dikişte süngerlenir, yerini hemen 70'lik alır.

Ya da 'Eminönü- Kocamustafapaşa' otobüsünün hat numarasıdır 35. Otobüs sivilse, muavin bağırır: "Paşaya... Paşaya... 35..."

Ya da ya da 'Nü'cü Netekim Paşa'nın Marmaris'ten hicret ettiği 'gâvur İzmir'in' plaka numarasıdır 35.



Bu yerli malı 35'ler dışında, Atlantik ötesi '35 faktörünü' de hiç unutmamak gerekiyor. Washington DC’ye yakınlığı, George Washington, Thomas Jefferson, James Madison, James Monroe başta olmak üzere 8 ABD Başkanı çıkardığı için 'Başkanların Anası' diye anılan, sınırları içinde CIA ve Pentagon'un binalarının bulunduğu, yüzölçümü bakımından '35. eyalet' Virginia'ya referandum ne yapsın? Zaten iç hizmet kanununun menşei, Pentagon değil mi? 
Bizdeki en bilindik 35 de Cahit Sıtkı'nın şiiridir ki şimdi bunu, o absürt üslubuyla 'Nü'cü Netekim Paşa'dan dinleyelim:

35 YAŞ
YAŞ* 35! 'Aslanlı Yol'un yarısı eder
Arap gibi tam ortasındayız biz de çölün
Bir iktidar hep gelir, bir hükümet hep gider
Mevki, makam, koltuk, dalkavuk varsa da bugün
Gözünün yaşına bakmaz, böyledir bu kader

Şakaklarında kanlı darp izleri mi var?
Kimin bu söyle işkenceci, bu dağınık yüz?
Ya gözler altındaki AB'li yıldız halkalar?
Neden ki artık böyle 'öteki' görürsünüz;
Yıllar yılı yanıltan beni o dev aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor anayasalar
Hangi kanuna baksam, artık bu benim değil
Nerde o astığım, kestiğim, aldığım canlar?
Tuval benim de olsa resimler benim değil
Asmayıp besleseydim, biter miydi tüm bunlar

Neylersin ölüm dediğin, herkesin başında
Mıntıka temizliği, zaman zaman olacak
Bir gün terhis olacan, kim bilir kaç yaşında?
Hiyerarşi deyince, astı üstü olacak 
Saltanatın kalacak, o musalla taşında.

*YÜKSEK ASKERİ ŞURA

**********************

İktidar boyla ölçülmez

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, Habertürk ekranlarında Kemal Kılıçdaroğlu’na  verdi, veriştirdi. Amerikan kovboy filmlerinde, kasabada düello öncesi, elinde terzi mezurası rakiplerin enlem, boylamını tespit eden ‘cenaze levazımatçıları’ gibi ölçü aldı. Kılıçdaroğlu’na “Şu kadar boyuyla bir şeyler söylüyor.” dedi. CHP lideri çareyi, Leman ve Penguen’den konsültasyon istemekte buldu. Ama ne demek istediği anlaşılmış oldu. 



Basketbol koçu gibi ‘pivot’ mu alacaksınız onu? Komando mu yazdıracaksınız? Ya da jön mü oynatacaksınız dizilerde? Yaşını, başını almış, evli, barklı adam. Bu saatten sonra kısmet aramaya da çıkmaz. Elindeki ile idare edecek.

Bülent Arınç, Amerikalıların kameralar karşısında, Saddam’ın dişlerini kontrol etmesi gibi, Kılıçdaroğlu'nun ağız sağlığına da bir baksın. Ya da laboratuarda ‘boncuk taraması’ yapıp, MR, Tomografi, PET ile tepeden tırnağa check up yaptırsın. 

Kılıçdaroğlu, CHP’de yapılan ‘boy sıralaması’ sonucu ön saflara geçti. Merak buyurmayınız, zaten halk partisi,‘statükoyu bozmamak için’(!) hep muhalefette kalmayı tercih eder. Savunma amaçlı, belki ‘hedef küçültmüş’ olabilirler. CHP lideri, ‘tabana’ mesaj vermek için de bundan sonra ‘tabanlık’ takabilir.  

Sayın Arınç, biraz sabırlı olun, ‘Amerikalı Kemal’den sonra (Derviş), bir de bu Kemal’i deneyelim. Biz bu coğrafyanın insanları olarak ‘boyumuzun ölçüsünü’ almaya pek bayılırız.

Ancak bu ‘boy sorunu’ bizi aşar, herkesin bir uzmanlık konusu var. Bu meseleyi çözmek, 55 yıllık hekim, büyük otorite sevgili Haydar Ağabey’in (Dümen) mıntıkasına girer. Yarım asırdır sorarlar, üşenmeden yine cevap verir: “Boyu önemli değil, işlevi önemli.”

Bu nedenle ‘iktidar’(!) boyla ölçülmez.
 

5