www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,2640 %-1,53
  • BIST78958 %0,12
  • EURO2,8815 %-0,38
  • USD2,1700 %-0,30

Posta.com.tr Yazarları

yazar
 
BU HABERİ PAYLAŞ
  • Arkadaşına gönder
  • Yazdır
 

Yollarda kaybolan kadınlar!

11 Ocak 2012
Yazı Boyutu:

Otomobil kullanan bazı hemcinslerimin yolları bilmemelerine, her daim sıkışık trafikte bir de yanlış yollara girip kaybolmalarına deli oluyorum… 

Yakın kız arkadaşlarım arasında da çok var yolunu bulamayan!… 

Öyle böyle değil; doğup büyüdükleri şehrin yollarına, tabelalarına, semtlerine bir turist kadar yabancılar…

Bu yazıyı yazmamın nedeni de, içlerinden iş çıkışı buluştuğum birinin  ayrılırken otoparkta söylediği bir söz oldu zaten: Sen önden git, ben seni takip edeyim. Otoparkın çıkışını bulamam ben şimdi…

Yuh artık, bu kadarı da olmaz demeyin, oluyor…

Hayır, şeytana pabucunu ters giydirecek bir zekâya sahip olmasalar anlayacağım sorunun nereden kaynaklandığını ya, neyse!

Bu yüzden gittikleri her yolculuk ayrı bir macera…

Mesela mecburen ikimizde de araba varsa, aynalarında havlusu eksik düğün konvoyu gibi arka arkaya gidiyoruz…

Ben önden, onlar arkadan…

Tahmin edeceğiniz üzere bir gözümle sürekli dikiz aynasından arkayı kolluyorum…

Geliyor mu, gelmiyor mu?

Zira başka bir arabayı takip edenler de var aralarında!

Yukarıda bahsettiğim otopark çıkışını bulamayan arkadaşım mesela…

Bir şirket aktivitesi sonrası eve dönerken bir arkadaşından yolu tarif etmesini istemiş. Arkadaşı da “Beni takip et, Atatürk Havalimanı tabelasını görünce sap” demiş. Velhasıl uzun bir takip sonucu bir sitenin otoparkından içeri girince başta şaşırmış ama anlam da verememiş.

Ta ki, öndeki araçtan inen tanımadığı bir adamdan “Hanımefendi neden beni takip ediyorsunuz?” sözünü duyana dek!

Hangi birinin yaşadığı, birbirinden komik yol bulamama macerasını anlatayım ki?

Trafiğin açık olduğu gecenin ilerleyen saatlerinde Mecidiyeköy’den Taksim’e arabayla kaç dakikada gidersiniz?
3, bilemedin 5 dakikada değil mi?

Benim sevgili arkadaşlarımdan birinin 3 saatte gidebilmek gibi üstün bir başarısı var!

Nasıl mı?

Kemerburgaz üzerinden!

“Mecidiyeköy’den nereye saptın da kendini bir anda Kemerburgaz’da buldun” diye bile sormaya korktum…

Sadece bugün aramızda olduğuna şükrediyorum…

Yine bir başkasının İstanbul’dan taş çatlasa 2 saat uzaklıktaki Keşan’a 7 saatte gitmişliği var!

Şaka gibi değil mi?

Bir gün biriyle Anadolu yakasına geçeceğiz, “Öğrendim artık yolu, sakın tarif etme, sesini bile çıkarma. Ben götüreceğim” dedi. “Peki” dedim, “Götür bakalım…”

Çıktık yola, her şey yolunda…

Derken yol ikiye ayrıldı…

Soldan giderse Aksaray-Vatan Caddesi, sağdan saparsa Kadıköy-Ankara…

“Sus sus, sakın söyleme” dedi, ağzımı bile açmadım…

Nereden gitti dersiniz?

Tabii ki soldan!

Son olarak başka bir kız arkadaşımın arabalı vapur macerasını anlatıp konuyu kapatayım…

Bodrum’a tatile gitmek için yola çıkıyor…

İzmit Körfezi’ni dolaşmak istemediği için Gebze Eskihisar’dan arabalı vapura binecek, Topçular İskelesi’nde inecek…

Lakin bir türlü Eskihisar Vapur İskelesi’ni bulamıyor…

Derken bir süre sonra iskeleyi görüp arabalı vapura biniyor …

Küçük bir deniz seyahatinin ardından vardığı iskelenin adının Eskihisar olduğunu görünce gözleri fal taşı gibi açılıyor…

Meğerse dolaşmak istemediği İzmit Körfez’ini bir güzel dolaşmış, asıl varmak istediği Topçular’dan arabalı vapura binip tekrar Eskihisar’a dönmüş...

Ne diyeyim?

En azından doğum günlerinde artık onlara ne hediye alacağımı iyi biliyorum…

Navigasyon cihazı!