www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,9380 %-0,30
  • BIST78081 %0,56
  • EURO2,8415 %-0,28
  • USD2,2445 %0,25

Sokak müzisyenleri

31 Ağustos 2013
Yazı Boyutu:

Yıllar önce, henüz çok genç iken, birkaç günlüğüne Macaristan’a uğramıştım. İlk orada tanıştım Lizst, Brahms, Bartok, Kodaly ve Çigan müziği çalan sokak kemancıları ile... Daha öncesi, sokakta müzik kavramımı şekillendiren anılar içinde bol bol davul zurna ve hatta tefle ayı oynatan zalim adam vardı. Davul zurnayı hâlâ çok severim, ayı oynatıcısından hep nefret ettim. Macaristan’da hayran hayran Çigan müziği çalan kemancıyı dinlediğimi anımsıyorum... Sonrasında Brahms’ın Macar Dansları’nı bestelediğini, Lizst’in bir Çingene kızına âşık olup da ünlü Çigan keman sololarını yazdığını öğrenecektim. Zaman içinde ülkemizde de yaygınlaştı sokak çalgıcıları. Bir şekilde mikrofonlu sistem kurup sanat müziği söyleyen görme engelli gruplar, metroda kanun çalanlar, İstiklâl’de Güney Amerikalı gruplar, rastalı reggae’ciler ve hatta Kadıköy Çarşı’da kemancılar görür olduk.

Capitol Alışveriş Merkezi’nin yemek katında; sık sık denk geldiğim, öğle saatlerinde canlı klâsik müzik çalan bir piyanist var örneğin. En sadık dinleyicileri, küçük çocuklar. Durup dinliyorlar. Büyükler ise önlerindeki yemekten başka bir şeyin farkında değiller. Bir konser salonunda çıt çıkarmadan dinleyeceğimiz parçaları, sokakta duyduğumuzda umursamazca davranıp önemsizmiş gibi yapıyoruz. Buna en tipik örnek; dünyanın en iyi kemancılarından Joshua Bell’in, elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanı ile Washington DC metrosunda 6 tane Brahms eserini çalması ve kimsenin durup dinlememesidir.

Youtube’a Joshua Bell in Metro yazdığınızda, bu müthiş konsere ve hikâyesine ulaşabilirsiniz. Hâlbuki ne güzel ve ne önemlidir sokakta yapılan müzik. Bir nefestir... Bir moladır hayattan, koşturmacadan. Çok değil, 2 ay önce; Taksim Meydanı büyülü bir geceye sahne oldu. İtalyan piyanist Davide Martello yıldızların altında piyano çaldı. Taşa, toprağa, barikata, ateşe, suya, gaza ara verildi... Herkes dinledi.

Birkaç saat için sanki, her şey ‘iyileşti’. Sonrasını anlatmayacağım, zaten biliyorsunuz. Ne diyorduk; ha evet; sokakta müzik ve müziği sokağa taşıyanlar... Benim için bir şehrin sürprizlerinin en güzellerinde sokak müzisyenleri. Sırbistan’ının Novi şehrinde, her yıl Eylül ayının ilk haftasında ‘sokak müzisyenleri festivali’ yapılıyor. Duyunca çok özendim. Ben de istiyorum, biz de yapalım... Kime diyeceğiz bunu?

Büyülü kavanozlar

Herkesin bir terapisi var. Yaşam üstümüze balya balya yük atarken sola doğru kaçmayı beceremeyip altında kaldığımız günlerde, çare aradığımız terapiler... Ergenlerde desibeli yüksek metal müzik olarak tezahür eden bu ‘isyansal terapi’, bizim gibi yaşlarda, yerini daha tevekküllü aktivitelere bırakıyor. İsyanın yerine de iyileştirici arayışlar geçiyor. Kimisi bu yaz sıcağında yünlere sarılıyor, atkılar üretiyor. Kimisi kendini temizliğe adayıp hırsını deterjan köpüklerinden alıyor. Kimisi şişede balık olmayı seçiyor. Kimisi yollara düşüp kilometrelerce yürüyor.

Ben ise düzinelerce kavanozluk reçel kaynatıyorum. Her türlü meyveyi, şekere yatırıp reçel yapıyorum. Kasa kasa domatesi, vıcık vıcık ezip fokur fokur kaynatıyorum. Yeşil yeşil fasulyeleri, küçük küçük doğrayıp hırsımı alıyorum. Hepsini kavanozlara kapatıp vakumlu kapaklarını sıkıştırıyorum. Masa, kiler, pencere pervazı demeden irili ufaklı diziyorum. Sebzeler, meyveler kavanoza girdikçe ruhumun cini serbest kalıyor sanki. Mutfağın sıcağı içinde, ateşin alazına bakıp patlıcan reçelinin veya ev yapımı tarhananın altından kalkıp kalkamayacağımı tartıyorum. Herkese öneririm...

Ekonomi tıkırında değil...

Ev ekonomisinden ülke ekonomisine geçiş yapalım. Son haftalar içinde oluşan tabloya göz atalım:

¦ Amerikan dolarının artışı karşısında, içinde Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin para birimi değer kaybetti

¦ Bu değer kaybı bazı ekonomi çevrelerinde ‘tarihi’ olarak niteleniyor

¦ Cari açık tehlike sinyalleri veriyor

¦ Doların artışı ile birlikte ‘enerji maliyeti’ de yükseleceği için, kış aylarında faturalar kabaracak

¦ Dolar artınca konut satışlarına talep düşecek, inşaat sektörü etkilenecek

¦ Yakıt fiyatlarının artması ile birlikte havacılık ve ulaşım sektörleri de biletlerde fiyat artışına gidecek

¦ Siyasi gerilimin artması da doların seyrini tırmandırıyor

¦ Faiz oranlarının enflasyon üzerindeki baskısı artıyor, bu hiçbir zaman hayra alâmet değildir

¦ Yine en büyük zararı, küçük yatırımcı görecek

¦ Yurt dışı piyasalarda Türkiye’nin kredi notunun düşürülmesi gündeme gelebilir

¦ Yurt dışından sıcak para girişine bağımlı ekonomimizde likidite sıkıntısı yaşanacak Kısacası, tüm dünyayı etkileyecek bir dalga geliyor. Buna hazırlıklı ülkeler krizi daha kolay atlatacak ama biz açıkta yakalandık fırtınaya. Üstelik bu global krizin 2015’e kadar sürebileceği öngörülüyor.

Zor günler geliyor. Hepimiz etkileneceğiz. Umarım batmadan atlatırız.

BU HABERİ PAYLAŞ

Yazarın diğer yazıları