www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,4650 %-0,02
  • BIST79417 %-0,10
  • EURO2,8294 %-0,13
  • USD2,2323 %-0,34

Yaşadığın aşk mı yoksa saplantı mı?

07 Ağustos 2010
Yazı Boyutu:

İstanbul Kadıköy’den yazan “Aydın” rumuzlu okurum “Onu görmeden yapamıyorum. Her gün karşısına çıkıyorum. Her bulduğum fırsatta ona aşkımı ilan ediyorum. Ama bana ‘Evet’ demiyor. Benimle ilgilenmediğini, aşık olmadığını defalarca söyledi. Ben yine de vazgeçemiyorum. Onun beni sevmesini sağlayacak bir yol yok mu?” diye soruyor. Mersin’den “Kumru” rumuzlu okuyucum ise “Yıllarca benim peşimden koştu ama onu hep reddettim. Ancak zaman içinde gördüm ki ona aşık olmuşum. Şimdi ben onun peşinden koşuyorum, o bana yüz vermiyor. Bir sevgilisi olmadığını biliyorum. Öyleyse neden bana bir şans vermiyor? Yoksa benden o günlerin intikamını mı alıyor?” diye soruyor ve bunun bir saplantı olduğunu “Bu bende artık bir saplantı haline geldi” sözleriyle itiraf ediyor.

***

Bu iki okurumun da yaşadığı aşk değil, elde edememekten kaynaklanan saplantı. Peki yaşadığınız şeyin saplantı olduğunu nasıl anlayacaksınız? Aslında kendinizi dinlerseniz, kendi hareketlerinizi test ederseniz saplantı mı aşk mı olduğunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Saplantı güvensizlik duygusu getirir. Aşktaki gibi heyecanlanırsınız ve sabırsızlanırsınız fakat gerçek anlamda mutlu olamazsınız. İçinizi kemiren şüpheler, cevaplanmayan sorular, onun tarafından sevilmediğinize dair düşünceleriniz vardır. Hayal bile kuramazsınız. Oysa aşkta, aşık olduğunuz kişiyle ilgili sürekli hayal kurarsınız. Yine heyecanlanırsınız ama o heyecan bile mutlu eder sizi. Aşkınızın sizi sevmediğini aklınıza bile getirmek istemezsiniz. Hatta aşkta durum öyle farklıdır ki, sevmediğini bilseniz bile bunu ona konduramazsınız. Yani sevgisinden şüphe etmek aklınıza bile gelmez.

***

Saplantılı insan, “Eğer benim değilse hiç kimsenin olmasın” gibi hastalıklı bir düşüncenin içine bile girer. Tamamen bencildir. Aşık insan ise kendisiyle birlikte olmasa bile sevdiğinin mutluluğunu ister. Hatta başkasıyla mutlu olacaksa eğer aradan çekilmeyi bile kabul edebilir. Saplantılı insan sürekli huzursuzdur. Bu huzursuzluğu yüzüne yansır. Sinirlidir, en ufak bir şeye bile öfkelenir. Bu biraz da kendine güvensizlikten kaynaklanmaktadır. Saplantılı insan, saplantı haline getirdiği insana zarar vermeyi düşünür. Sadece ona değil, onun çevresindekilere de zarar vermeyi düşünür. Canını yakmak ister.

***

Şimdi kendinize sorun bakalım, siz de böyle duygular içinde misiniz? Eğer öyleyse sizinki de aşk değil saplantı. Ve genellikle saplantının olduğu yerde uzun soluklu ilişkiden söz etmek mümkün değildir. Çünkü o saplantı elde edinceye kadar sürer. Elde ettikten sonra da heyecanını kaybeder. Kendinizi saplantılardan korumanın tek yolu aşkı bir hırs aracı olarak görmemektir. Başkalarına, başkalarının duygularına saygı duymayı öğrenmelisiniz. “İstemiyorum” diyene ısrar etmemelisiniz. Bunu onun için değil, kendiniz için yapın. Saplantılı insan aslında kendisine saygısını da kaybetmiş insandır. Aşkı keyifle yaşamak varken hastalıklı hale getirmenin hiç alemi yok.

***

Not: Bu yazıyı yeni çıkan “Ve kadınlar... Ve erkekler... Ve aşk...” adlı kitabımdan aldım. Yeni kitabım aşıklara bir rehber niteliğinde. Kitapçılarda, bilginize...

BU HABERİ PAYLAŞ
YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun