Önceki Fotolar

Yatarak film izlenebilen modern otel projesi

Kerem Akça, 47. Rotterdam Film Festivali’nde gezdiği Sleep Cinema Hotel’i değerlendirdi.  KEREM AKÇA / kerem.akca@posta.com.tr    

06 Şubat 2018, Salı 14:40
A A

Tayland Yeni Dalgası’nın öncü yönetmeni Apichatpong Weerasethakul’u kimisi nefretle, kimisi sevgi ile anar. Açıkçası ben, bazı filmlerine ‘video-art çalışmasından ötesi değil’, bazı filmlerine ‘olağandışı ve egzotik vizyonu olan bir yönetmen’ fikriyle yaklaşabiliyorum. Bu sebeple de onun Sleep Cinema Hotel projesine girmesini de doğru buldum.    

“Tropik Hastalık” (“Sud Paralad”, 2004), “Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor” (“Loong Boonmee Raleuk Chat”, 2010), “Mekong Hotel” (2012) gibi sinemada ‘video-art’ kıvamındaki deneylerle zaman harcamasından ziyade böylesi bambaşka projelerle ‘zihin jimnastiği’ne kayması daha sağlıklı. 1998’de Hubert Bals Fonu’na ulaşan ilk uzun metrajı “Mysterious Object at Noon”dan (“Dokfa Nai Meuman”, 2000) beri yönetmenin Rotterdam ile arası iyi. Bu sebeple de böyle bir işe girmesi gayet doğal.  

Kürator Edwin Carels’in katkısıyla da öğleden sonra 4’te açılıp sonraki öğlen 12’ye kadar konukların kalabildiği bir ‘modern sinema oteli’ tasarımı canlanıyor. Bu otelin giriş katında konaklanması da, üst katından sergi gibi izlenmesi de mümkün olabiliyor. Sleep Cinema Hotel, Apichatpong Weerasethakul’un uyku hastalığına yakalanan askerler için ‘uçarı bir şifa’ aradığı ‘yatakhane’ tanımıyla dikkat çeken “Saltanatın Mezarlığı”nın (“Rak ti Khon Kaen”, 2015) mimarisini fazlasıyla andırıyor. Oradaki ‘kendinden geçme’ durumu da buraya uygulanmak istenen sanki.  

Dünya Ticaret Merkezi’nin yan bölmesine yerleştirilen bu proje adeta nefes alıp verebiliyor. Yukarıdan da manzarası var. Ama esasen üçüncü kattan içeri girince her şey ortaya çıkıyor. Bir depoda birbiriyle bitişik yataklar ‘ranza’ olarak tasarlanmış. Onların karşısında ise oval şeklinde bir perde duruyor. Sanki sessiz sinema eğlencesi gibi. Hollanda’daki Eye Filmmuseum ve Netherlands Institute for Sound and Vision destekli bir proje bu. Filmler de klasiklerden seçilmiş ve bu yatıştırıcı atmosfere uygun.    

Weerasethakul’un bu müzelerde satılması için özel bir kitap hazırlaması ve konuklar için lobide otel kuralları içeren bir broşür hazırlaması da ilginç. Onun egzotik ve büyüleyici dünyasını canlandırmak için bundan daha ötesi olamazdı! Deneysel sinemayla ve video-art ile yakın ilişkideki Rotterdam Film Festivali’nin Frameworks projesine elbette böyle bir yaklaşım daha da değerli. Festivalde stop-motion animasyonla da haşır neşir Quay Kardeşler’in sergisi de yapılmıştı geçtiğimiz yıllarda…  

Sleep Cinema Hotel, benim gezip görebildiğim kadarıyla da şaşkına çeviren deneysel bir proje. Sinemanın ve filmlerin uyurken de deneyimlenip rüyalarımıza girmesi, bizi hipnoza sokması gerektiği mesajını veriyor. Weerasethakul’un “Mutlulukla Kalın” (“Sud Sanaeha”, 2002), “Saltanatın Mezarlığı” gibi iyi filmleri olduğunu kabul etmek lazım. Ama bu proje onun otel tasviri sunduğu “Mekong Hotel”inin üzerinde bir sanat kafası ve zekası içeriyor.