Yatırımcının yanıtını aradığı 4 soru

a
a
Salı, 10 Kasım 2009 - 05:00

Birkaç ay öncesinde ‘Kriz ne zaman sona erer?’ sorusunun yanıtı aranıyordu. Şimdi her toplantıda ‘Yeni bir kriz gelir mi’ sorusu ortaya atılıyor. Ardından başka sorular gündeme geliyor...

Gördüğüm kadarıyla 4 önemli soru işareti var:

1. Ekonomide yeni dip yaşanır mı?

2. Piyasalarda büyük bir balon oluştu mu?

3. Altın daha ne kadar yükselecek?

4. Euro ve dolar paritesinin geleceği ne olacak? İçeriye bu oran nasıl yansıyacak?

Ekonominin yakın geleceği

1. ABD ekonomisinde, ona bağlı dünyada yeni ‘dip’ bekleyenler var. Ancak, geçtiğimiz günlerde 46 önemli Amerikalı ekonomist ile bir anket yapıldı. Bu ankete göre, üçüncü çeyrekte yüzde 3.5 olan büyüme oranı, önümüzdeki dönemde de devam edecek. 2010 büyümesi yüzde 2.8-3 arasında gerçekleşecek.

2. Dünyada CEO’ların bakışı olumluya dönüyor. Türkiye’de de benzer bir tablo var. Capital ve Ekonomist’in CEO Club’ının üyeleriyle bir anket yayınladık. Tabloyu burada görüyorsunuz. CEO’lar geçen yıla göre, gelecekten çok daha umutlular.

Borsada balon oluştu mu?

3. Piyasalarda çok ciddi yükseliş oldu. Borsalarla birlikte bütün hammadde fiyatları yükseldi. Dow Jones 6 bin 500’den 10 bin 100’e, İMKB 20 binlerden 50 bine yaklaştı. Durgunlukta, şirketlerin para kazanmadığı dönemde bunun bir balon olduğuna kesin gözüyle bakılıyor. Ancak, paranın gideceği bir adres de olmadığı için, hammadde ve borsalar yükseliyor. Bir yerde realize olacağı da kesin.

4. Altın da benzer nedenle yükseliyor. Okuduğum uzmanlar, bu fiyatlardan sonrasını zor görüyorlar. Biraz daha gidebilir mi? Gidebilir... Ama bu fiyatlardan almanın getirisi ne kadar olur, onu iyi düşünmekte yarar var.

5. Paritede euro dönemi yaşanıyor. Bir süre daha dolar ‘carry trade’ (düşük faiz getiren bir para biriminden borçlanıp krediyi yüksek faiz getiren bir para birimine yatırmak) aracı olarak kullanılacak gibi... Ama sonuçta, her zaman bu trendlerin bir sonu vardır. Trend bozulana kadar, dikkatlice onun üzerinde sörf yapmakta yarar var.

Hız yönetimine dikkat!

Bu kriz döneminde işini iyi yönetenlerden duyduğum en önemli değerlendirmelerden biri, ‘Hız kesmemek’ idi. ‘Otoyolda giderken, birden sert frene basarsanız, sadece siz değil, başka araçları da tehlikeye atarsınız’ benzeri yaklaşımları savunanlar, durgunluk da olsa, kontrollü sürat yönetimini savunuyorlar. Aksini yapanları da kriz döneminde gördük. Birden hıza bastıklarında, hem kendilerini hem de iş ortaklarını ciddi sıkıntıya soktuklarına tanık olduk.

Hafta sonu bizim Form Sante dergisinin 15’inci yılı için Güral Sapanca Otel’deydik. Kütahya Porselen ve Güral Seramik’in patronu Nafi Güral ile sohbet ederken, o da ‘Otobanda hız’ konusuna dikkat çekti: “Krize rağmen işlerimiz iyi gidiyor diyen, başarısının sırrını ‘hız yönetimine’ bağlıyor.”

Zor sektörde büyümek!

Porselen ve seramik, aslına bakarsanız krize duyarlı sektörler... Böyle bir sektörde yer alan şirketin, yaşanan global sıkıntıyı, büyüme ile atlatması çok önemli... Nafi Güral, bu başarıyı anlatırken, stratejisini de şöyle ortaya koyuyor:

- Seramik sektöründe 22 önemli tesis var. Bunların 6’sı tamamen kapalı, kalanların önemli bölümü düşük kapasiteyle çalışıyor.

- Porselen, biraz dağınık sektör... 4 ana oyuncu var. Bu sektörde de kapasite sorunu var.

- Her iki sektörde de bizim kapasitemiz çok iyi. 2009’u, 2008’in yüzde 14 üstünde kapatacağız.

- Bu dönemi iyi yönettik. Kriz başlayınca, iş ortakları, çalışanlar ve müşterilerle toplantılar yaptık, durumu paylaştık.

Duran pazarlara odaklandık

- Kriz öncesinde sektör hızlı gidiyordu. Otoyolda hızlı giderken, birden durulmaması gerektiği yönünde strateji benimsedik. Bunu da başarıyla uyguladık.

- Oysa iki sektörde de riske girmek istemeyen çok sayıda şirket frene bastı, küçülme yoluna gitti.

- Biz ise frene basanların, duranların pazarlarına odaklandık, satışlarımızı artırdık. Üstelik fiyat indirimi de yapmadık.” Bu ortamda ‘İşlerimiz iyi’ diyen işadamı bulmak zor. O nedenle paylaşıyorum. Çünkü, geçen hafta içinde küçük işletme sahiplerine bir konuşma yapmıştım. Orada genel hava, ‘Böyle ortamda satış artırılmaz’ idi. Başaranları ortaya koyup, olabileceği mesajını da vermek istedim.

Kişisel başarının 5 sırrı

Peter Drucker’ı tanıyanlar vardır. Dünyanın en önemli yönetim gurularındandı. Yaşasaydı 100 yaşına basacaktı. Birkaç yıl önce vefat etti.

‘Bilgi işçisi’ gibi çok sayıda yönetim kavramını gündeme getirdi, onlarca dev şirkete danışmanlık yaptı. Öldüğünde arkada çok sayıda baş yapıt denebilecek kitap bırakmıştı.

Yönetim uzmanı Bruce Rosenstein, çok yeni bir kitap yayınladı. ‘Living in More Than One World’ (Bir Dünyadan Fazlasında Yaşamak) adlı kitabında, efsane yönetim gurusunun öğretilerinin, kişisel hayata aktarılabileceğini, ondan dersler alınabileceğini ileri sürüyor.

İş hayatında başarıya ulaşmak isteyenlere, Drucker’ın öğretilerinden kritik önerilerde bulunuyor Rosenstein. Aşağıdaki 5 öneriyi, şirketlerde başarının formülü yazan Drucker’dan, kişisel başarının sırları olarak algılamak mümkün:

1. ‘Yaşamınızı baştan aşağı tasarlamanız’ başarılı hedefler belirlemenize bağlıdır. İş dünyasında kendileriyle barışık bireyler, hayatlarını sadece çalışmaya adamakla kalmazlar. Aynı zamanda çok boyutlu ilgi alanları da yaratırlar.

2. ‘Çekirdek becerilerinizi geliştirmek’ demek, önce iş-kişisel mükemmellik alanları tanımlamak anlamına geliyor. Ardından da onlardan mümkün olduğunca fazla faydalanmak demektir.

3. ‘Kendi geleceğinizi yaratmak’, gelecekte orijinal kariyerlerini daha fazla sürdüremeyecek çok boyutlu bireylerin kendilerine paralel veya ikinci bir kariyer çizebilmeleri anlamına gelir.

4. ‘Cömertliğinizi göstermek’, iyilik yap iyilik bul kavramının çok daha resmi bir yoludur. Bunu yapmanın yolu da gönüllülükten, akıl hocalığından, kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda çalışmaktan ve sosyal girişimcilikten geçiyor.

5. ‘Öğretmek ve öğrenmek’, sadece uzmanlığın paylaşılması değildir. Ancak yaşam boyu süren bir öğrenme sürecinde farklı alanlarda uzmanlığın geliştirilmesine devam edilmesidir.