Yayınlamamak da kârlılıktır!

Salı, 03 Şubat 2015 - 05:00

Atv “En Sevdiğim 3 Şarkı” isimli yarışmayı bir anda yayından kaldırdı. Buna göre yarışma üçüncü şarkıyı göremeden gitti diyebiliriz... Peki, iki bölümlük işlerin kanala ve yapımcıya ne kadara patladığını, daha doğrusu zararın büyüklüğünü düşündünüz mü? Ben sizin adınıza düşündüm ve neticeyi hemen aktarayım... İki bölümde yayından kalkan böyle yüklü prodüksiyonların açtığı mali zarar en az 750 bin TL olarak özetlenebilir.

[[HAFTAYA]]

Bu zararın önemli bir kısmı yapımcının cebinden çıkıyor. Kanal da işi bir miktar zararla kapatıyor... Peki, böyle bir yükü kaç yapımcı kaldırabilir? Geçtiğimiz yıl batan irili ufaklı en az 10 küsur yapım şirketi olduğunu not düşersek, sayı giderek azalıyor... Çare basit; inanmadığın işi yapmayacaksın, satmayacaksın, yayınlamayacaksın. Kendini işine, seyirciyi de kendine küstürmeyeceksin!

SAATİ ŞAŞINCA SEYİRCİ İSYAN ETTİ

“Kara Para Aşk” (atv) izleyici kitlesi adına okurum Eylül Gül şöyle bir serzenişte bulunuyor; “‘Kara Para Aşk’ı başladığı günden beri destekleyen kitle olarak 2’nci sezonda dizinin senaryosunun bozulduğunu, yapımcısının diziye gereken özeni göstermediğini düşünüyoruz. Atv’nin maçları yayınlama sevdası da eklenince dizideki düşüş kaçınılmaz oldu. ‘Kara Para Aşk’a adeta ‘üvey evlat’ gözüyle bakan senaristlerimiz son bölümlerde mantık hatalarıyla dolu bir senaryo ile yola devam ediyor... Kendi yazdıklarını unutur hale geldiklerinden mi yoksa senaryoyu kendileri yazmadıklarından mı bilmiyoruz ama ‘Allah Allah biz mi yanlış izledik?’ deyip en sonunda haklı çıkıyoruz...

Bize göre yapımcımız diziye ilk günden beri gereken desteği vermiyor. Ve dizimizin kanalı atv de, maçlar olduğu için dizimizi ya yayınlamıyor ya da geç saatlerde yayınlayarak final sahnesini yarım saat kadar kesip bölümü pat diye bitiriyor. Fragmanda izlediğimiz sahneleri dizide göremez hale geldik... Sonuç itibarıyla ‘Kara Para Aşk’ı kendi saatinde, 20.00’de izlemek başından beri desteğini esirgemeyen izleyicinin en doğal hakkıdır, sevgiler”...

RUH SAĞLIĞINI BOZMAYAN HABERLER...

Galiba son günlerde izlediğimiz haber bültenleri içeriği için en doğru sözü her akşam Kanal D Haber’de Cüneyt Özdemir söylüyor... “Yarın ruh sağlığınızı kaybetmeden izleyebileceğiniz haberlerde buluşmak ümidiyle” diyerek bülteni kapatan Cüneyt Özdemir, giderek üçüncü sayfa haberlerine odaklanan reyting odaklı haberciliğin üstümüzde yarattığı tahrifatın altını önemli bir tespitle çiziyor...

Sahiden de sokaktaki adamın son zamanlardaki ortak görüşü; “haber izleyip sinirlerimi oynatamam arkadaş, besbelli toplum olarak cinnet geçiriyoruz” minvalinde... Elbette olan buysa, olanı saklamanın bir manası yok ama bu cinnet haberlerini her gün bir öncekinden farklı olmadan önümüze sürmek toplumsal sağlığı tehlikeye atıyor. Yalan mı?

HAFTAİÇİ BİRİ HAFTASONU DİĞERİ

Tarz yarışmalarında hafta içi rekabetinde TV8, hafta sonu rekabetin de ise Show TV önde gidiyor... Açıkçası yarışmaların tekrarları reyting anlamında bazen ana yayının önüne bile geçiyor. Listelere bakınca bu daha çok Show TV’nin karşılaştığı bir durum gibi görünüyor...

Kanalın hafta sonundaki kozu Bülent Ersoy’u çok efektif kullandığını görüyoruz ama toplamda “Bu Tarz Benim”in daha çok TV8’de izlendiğini söyleyebiliriz. Hani meraklısı varsa...

İKİ YARIŞMA İKİ NOT

TRT ekranlarının yerli “Survivor”u diyebileceğimiz “Ana Ocağı” bu haftadan itibaren etaplarını 10 güne çıkardı. Yani yarışmacılar artık performanslarını beş gün değil, on gün üzerinden yarıştıracaklar... Bu arada TV8 ekranında büyük umutlarla başlayıp sessiz sedasız yayına devam eden “Ütopya” isimli yarışmada da sinirlerin fena halde gerildiğini görmeye başladık.

Sinirler gerildikçe reytinglerin de arttığını söyleyebiliriz. Düz bir hesapla “Ütopya” eğer devam ederse haziran ayı gibi çok izlenen ekran işlerinden biri olabilir, tabii yürekler bu gerginliğe dayanabilirse!

SAKAL OYUNCULUĞUN YARISINI KAPATTI

Dizilerde ciddi bir sakal modası başladı. Sanırım ekranda bu hattı “Muhteşem Yüzyıl” açmıştı. Ve sonra saçı sakalı birbirine karışmış elemanlar ne olduğunu kestiremediğim bir hızla dizilerde virüs gibi yayıldı... Gülçin Dokur isimli okurum, hemen her dizide sıklıkla rastladığımız “sakallıları” sayıp not düşmüş; 100 küsur karakter sakallarıyla ekranda arzı endam ediyorlar... Yakışanı da bırakıyor, yakışmayanı da. Ama şu kadarını söyleyeyim sakal bu kadar sıradanlaşınca bir albeni olmaktan uzaklaşıyor. Hatta dizi karakterleri fazlasıyla birbirine benziyor. Çünkü sakal dediğin oyunculuğun yüzde ellisini yani mimikleri yok ediyor...