Alman Devlet Liyakat Nişanı

14 Mart 2011, Pazartesi 05:00
AA

takip etmiştir, bir süre önce Federal Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulf tarafından son yıllarda ülkemizde ve Almanya’da engellilerle ilgili yaptığımız çalışmalardan dolayı ‘Alman Devlet Liyakat Nişanı’na layık görüldük. 18 Şubat 2011 günü Frankfurt Anakent Belediye Binası Limburg Salonu’nda yapılan törende, Hessen Eyaleti Devlet ve İçişleri Bakanı Boris Rhein tarafından liyakat nişanı tarafımıza verildi.

Binlerce tebrik

Aradan geçen süre içinde tanıdığım, tanımadığım birçok okurumdan ve özellikle engelli kardeşlerimden tebrik, telefon, mail ve mesaj yoluyla kutlamalar aldım. Hepsine ayrı ayrı cevap veremeyeceğim için buradan sevgilerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

[[HAFTAYA]]

Hamit Turhan’ın yazısı çok mutlu etti

Aynı zamanda gazetemiz POSTA’nın da spor yazarı olan Hamit Turhan, 24 Şubat günü Fanatik Gazetesi’nde benimle ilgili bir yazı yazdı. Yakından tanıyanlar bilir, ne kimseye yalakalık yaparım, ne de bu tip davranışlardan hoşlanırım. Ama samimiyetle söylemem gerekir ki Hamit Turhan’ın yazdığı bu yazı beni aldığım ödül kadar mutlu etti. Çünkü Hamit’in nasıl gerektiğinde ters bir adam olduğunu yakinen bilirim. Şimdi o yazıyı aşağıda sizlerle paylaşmak istiyorum.

‘Kumsaldaki adam!’

“Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan yaşlı bir adam olduğunu fark eder.

Yaşlı adama yaklaşır:

-Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?

Yaşlı adam yanıtlar;

- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam kumsalda ölecekler.

Yazar sorar;

-Kilometrelerce sahil, binlerce denizyıldızı var. Ne fark eder ki?

Yaşlı adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.

- Onun için fark etti ama...

***

Yukarıdaki öyküyü bir kez daha sütunlarıma taşımamın sebebi yine Yavuz Kocaömer’dir. Çünkü onu tarif edecek en iyi hikayedir. Yavuz Kocaömer de o ıssız kumsaldaki ihtiyar gibidir. Milyonlarca denizyıldızı vardır Kocaömer’i bekleyen... Her gün, gün ağarınca kumsala iner Kocaömer. Güneşin altında kavrulmak üzere olan biçare denizyıldızlarını teker teker toplar ve yeniden hayat bulacakları can suyuna geri gönderir. Onlara bir yaşam bahşeder. Tek işi budur. Yetişebildiğine yetişir, kurtarabildiğini kurtarır. Hepsine ulaşamayacağını anladığı zaman da, aylak aylak gezen başka yaşlı adamları kollarından tutar sahile indirir. Çünkü bilir ki, bu ülkede denizyıldızlarına sahip çıkacak birilerine ihtiyaç vardır. Onlar olmazsa öleceklerdir. O, sahipsizlerin sahibi, kimsesizlerin kimsesidir. O gerektiğinde bir babadır, gerektiğinde bir ağabeydir, gerektiğinde bir kardeştir, gerektiğinde bir dosttur, gerektiğinde bir yoldaştır, gerektiğinde bir hamidir. O, her gün görmezden gelinen, yok sayılan engellileri hayata bağlayan bir ‘Cesur Yürek’tir. Gün gelir devlete bile kafa tutacak kadar asi olur, gün gelir yel değirmenlerine karşı savaşan bir ‘Don Kişot’ kesilir. O, hayatın iki yakası arasında savrulan bir sarkaç gibi yaşar ömrünü. O ömür ki, hem adanmıştır, hem de kutsanmış. Daha ne olsun?”

Devletten kutlama

Yakın arkadaşlarım, dostlarım devlet büyüklerimizden bir kutlama mesajı alıp almadığımı hep sordular. Aldım. Sayın Devlet Bakanı Egemen Bağış ve Gençlik ve Spor Genel Müdürü Sayın Yunus Akgül’den. Her ikisine de teşekkürlerimi sunuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan

Kendilerinden bir kutlama mesajı almadım. Bunun için de kırgın değilim. Ancak bilinmesi gereken bir husus, aldığım ‘Alman Devlet Liyakat Nişanı’ Türkiye’de doğmuş biri olarak benden çok Türkiye’yi ilgilendiren bir konudur diye düşünüyorum. Keşke bazı devlet büyüklerimizden bazıları liyakat nişanı teslim töreninde orada olsaydı da Hessen Eyaleti Devlet ve İçişleri Bakanı Boris Rhein’ın şu sözlerini duysaydı: “Sayın Kocaömer, siz Türkiye’de ve Almanya’da engelliler sporunun gelişmesinin seviyesini belirlediniz. Bu sırada tüm engelli spor dallarını desteklediniz ve büyük başarılara imza attınız. Bu bağlamda size şahsen ve ülkemiz adına saygılarımı sunuyorum”. Ama bir noktayı da gözden kaçırmamak gerekir. Ne Sayın Cumhurbaşkanı’nın ne de Sayın Başbakan’ın basından böyle haberleri takip edecek zamanları vardır. Burada görev kendilerinin etrafında dolaşan, unvanları danışman olanlara ait olmalıydı diye düşünüyorum.

ÇENGELLİ PANO

Ne olur yardım edin

1940 doğumluyum. Yüzde 66 ağır engelli raporum var. Yardımsız yürüyemiyorum, ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum. Geçimimizi eşim ve ben 3 aylık engelli maaşıyla karşılıyoruz. Eşim de yüzde 50 engelli. Şu anda oturduğumuz evin çökme tehlikesi var. Köye ev yaptıracağız, hayırsever vatandaşlarımızın yardımlarını bekliyorum. Eşe Metin/Kayseri Tel: 0533 455 94 08

İSTİYORUM

Ben senin kır düşmüş saçlarını
Nasırlaşmamış, ipek dokulu ellerini sevdim
Duruşunu, cemalini, seni sevdim seni
Mevsimler kadar değişkensin
Bir ağustos sıcaklığı
Bir aralık soğukluğu yaşatıyorum
Gelişinle ay doğdu mehtap göründü

Yıldızlar pırıl pırıl parladı
Seni sensiz değil, seni senle
Yaşamak istiyorum
Sen beni anlamıyorsun
Anlayamazsın
Sevmemiş, sevilmemişsin
Korkuyorum ya bir gün gidersen
Yıldızım kayarsa dünyam kararsın
Sana baktığımda ne kışa ne yaza
Benziyorsun
Yüreğim söz dinlemiyor, ne evetimsin ne hayırım
Seni sensiz değil
Seni seninle yaşamak istiyorum

Şükriye Karabaş Tel: 0534 873 33 55

Avukatlara sesleniyorum

Cezaevindeyim. Kangren yüzünden bacağım kesildi. Şeker hastasıyım, sağ kolum, sağ ayağım, sol ayağım kesildi. Ailem beni sokaklara bıraktı. Arkadaşım arabayı çalmış, bilmiyordum. Benim kullanmamı istedi, yakalandım. Gerçeği anlattım ama tutuklandım. İlk mahkemede arkadaşım suçu kabul edince tahliye oldum. Olay kapandı zannediyordum ama ceza kesilmiş; 1 sene 11 ay, 10 gün. Temyiz hakkım vardı ama postacının getirdiği kağıt yok edildiği için hakkım yok oldu. Üsküdar İnfaz Büro Amirliği’nden memurlar engelime bakmadan beni Ümraniye Kapalı Cezaevine götürdü. Ne avukatım var, ne de benimle ilgilenen. Bana yardım edecek bir avukat istiyorum. Beni buradan çıkartın ne olur, dışarıda öleyim. Zaten bu suçu işleyen kişi şu anda başka suçlardan Maltepe Cezaevi’nde yatıyor. Yardımınızı bekliyorum. Fikret Örs Ümraniye E Tipi Kapalı Cezaevi Reviri, 3. koğuş Ümraniye/İstanbul