Bir yıl böyle geçti (I)

21 Ocak 2013, Pazartesi 05:00
AA

Sevgili okurlarım, bir yılı daha geride bıraktık. Geçen yıl sizlerle pek çok konuyu paylaştık. Bazılarını yeniden hatırlatıp hafızamızı tazelemekte fayda var. Çünkü yazılanlar bir süre sonra unutulup gidiyor. Önümüzdeki haftalarda ‘Bir Yıl Böyle Geçti’ yazılarımıza devam edeceğiz, tabii Türkiye gündemi izin verdiği ölçüde...

Bu haber doğru mu? (02 Nisan 2012)

Geçtiğimiz şubat ayı sonunda Isparta Belediye Başkanlığı ile ilgili internet sitelerinde bir haber yayınlandı. 2008 yılında Isparta Belediyesi’nde işe başlayan tekerlekli sandalyeye bağımlı Duygu Turşucu bir süre önce işten çıkarıldı. İşten çıkarılma sebebinin işe yaramaması olarak gösterildiğini öne süren Duygu Turşucu “Sen işimize yaramıyorsun” denildiğini iddia etti.

‘Senin aldığın para haram’


Isparta Belediyesi’ndeki dönemin personel müdürünün “Senin aldığın para haram, bize yardımın dokunmuyor” diyerek kendine personel önünde hakaret ettiğini iddia eden Duygu Turşucu, “Halkla ilişkilerde çalışıyordum, beni işten çıkardılar. Hatta kendim işten çıktığıma dair imza topladılar. Ben işten ayrılmadım, işten çıkarıldım. Arkadaşlarım bu durumu öğrendikten sonra beni ‘Hakkını helal et’ diye aradılar. Engelliyim ama elimden geldiğince her işi yapmaya çalıştım. Önümdeki engelleri ne olur kaldırın!” dedi. Valiliğe başvurarak yetkililerle konuyu paylaştığını açıklayan Duygu Turşucu, kendisine iş bulmaya çalışılacağını söyledi. “Yürüme engelliyim ama her iş elimden gelir. Bilgisayar kullanmasını çok iyi biliyorum, yetkililerin bana iş bulmasını istiyorum. Engelliyim ama önümdeki engelleri kaldırmaya yardımcı olun” çağrısında bulundu.

[[HAFTAYA]]

Yusuf Ziya Günaydın’a


Isparta Belediye Başkanı bu iddiaların doğru olup olmadığını en iyi bilendir. Kendisinin bu konuda göndereceği açıklamaya da sütunlarımızda yer vereceğiz. Her iddia doğru olacak diye bir şey yok. Ama konunun muhatabı Duygu Turşucu valiliğe de başvurdu ve konuyu paylaştıysa, belki de bu anlatılanlarda bir gerçek payı vardır.

Neyzen Tevfik

1879-1953 tarihleri arasında yaşayan Neyzen Tevfik, ülkemizdeki son 15 yılda bazı spor bakanları, bazı Gençlik Spor Genel Müdürleri, bazı illerin Gençlik ve Spor İl Müdürleri ve engellilerle ilgili bürokratlarla yaşadığım sorunu önceden görmüş olacak ki aşağıdaki şiiri yazmış. Hemen belirtelim ne dirimizi, ne ölümüzü kimse sevmek zorunda değil. Engellilerle ilgili görevlere talip olanlar ister siyasetçi, ister bürokrat olsun, aldıkları maaşların karşılığını hak etsinler, görevlerini layıkıyla yerine getirsinler bize yeter.

* * *

Üzülüyorsun, takma diyorlar.
Kızıyorsun, değmez diyorlar.
Boş veriyorsun, gamsız diyorlar.
Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar.
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar.
Alttan alıyorsun,
Tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar.
Aklı başında davranıyorsun,
Bu kadar uslu olunmaz diyorlar.
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen... Ölüm sana yakışmadı.
Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki
ölümüzü beğensinler.


NEYZEN TEVFİK

Bir duayenin ardından (23 Nisan 2012)

Faruk Öztimur, geçtiğimiz günlerde vefat etti. Ülkemizde ilk engelliler spor kulübünü kuran o. Zamanında TRT kanalında ilk engelliler programını yapan da o. Ve engellilerle ilgili ilk ‘Yaşama Sevinci’ isimli dergiyi çıkaran yine rahmetli Faruk Öztimur. Sözünü esirgemeyen, dik çıkışlarına rağmen engelli camiasında sevilen, sevilmekten öte çok hizmetleri olmuş bir kardeşimizdi. Kendisiyle, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’ni ve Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı’nı birlikte kurduk. Zaman zaman görüş ayrılıklarımız oldu. Ama karşılıklı sevgi ve saygımızdan hiçbir şey eksilmedi. En son birkaç ay önce beni aradığında “Yavuz Ağabey, gel Antalya’ya seni çok özledim” deyişi hâlâ kulaklarımda.

Unutmayacağız


Ülkemizde engellilerin sesleri duyurulmaya başlandıysa bu Faruk Öztimur ve birkaç arkadaşının sayesinde olmuştur. Sonraları biraz da insanların nankörlüklerinden olsa gerek kabuğuna çekildi. Faruk, Antalya’da yaşamını sürdürüyordu. Eğer tahminler doğru ise, ölümü yine kendisi istedi. Yaşadığı ekonomik zorlukları nedeniyle böyle bir karar verdiği söyleniyor. Böyle ise çok yazık etti kendine. Ona destek olacak kişiler çıkardı. Anlaşılan onurunu kaybetmektense ölümü tercih etti. Vefalı engelliler kendisini hiçbir zaman unutmayacak. 1994’te üstlendiği Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanlığı’nı 2007 yılına kadar sürdürdü. Söyleyecek hiçbir şey yok sevgili Faruk. Nur içinde yat. Seni her zaman sevgiyle, hasretle anacağız. Mekanın cennet olsun.

ÇENGELLİ PANO

‘Adalet Bakanlığı’na...’


Bulunduğum cezaevine Bursa’dan isteğim dışında getirildim. Benim 2 kardeşim engelli, babam yatalak. Yanıma gelemiyorlar. 8 ay evvel sevk talebim için Adalet Bakanlığı’na hem ailem hem ben sağlık raporlarını gönderdik. Ama hiçbir yanıt verilmiyor. Adalet Bakanımızın “Her mahkum kendi ilinde yatacak” diye beyanı var. Bu talebime neden cevap verilmiyor? Ben ailemi özledim, onları görmek istiyorum. Sevkimin Bursa’ya yapılmasını istiyorum. Kahrıman Gedikli Eskişehir Kapalı Cezaevi

Yaşamak her şeye değer

Üzülme kardeşim engelli olduğuna
Hayatını sürdür devam et yoluna
Beterin beteri var sakın unutma
Acı çektirir yaradan seven kuluna
Doğuştan kaderinde vardı engel
Acılara zorluklara göğüs ger
Nedir bu sendeki korku, keder
Hayatında güzelliklere yer ver
Yaşamak her şeye değer

Servet Bardak Tel: 0538 309 94 30

‘Lütfen beni arayın’

Yüzde 58 engelliyim. Resim ve dekorasyon işiyle uğraşıyorum. Çağdaş, samimi, ciddi, dürüstlüğe önem veren, konuşabileceğim, sosyal hayatı paylaşacağım arkadaşların aramasını bekliyorum. A.Musa Erdem Tel: 0536 814 65 08

‘Kitap gönderir misiniz?

5 yıldır cezaevindeyim. 6 yıl daha burada olacağım. Kendimi geliştirebilmem için sizin aracılığınızla okuyuculardan ve köşenizin takipçilerinden okudukları, bir kenarda duran kitaplarını, romanlarını bana göndermelerini istiyorum. Şimdiden size ve sizi takip eden herkese teşekkürlerimi sunarım. Ahmet GÜL E Tipi Kapalı cezaevi B- 3 Koğuşu Kahramanmaraş