Kolonya Cumhuriyeti’ndeki en güzel şey: Büşra Pekin

30 Nisan 2017, Pazar 05:00
AA
Vizyona yeni bir film girdi: ‘Kolonya Cumhuriyeti.’ Çağlar Çorumlu ve Büşra Pekin başrolde. Yönetmen ise Murat Kepez. Senaryo ‘Güldür Güldür’ ekibine ait. Gittim, izledim. Absürt komediden hoşlanmıyorsanız aman diyeyim uzak durun. Güldüm mü? Evet güldüm. Çok mu güldüm? Hayır.





Beni en çok ‘komiklik unsuru’ olarak gereğinden fazla kullanılan kallavi küfürler rahatsız etti.



O kadar ki, birkaç sahne salonda soğuk duş etkisi yarattı. Çıt çıkmadı. Kahkahanın ‘k’sı bile duyulmadı. Yanımda oturan, çocuklarıyla sinemaya gelmiş kadın, ne yapacağını şaşırıp çantasını karıştırmak zorunda hissetti kendini.



Büşra Pekin filmin en başarılı oyuncusu. Hem bir ajanı hem de ‘Kolonya Cumhuriyeti’nin first lady’sini canlandırıyor. Açıkcası ‘şiveli first lady’ Büşra Pekin’i filmden daha çok beğendim.

SİZ OLSANIZ EVLENİR MİSİNİZ?

Evlilik programları tartışmaları bitmek bilmiyor. Bu kadar tartışıldığına göre çok izleniyor! Eleştirenlerin en büyük argümanı şu: “Kimse evlenmiyor ki o programlarda demek ki her şey kurmaca…”

Evet, birkaç istisna hariç kimse evlenmiyor. Hatta hiç kimse evlenmeyecek. O kadar iddialıyım! Neden diyeceksiniz? Şöyle: Her gün televizyona çıkıyorsunuz. Yollarda tanınıyorsunuz, ‘ünlü’ muamelesi görüyorsunuz. ‘Reytinginiz’ var. Sosyal medyadan para kazanıyorsunuz. İşinizin reklamını yapıyorsunuz.

Evlenirseniz ne olacak? Evinizin yıldızı olmak yeter mi artık?

HAYDİ HALİÇ TURUNA!

Geçen pazar Fest Travel’ın ‘Köşe Bucak Haliç’ turuna katıldım. O kadar keyif aldım ki...



Müslüman semti Cibali’yi, Ermenilerin Fener’ini ve bir zamanlar Yahudilerin yaşadığı Balat’ı dolaştım. Rehberimizin cebinde bolca tarihi dedikodu da vardı üstelik! Siz de bir hafta sonunuzu ayırın derim. Hele Balat’ın mahalle hayatı mutlaka görülmeye değer. Meraklısına: Balat, İstanbul’da antika alım satımının yeni merkezi olmuş.

Birçok yerde antika mezatları düzenleniyor. Bir kahvenin camında ışıklı tabelayla, “Her akşam saat 18.00’de mezat” yazısını gördüm. Merakla içeri daldım ve ne göreyim? Kahvenin içine mezata uygun sandalyeler dizilmiş, saati bekleniyordu. Aklınızda bulunsun.

BRAVO! SULTAN'I İYİCE KÜSTÜRDÜK

Türkan Şoray, geçen hafta Türk Sineması’na kırgınlığını ikinci kez dile getirdi: “Çok büyük haksızlıklar yaşanıyor. Tekelleşme var. Maalesef ki onun kurbanı olduk” dedi. Demek ki çok üzülmüş.





Şoray en son, kızı Yağmur Ünal’ın yapımcılığını üstlendiği ‘Uzaklarda Arama’ filminin yönetmenliğini yapmıştı. Film, 27 Kasım 2015’te vizyona girmişti. Aslında daha sonraki haftalarda girecekti.

Fakat dağıtımcı şirket, daha çok para kazanacağını düşündüğü ‘Düğün Dernek’ filmini daha erken vizyona soktu. ‘Uzaklarda Arama’ apar topar vizyona girdi ve yeterli tanıtım yapılamadı. Sonraki hafta ‘Düğün Dernek’ vizyona girince, salon sayısı da düşürüldü.



Sultan bu kez de kapitalizme yenilmişti, haklı olarak küstü. Türk Sineması’na olan emeği nedeniyle bunu hak etmiyordu.

GEREKLİ HESAP!

Instagram’da bir hesap var: ‘HesApp’. Gittiğiniz restoranda gelen hesabın fotoğrafını çekip yolluyorsunuz, onlar da yayınlıyor. Böylece yemeğe gideceğiniz yerde kazıklanıp, kazıklanmayacağınızı, hesaba kaç lira kuver yazıldığını, meze ve içki fiyatlarını önceden biliyorsunuz! Ne yemek faturaları var inanamazsınız, ev taksidi gibi!

RÖPORTAJ ARKASI

Dün Cumartesi Postası’nda okuduğunuz Seren Serengil röportajı 19 Nisan’da yapıldı. Seren Hanım bize yeni fotoğraflar göndereceğini söyledi. Haklı olarak kilolu olan eski fotoğraflarının kullanılmasını istemiyordu. ‘Cumartesi Postası’ her cumartesi size sorunsuz ulaşabilsin diye, perşembe saat 15.00 gibi tamamlanır, sayfaları bitmiş olur.



Ama 27 Nisan günü ‘Cumartesi Postası’nın baskısı saat 20.00’de bile başlayamamıştı. Çünkü biz hâlâ telefonda Serengil ve asistanına, “Lütfen artık fotoğrafları gönderin” demekle meşguldük!

Ve sonuç: Söz verilen o fotoğraflar gelmedi! Röportaj ve kapak başka fotoğraflarla baskıya gitti. E ne diyelim? Eğitim gibi, disiplin de şart!

EFSANEYE HAYRAN OLDUM 

Off Broadway'in efsane oyunu ‘Hedwig ve Angry Inch’ geçtiğimiz yıl Türkiye'ye geldi. Transseksüel bir şarkıcının hayatını konu alan oyunu sonunda görebildim.



Oyun, arasız iki saat. Yılmaz Sütçü’nün performansı inanılmaz. İyi oynuyor, iyi şarkı söylüyor. Çevirisini kendisinin yaptığı metne güncel esprileri başarıyla yerleştirmiş.

Muhtemelen bugüne dek, kimse sahnelemeye cesaret edememişti. Ama Yılmaz, çevirinin de, adaptasyonun da, rolün de hakkını vermiş.





‘Hedwig ve Angry Inch’ oyununda parlayan bir isim daha var: Ayşe Günyüz. O söylesin ben sabaha kadar dinleyeyim. Zor rolünün altından da en az şarkı söylediği kadar iyi kalkıyor. Zaten bu rolüyle Afife Tiyatro Ödülleri’nde ‘en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü’nü de aldı. Sezon bitmeden mutlaka izleyin.

KELİME DAĞARCIĞI

EŞGAL: Meşguliyetler, iş.

EŞKAL: Biçim, şekil, kılık.

İŞE YARAMAYACAK GİBİ

Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimiyle bir yabancı siyasetçi daha tanıdık. Son tura Marine Le Pen ile birlikte kalan Emmanuel Macron, kendisinden 24 yaş büyük lise öğretmeniyle evli.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.