'Veteran' maratoncu Murat Uslu

12 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

İstanbul Masterleri Atletizm Kulübü sporcusu Murat Uslu, bu pazar günü Antalya’da düzenlenecek Öger Yarı Maratonu’nda koşacak, tam tamına 21.1 km. Evelallah, beklenmedik bir aksilik çıkmazsa, yarışı muhakkak bitirecek. Ve pazartesi, Acıbadem’deki iş yerinin muhasebe servisindeki masasında çalışır olacak. Son Avrasya Maratonu’nun 15 km.’lik bölümünde 2 bin 696 erkek yarışmacı arasında 103’üncü gelmişti. Olimpiyat oyunlarının kurucusu Baron de Coubertin’in dediği gibi “Önemli olan katılmak” değil mi?

1.68 m. boyunda ve 61 kg. ağırlığında olan 43 yaşındaki “veteran” atlet Uslu, gerçek bir amatör. Haftanın üç günü iş çıkışında ve hafta sonlarında sabahın erken saatlerinde idmana devam, bir başka yarım ya da tam maraton yarışmasına hazırlık için. Yakından tanıdığınızda kibar, nazik, gerçek bir İstanbul beyefendisiyle karşılaşırsınız. Kelimenin en güzel anlamıyla saf, yani bozulmamış ve hassas biri. İçi insan sevgisiyle doludur; olumlu bakar yaşama, kolay beğenir. Heyecanlı ve azıcık da gevezedir hani. Ama hem işinde hem de sporunda disiplinli ve çalışkan. Kısacası, ilginç bir kişilik.

İstanbul Üniversitesi Ormancılık Fakültesi’nde öğretim üyesi bir baba ile Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve İngiliz Filolojisi’ni bitirmiş bir annenin çocuğu. Arnavutköylü. Annesinin okuduğu kolejden sonra Boğaziçi’nde işletme okuyan ablasının ardından, o da önce Galatasaray Lisesi, sonra İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olacaktı.

Askerlik bitti 1993’de, Tofaş’da muhasebe servisinde işe başladı; 1998’den bu yana İnan Kıraç’ın Kıraça Holding’inde, aynı görevde. Gün boyu vergiler, banka hareketleri, kasa, ödemeler, alacak tahsilleri ile uğraşıyor, raporlar hazırlıyor sorumlusu olduğu Pera Magna şirketiyle ilgili olarak. Mesai sonunda eğer idmanı varsa, üstünü değişip koşmaya gider. Yoksa, doğru evine. Ailesine çok düşkündür. Bütün yakınlarının resimlerini cüzdanında taşır. Eşi Şebnem de onun gibi muhasebeci. Doruk Efe adını verdikleri oğulları 3 yaşına girecek.

Hep hareketli

Murat Uslu, çocukluğundan beri hareketliydi: Bisiklete bindi, kürek çekti, yüzdü... Lisede, üniversitede dağcılığa merak saldı, Erciyes’e kış tırmanışları yaptı. Kıpır kıpırdı her daim. 1980-1990’larda senede birkaç kez uzun mesafe koşularına da katılmaya başladı, amatörce. Lisanslı sporcu olarak ilk kez 2002’de Trabzon Yarı Maratonu’na katıldı. Aynı yıl, İngiltere’de Bristol Yarı Maratonu’nda da koştu. Sağolsun, sponsoru Karsan, tek sporcusu Murat kardeşimizin uçak, otel, yemek ve yarış kayıt harcamalarını üstleniyordu. Bu sayede, 2003 yılında katıldığı Selanik Katerini Balkan Şampiyonası’nda 35-39 yaş grubunda birinci geldi, genel klasmanda ise 6’ncı oldu. 2003-2008 arası Berlin Yarı Maratonu’na katılabildi. Antalya’da 2007’de bu kez ilk tam maraton, yaklaşık 42 km. koştu. Sonraki yıllarda da Prag, New York, Boston, Paris maratonlarına katıldı, yakında da Rotterdam’da terleyecek.

Sağlığı elverdiğince...

Maratonda dünya rekoru Etiyopyalı Haile Gebreselasiye’ye ait: 2 saat 3 dakika, 59 saniye. Veteran sporcumuz Murat Uslu’nun en iyi derecesi ise 3 saat 5 dakika, 57 saniye. Ama bilin ki koşarken dünyanın en mutlu insanlarından bir oluyor. Derece hiç önemli değil. “Boston’dayım mesela... Formamda ayyıldız var, üzerinde Karsan yazıyor. İnanılmaz bir gurur duyuyorum. Ülkem için, firmam için en iyisini koşmak bana muazzam bir heyecan, büyük bir coşku veriyor.” Uslu, özellikle yabancı ülkelerdeki maratonlarda, izleyicilerin katılan tüm sporculara destek verdiğini, “alkış seli” içinde koştuklarını, bizde ise yol kenarında toplananların nedense sessiz kaldığını söylüyor. Peki, maraton sırasında neler düşünüyor?

“Oğlumu, eşimi, aile büyüklerimi düşünüyorum. İşim, arkadaşlarım, daha önce koştuğum yarışlar bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden...” Koşu uzun solukludur; etrafı da seyreder, yabancı kentin binaları, doğası ve kalabalıklarını. Kolundaki saate de bakar sık sık: “Saatim benim her şeyimdir, daimi kontrol ederim.” “Master kategori” sporcusu Murat Uslu, 40 yaşının ortalarına geldi. Uykusuna, beslenmesine çok dikkat eder. Sağlığı elverdiğince daha çok yıllar koşacak, en iyi derecesinin altına inmeye çalışacak. Öyle ya, 80 yaşında bile maraton koşanlar var. Derece hiç önemli değil. Çok değer verdiği antrenörü Asım Çetin’in dediği gibi, “Ayaklar nasıl gitmek isterse, o derece çıkar zaten...” Kolay gelsin maratoncu Murat kardeşim!

(05.03.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)