Noterde aracın gerçek bedelini gösterin! Yoksa...

07 Şubat 2017, Salı 10:00
AA
Araç satış işlemlerinde, karşı tarafın daha az gelir vergisi ödemek için resmi satış bedelini az gösterme talebine çoğunlukla ses çıkarılmaz.

Yahut galericiye vekâletname verildiği için, satış işlemi tek taraflı olarak satıcıya bırakılmış olunur, o ne yazdırırsa itiraz edilmez.

Peki, bu durumun ne gibi sakıncaları vardır?

Satıcının, olması gereğinden daha az vergi ödemesini sağlayarak, devleti dolandırmaya çalışmasını hiç düşünmedik diyelim…

Ya aldığımız araç ayıplı çıkarsa? Bu ihtimal hiç aklınıza gelmiş miydi? Nasılsa hâkimler de insan, aracın gerçek değerini biliyorlardır herhalde diyebilirsiniz; noterdeki az gösterilen bedelin gerçek değer olmadığını herkes ilk bakışta anlamaz mı, adalet elbet sağlanır diye de düşünebilirsiniz.

Aslında hiç de öyle olmaz. Neden, hâkimler sizin işlenmesine sebebiyet verdiğiniz bir vergi kaçakçılığını sizin lehinize düzeltsin ki?

Ayrıca hukukta belirli bir meblağın üstündeki her alacak yazılı delil ile ispatlanmak zorundadır. Elinizdeki tek yazılı delil de araç satış belgesi ve o belgeden daha üstün bir yazılı deliliniz yoksa tanık dinletme fikriniz bir düşten ibaret olur.

Neticede, aracınız ayıplı çıktığı zaman, noterden satın alma bedelinin düşük gösterilmesine ses çıkarmadı iseniz, karşı tarafın hiç de dürüst davranmayacağına neredeyse emin olabilirsiniz!

Mesela, gerçekte 60 bin TL verdiğiniz bir aracı, noterde 45 bin TL satış bedeli ile almış gibi gösterirseniz geçmiş olsun! Neden mi? Diyelim ki, aracınızda gizli bir ayıp çıktı, satıcıya durumu ihbar ederek bedel iadesi talep ettiniz. Bu durumda satıcı dürüst değilse ki değildir (devleti dolandıran sizi neden dolandırmasın?); gerçekte verdiğiniz 60 bin TL yerine, noterde satış bedeli olarak gösterdiğiniz 45 bin TL’yi ancak alırsınız.

O halde bu durumdan ne ders çıkarıyoruz? Bütün satış işlemlerinde gerçek bedeli göstermek hayati öneme sahiptir. Aksi takdirde “satıcı az vergi ödesin, mutlu olsun” derken, siz zararlı çıkarsınız.

Tam da bu konu ile ilgili Yargıtay kararını aşağıda aynen veriyorum. İyi okumalar efendim!

YARGITAY 13. HUKUK DAİREİSİ E. 2014/12650 K. 2014/40833 T.18.12.2014** (Bu kararı şu kitapta bulabilirsiniz: Özlem TÜZÜNER / Hakan TOKBAŞ; 6502 Sayılı Kanun Kapsamında OTOMOTİV HUKUKU, Ocak 2017, 2. Baskı, s.308)


ÖZET: Yazılı delil olan araç satış sözleşmesinin karşısında artık tanık delili dinlenemeyeceğinden, mahkemece sözleşmede yazan 13.000TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, tanık beyanı esas alınarak 18.000TL’nin tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

DAVA ve KARAR: Davacı, davalıdan 20/11/2012 tarihinde 18.000,00TL karşılığında noterde düzenlenen araç satış sözleşmesiyle araç satın aldığını, daha sonra aracın kilometresiyle oynandığının anlaşıldığını, bu durumun hile ile gizlenmiş olduğunu ileri sürerek, ayıplı aracın iadesine, aracın satış bedeli olan 18.000,00TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı, hile ile ayıpları gizlenen davaya konu aracı 18.000TL’ye satın aldığını ileri sürerek, aracın iadesiyle birlikte, bu bedelin tahsilini istemiş; davalı davanın reddini dilemiş; mahkeme ise aracın iadesiyle birlikte, aracın bedelini tanık beyanına göre 18.000TL kabul ederek, bu bedelin tahsiline karar vermiştir. Oysa, davaya konu aracın satışı noterde düzenlenen araç satış sözleşmesiyle yapılmış olmakla, 20.11.2012 tarihli sözleşmede aracın satış bedeli 13.000TL olarak gösterilmiştir. Yazılı delil olan araç satış sözleşmesinin karşısında artık tanık delili dinlenemeyeceğinden, mahkemece sözleşmede yazan 13.000TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, tanık beyanı esas alınarak 18.000TL’nin tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 307,50 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.