Çikolata ve kahve sağlıklı bir hayatın tadı

27 Mart 2011, Pazar 05:00
AA

Taze çekilmiş kahveden yapılmış bir fincan kahve ve yanında bir parça çikolata... Bu ikilinin dünyada baştan çıkarmayacağı insan mutlaka var ama sayısı pek fazla değildir! Bu müthiş ikili üzerine o kadar çok araştırma yapıldı ki; saymakla bitmez. Zaman zaman çikolata ve kahve için ‘zararlı’ olduğu söylense bile son dönemde bilimsel araştırmalar hep aynı tarafı işaret ediyor: Çikolata ve kahvenin yararları görmezden gelinemeyecek kadar fazla...

Kakao zengini çikolata ihtiva ettiği antioksidanlar ve flavanoller nedeniyle beyin ve vücut üzerinde sayısız fayda sağlıyor araştırmaların sonuçlarına göre... İşin en ilginç yanı da kakao işlemden geçtikten sonra da kardiyovasküler (kalp ve damar sistemimiz) ve yaş aldıkça kötüye giden beyin sağlığımızda önemli derecede etkili oluyor. Çikolatanın ‘her derde deva’ olarak adı çıkan meşhur blueberry’den yani yaban mersininin bir türevi olan böğürtler familyasından olan meyvadan çok daha güçlü bir antioksidan olduğunu biliyor muydunuz? Evet öyle ve kesinlikle bilim bunu doğruluyor...

insanoğlunun hayatına girmeden önce, sadece sağlık iyileştirici etkileriyle biliniyor ve kullanılıyor olması bilim adamları için hiç de sürpriz değil. John Hopkins Üniversitesi’nde araştımacılara göre günde belirli bir miktar yenilen siyah çikolata kalp krizi olasılığını yüzde 50 azaltıyor. Araştırmalar çikolatanın vücudumuzda aspirine benzer bir etki yaptığını gösteriyor. Yine son araştırmalara göre her hafta tüketilen iki veya üç bölük çikolata vücudumuzda C reaktif proteininin daha az salgılanmasına neden oluyor. C reaktif proteini nedir derseniz, kalp krizi ve beyin kanamasına neden olabilen, vücutta iltihaplanmanın göstergesi olan bir madde. Yine yeni dönemde yapılan araştırmalardan birinde günlük tüketilen 30 kalorilik siyah çikolatanın orta yaş yukarısı erkeklerde sistolik ve diastolic (büyük ve küçük) tansiyonu azalttığını gösteriyor. 18 hafta boyunca az miktarda çikolata yiyenlerde yüksek tansiyon yüzde 68’den yüzde 15’e düşmüş. Araştırmaların çok önemli sonuçlarından biri de haftada 50 gr. siyah çikolata yenilmesi, beyin kanaması geçiren kişilerde ölümü engelediğinin görülmesi.

Bu sonuç ışığında rahatlıkla düşünülebileceği gibi çikolata, beyne giden kan miktarını arttırdığı için düzenli çikolata yiyen kişilerin beynin işlevlerinde aksama çok daha az görülüyor.

Özet olarak çok bilimsel araştırmaların sonuçlarına bakıp hayatınıza düzenli olarak siyah çikolatayı sokmanızın zamanı geldi de geçiyor bile! Bu arada en kaliteli kakaonun Madagaskar’dan gelen olduğunu da ekleyelim. En iyi çikolata ise kakao miktarı yüzde 70 ve yukarısı olan ve kakao dışındaki malzemeleri en az olan...

Kafein hayat kurtarıyor

Peki ya kafein? Kafein hepimizin bildiği gibi çay, kahve ve çikolatada bulunuyor ve kafein bitkilerdeki doğal pestisid görevini yapıyor. Kafein, adenosine denen maddeyi bloke ederek, beynimizin, dolayısıyla da bizim uyanık kalmamıza neden oluyor.

Kanser yok edici: Harvard’lı araştırmacılar günde 5 kereden fazla kahve veya çay içenlerde, özellikle de erkeklerde, bir beyin tümörü olan gliomanın gelişiminin engellendiğini ortaya koymuş durumda. Yine araştırmalar gösteriyor ki; günde yarım bardak kahve veya çay içmek bu riski yüzde 34 oranında azaltıyor. Ayrıca kafein hücrelerden gelen ve kanser tümörlerinin çoğalmak için kullandığı sinyalleri yok ediyor.

Alzheimer’a etkisi: Günde 2 veya 3 bardak kahve içenlerde kafein yaşlanmakta olan beyinlerde düşünsel yeti bozulmasını engelliyor. Beta amyloid (yaşlanan beyinde ortaya çıkan bir protein) üretimini azaltırken beyin kapasitesindeki iniş çıkışlar azalıyor veya yok oluyor ve bu sayede Alzheimer hastalarında hafıza yenileniyor.

Parkinson hastalarının dostu: Kafeinin içindeki metabolitler (paraxanthine, theobromine ve theophylliene) Parkinson hastalığından mustarip olanlara yardımcı oluyor.

Ağrı kesici: Kafein kaslarda ağrı ve acı hissedilmesini azaltırken vücudun fiziksel direncini de arttırıyor.

Ruh halimizi belirleyici: Kafein vücudumuzda sadece aşırı yorgunluk belirtilerini yok etmekle kalmıyor, fiziksel dayanıklılığı da arttırıyor ve ruh halimizi de olumlu yönde etkiliyor.

Bu yazı 20 Mart 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır