Görüşürüz Savaş Abi!

10 Kasım 2013, Pazar 05:00
AA

İlk kez İstanbul Emniyet’inde
bir odada karşılaşmıştım onunla...
Haber kovalıyordu...
Ben ‘bizim gazeteye’ geldiğimde
o ‘bizim gazeteden’ yeni ayrılmıştı...
‘Bizim gazete’ diyorum çünkü ilk
fırçamı bu yüzden yemiştim Savaş Abi’den...
Elinde bir fotoğraf makinası, gözünde
o her zamanki tebessümle “Nasıl gidiyor
bizim gazete evlat?” diye sormuştu.
Ben kendi çalıştığı gazeteyi
soruyor sanmıştım, oysa o benim
çalıştığım gazeteyi soruyordu.
Ve dibine küçük bir not ekliyordu:
“Bakma sen bu egosu kendinden
büyük züppelerin havasına...
Tüm gazeteler gazetecilerindir.
O yüzden hepsi ‘bizim gazete’dir.”

* [[HAFTAYA]]

İşi gücü haberdi Savaş Abi’nin...
“Helaya bile fotoğraf
makinesiyle giderim” derdi.
14 yıl önce bir doktor izleyicisi
fark etti gırtlağındaki kanseri...
Tek yol gırtlağını tamamen
aldırmaktı... Kabul etmedi.
Sevişirken telsiz dinleyen
bir adama gırtlağını aldırmak değildi
elbette koyan, sonrasında tozdan,
dumandan, gazdan uzak durmaktı.
Çünkü o tepeden tırnağa bir haberciydi...
Ve bir gazeteci için kanser de
dahil hiçbir ölüm acısı mesleğini
yapmamaktan daha ıstırap verici olamazdı.

*

Tedavi oldu. Düzeldi... Birkaç yıl önce
Diyarbakır’da bir dershane yakınında
askeri araca düzenlenen bombalı
saldırıda, tesadüfen olay yerindeydi.
İnsanlar canını, Savaş Abi
sesini kaybetti o gün...
Kan ter içinde yaralıları görüntülerken,
ambulansın içinde bulunan dezenfektanı
su sanıp içti. Sinsice büyüyen
tümör dezenfektanın etkisiyle ödem
yaparak Savaş Abi’yi hastanelik etti.
Yeniden başladı hastalıkla mücadeleye...
“Ölümden hiçbir zaman
korkmadım” der ve şöyle bitirirdi
o meşhur cümleyi “Dağdaki çoban
bile beni tanır. Tüm bunları yaşarken
‘Niye ben’ diye sormadıysam,
hastalık bana geldiğinde de ‘Niye
ben’ diye sormaya hakkım yok.”

*

Ölüm döşeğinde köşe yazısı yazan
Birand gibi Savaş Ay da
her daim gazeteciydi, haberciydi...
Her şeyi, herkesten önce öğrenir,
ilk önce o yazardı.
Bir kaç hafta önce kaldığı
hastaneden “Samatya ben fazla
kalmayacağım” diye yazıyordu...
Duygusal bir köşe yazısı zannettiler
oysa haber atlatmanın ta kendisiydi!
Yine önce o duymuş, o yazmıştı:
Savaş Ay ölüyordu.

*

Her hafta televizyon programımı
kapatırken ‘veda’ etmeme tutulur, basardı
kalayı: “Evladım haberciler veda
etmez. ‘Yarın görüşürüz’ der...”
O yüzden sana veda etmeyeceğim...
Tek bir diyeceğim var:
Görüşürüz Savaş Abi!
Görüşürüz...