İstanbul'da bu iki isim aday gösterilirse çarşı karışır!

07 Eylül 2018, Cuma 05:00
AA

Yerel seçim yaklaşıyor. Aday adayları yavaş yavaş çıkıyor meydana. Parti kulisleri çok hareketli. Yerel seçime dair tüm partilerin öncelikli hedefi ise İstanbul’u kazanmak.

İstanbul’da seçimin dengelerini değiştirecek iki aday var.

Birincisi Binali Yıldırım, ikincisi Muharrem İnce.

Binali Yıldırım AK Parti’nin adayı olur mu?

Binali Bey başbakanlığı döneminde bu fikre sıcak bakmıyordu. Ancak şu sıralar yakın çevresinden gelen haberler Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığına eskiye göre daha olumlu baktığını gösteriyor. Kaldı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Binali Yıldırım’a “aday olacaksın” derse şahsi tasarrufu ne olursa olsun adaydır.

Muharrem İnce’nin son kurultay krizi sonrası İstanbul’a aday gösterilmesi düşük bir ihtimal. Lakin aday gösterilirse CHP kazanma ihtimali en güçlü adayı çıkarmış olur. Senaryolara gelince...

Binali Yıldırım aday olur, İnce olmazsa AK Parti için İstanbul’da rahat bir seçim geçer.

Muharrem İnce aday olur, Binali Yıldırım aday olmazsa; CHP İstanbul’da bugüne kadar aldığı en yüksek oyu alır ve kazanma ihtimali en yüksek partidir. Peki her ikisi de aday olur ya da her ikisi de aday olmazsa? Her ikisi de aday olursa tadından yenmez bir İstanbul seçimi yarışı seyrederiz ve seçim gecesi sandıklar açılana dek kimse İstanbul’a “garanti” gözüyle bakamaz.

Hiçbiri aday olmazsa (yerel seçimde bir koalisyon yapılmaz) ve hiç tahmin edemediğimiz sürpriz bir aday çıkmazsa şu an sahnedeki isimler arasında Gürsel Tekin’le CHP bir adım önde görünüyor.


İDLİB NEDEN ÖNEMLİ?

Hiç öyle bölgedeki güç dengeleri, YPG, El-Nusra falan diye girip siyasi analizler yapmayacağım. Türkiye için İdlib’teki en önemli denge olası bir müdahalede Türkiye’ye girmek için sınırda bekleyen 3 milyon yeni Suriyeli mülteci tehdididir. Kimse kusura bakmasın “tehdit” diyorum çünkü hali hazırda 4 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapan, buna bugüne kadar 35 milyar dolar harcayan Türkiye 3 milyon yeni mülteciyi kaldıramaz. Ne sosyal açıdan kaldırabilir ne ekonomik açıdan ne de siyasi...

SEN UÇTUN YA BEN ÇOK DARALDIM!

Nilgün Bodur’un “Sen Gittin Ya Ben Çok Güzelleştim” kitabı 150 bin satmış. Haftalardır en çok okunan kitaplarda 1 numara. Geçenlerde bir eleştiri yazdım sonra “Yahu ne güzel insanlar yazı yazsın, kitap çıkarsın, okunsun...” diyerek vazgeçtim. Eleştiri dediğim de atla deve değildi ben Nilgün Bodur’un yazılarının adını koyamıyorum. Makale değil, şiir değil, öykü değil... Yazıları daha çok-nispeten biraz uzun- tekerlemeden başka bir şey ifade etmiyor.

He kötü mü? Asla değil. On binlerce insana okutabiliyorsa bunu, bir şey yakalamış belli ki. Benimki sadece anlama çabasıydı. Onu da yazmadım zaten can sıkmayayım diye.

Fakat dün Hürriyet’te Ayşe Arman’a verdiği röportajı okudum. Bir kere kendinden “adam” diye bahseden erkek ne kadar iticiyse kendinden “hatun” diye bahseden kadın da o kadar itici.

Kaldı ki Nilgün Bodur ne ara kadınlara mutlaka ne yapmalı, asla ne yapmamalı diye akıl verecek bir “guru” oldu çıktı, anlamış değilim?

Kitabının başarısına saygım sonsuz ama biraz yavaş yahu! Uçmayalım! Bırakın bunu Betül Mardin söylesin, Yıldız Kenter söylesin...

Bu biraz Aleyna Tilki’nin klipleri yüz küsur milyon izleniyor diye çıkıp sanat üzerine, müzik üzerine büyük büyük laflar etmesine benzemiş, olmamış.


GÜMÜŞLÜK'TE SU KARABORSA'DA

Geçen ay 15 gün Bodrum-Gümüşlük’te kaldık. 6 gün su kesikti. Bu hafta yine 5 gün kaldık, 4 günü yine su kesikti. Bodrum Belediye Başkanı’na bir sorum var: Bodrum’un en gözde tatil bölgelerinden birinde ve yazın en hareketli zamanı niye böyle bir su kesintisi olur? Bir daha hiç kimse Gümüşlük’e gelmesin diye mi?


Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.