Ölüyorlar...

15 Haziran 2017, Perşembe 05:00
AA
Nuriye Gülmen, Osmangazi Üniversitesi’nde aldığı karşılaştırmalı edebiyat eğitimini akademide sürdürmeye karar verdi. Bilkent Üniversitesi’nde sürdürdüğü yüksek lisans eğitimini Nazım Hikmet’in iki oyununun halk anlatılarıyla ilişkisi üzerine yazdığı tezle tamamladı. Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında Konya Selçuk Üniversitesi’nde kadroluydu. Sonrasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde görevlendirildi.

Çevirisini yaptığı Franz Kafka’nın “Milena’ya Mektuplar” ve Herman Hesse ve Thomas Mann’in “Mektuplar” kitapları yayımlandı.

Defalarca hakkında soruşturma açılmıştı, görevden alındı iade edildi...

En son Kanun hükmünde Kararname (KHK) ile işten atıldığında 35 yaşındaydı.

“İşimi geri istiyorum” diyerek açlık grevine başladı.



Semih Özakça, Sinop Üniversitesi Sınıf Öğremenliği Bölümü’nü bitirdi. Mezuniyetten sonra KPSS sınavlarına girdi. 4+4+4 sisteme geçilmesiyle sınıf öğretmenliği atamaları düşmüştü, yüksek puanlara rağmen ilk sene atamaları yapılmadı. İkinci sene, Semih Özakça askerde iken ilk ataması yapıldı. Erzurum Horasan’ın bir köyünde çalıştı. Ulaşım olmayan köy okulunun müdürü, hademesi ve öğretmeni oldu. Erzurum’daki bir yılın ardından eş durumuyla Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu'nda görevlendirildi.

Eşi Esra Özakça, “Öğrencileriyle çok vakit geçirirdi, hava güzelken eve geç gelir, öğrencileriyle piknik yaparlardı” diye anlatıyor. Mardin’de ikinci sınıf öğrencilerini okuturken eşiyle birlikte açığa alındılar. Ardından onlar da KHK’yla meslekten ihraç edildiler. “İşimi geri istiyorum” diyerek Semih de Nuriye’yle birlikte açlık grevine başladı.



Nuriye ve Semih gözaltına alındılar. Tutuklandılar. Daha da can yakıcı olan şu ki, Nuriye ve Semih açlık grevinde 100’üncü günü tamamladılar.

Sezen Aksu haykırdı dün: “İkisi için de tıbben ölümcül süreç başladı. Ne olur gözümüzün önünde ölmelerine izin vermeyin...”



Ne savcıların hazırladıkları dosyalara ne de hakimlerin verdileri kararlara karışma adetim vardır.

Ama söz konusu yaşam hakkı olduğunda, söz konusu insanlık olduğunda hepimiz müdahil olmak zorundayız. Ne olur bu iki genç insanın ölmesine izin vermeyin.

Bunu sadece onlara değil, bu ülkeye inanan milyonlarca insana yapmayın.