TÜRKiYE AVRUPA’YLA KÖPRÜLERi ATABiLiR Mi?

16 Kasım 2016, Çarşamba 16:00
AA
11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül son günlerde gerilimin en üst seviyeye çıktığı Türkiye-Avrupa ilişkilerine dair önemli bir tespitte bulundu: “Esas hedef, AB’nin 27-28 üye ülkesinden biri olmak değildir; mesele o seviyede bir ülke olmaktır. Bunu Avrupa’yı tatmin etmek, Avrupa’ya taviz vermek anlamında görürseniz yanılırsınız.”


Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinden beklentisi tam olarak bu olmalıdır. Siyasi dengeler, sosyal dengeler, ekonomik dengeler, vesaire... Avrupa Birliği’nin ne kadar ömrü kaldığı tartışmasını da bir kenara bırakın. Müzakereler başladığı günden beri aklı başında herkesin bildiği bir gerçek vardı: Biz hiçbir zaman AB’ye tam üye olamayacağız. Oldurmayacaklar!


Hiç öyle komplo teorisi ya da paranoid bir hezeyan da değildi bu... Aksine tepeden tırnağa gerçekçi bir tespitti. Peki adama sormazlar mı: Madem emindin üye olamayacağına, ne diye girdin bu yola? İşte Abdullah Gül dün bunun cevabını vermiş. Türkiye’nin -en azından gerçekçi kesiminin- beklentisi hiçbir zaman tam üyelik değildi, o seviyede bir ülke olmaktı. O seviyeyi yakalamak için gösterilen çaba da esasen AB üyesi olma çabasından çok, Türkiye’yi siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda daha yaşanabilir bir ülke kılma çabasıydı. Ki tam da Gül’ün söylediği gibi Türkiye belki hiçbir zaman AB’ye tam üye olamayacağını bile bile müzakere sürecinde gösterdiği bu “çaba” sayesinde ekonomide büyüme rekorları kırdı. Bölgesinde bir cazibe merkezi haline geldi. Yabancı yatırımcının 1 numaralı tercihi oldu.


Belki hiçbir zaman üye olamadık, olamayacağız ama bu süreç bize hep kazandırdı. Para kazandırdı, turist kazandırdı, itibar kazandırdı, etkinlik kazandırdı, güç azandırdı.


Demem o ki; Türkiye, Avrupa Birliği’yle köprüleri atabilir elbette... Ama o seviyede bir ülke olma yolunda tek bir geri adım atamaz! AB üyeliği bir motivasyondu. Demokrasimizi, ekonomimizi, insanımıza sunduğumuz yaşam şartlarını bu motivasyonla iyileştirdik yıllarca... Motivasyonun adı değişebilir ama hedef değişemez. O hedef ne mi? Demokrasisi, ekonomisi, adaleti çok daha güçlü bir Türkiye