Aklına esen başkan olamaz Fenerbahçe'ye

03 Kasım 2013, Pazar 18:50
AA

Hayat hiçbir zaman kolay olmadı sarı lacivertliler için.  Galatasaray’ın okuldan kaynaklanan ayrıcalıklı konumu ve sarayla olan yakınlığı karşısında özellikle ilk yıllarında çok zor zamanlar geçirdi. 1910 yılında Üsküdarlıların teklifi üzerine kulüplerin birleştirilmesi  amaçlı toplantıda, Üsküdarlıların takımı sahiplenmeye çalıştığını fark eden Ayetullah Bey, ağırlığını koyup “Fenerbahçe benim. Bu birleşmeye muhalifim. Toplantı bitmiştir” çıkışını yapmasaydı Türk spor tarihine damgasını vuran Fenerbahçe belki de olmayacaktı.

Elkatipzade’den bugünlere!

Mevcut durum nedeniyle saray ya da elit çevrelerin takımı olmak yerine halkın takımı yolunda yürüyen Fenerbahçe’nin var olmasını sağlayan bir diğer önemli isim de Elkatipzade Mustafa Bey’di. İttihatçılara yakınlığıyla bilinen Elkatipzade, siyasal destekle birlikte maddi imkanlar da sağlamıştı. Kulübe çıkar sağlayacak girişimlerde ticari zekasıyla önalmış, ilk kez genç takım kuran başkan olarak tarihe geçmişti. Onu paralı ve iş bitiren başkan modelinin ilk örneği olarak görmenin doğru olacağını yazmıştı rahmetli Mehmet Ali Gökaçtı, “Bizim için oyna” adlı kitabında.

Hücum etmeyen kalmadı

Aradan geçen 100 yılda Türk spor tarihinde bir güneş gibi parlayan Fenerbahçe çok zor duraklardan geçti. Belki de bu önemli durakların başında ise 3 Temmuz geldi. Neredeyse Fenerbahçeliler dışında herkesin uzlaşıp sarı lacivert renklere olan saldırıyı olumladığı, onaylamakla yetinmek istemeyenlerin bizzat rol aldığı bu pervasız hücuma karşı müthiş bir direniş gösterdi.

Tek hedef Fenerbahçe idi

Eminim ki benim emin olmam hiçbir şeyi değiştirmez, Türkiye’de Fenerbahçe dışında bu topyekun saldırıyı göğüsleyebilecek bir kulüp bulmak çok ama çok zor. İçeriden dışarıdan oynanan tüm oyunlara rağmen ayakta kalan Fenerbahçe güç sahiplerini çok kızdırdı. Çünkü onlar hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da tamamen bütün ipleri ellerine almak istiyorlardı. Futbolu temizlemeye kalkanların nedense hedefinde hep Fenerbahçe vardı. Kısa süre sonra da bu operasyonun futbolu lavanta kokulu zamanlara götürme derdinin olmadığı iyice ortaya çıktı. Futbol pastasından daha fazla pay isteyenler, iktidarlarını hiç yıkılmayacak gibi gösterme çabasına girenler TFF Başkanı seçilirken “Aman siyaset futbola müdahil olmasın” hikayesini anlatmaya girişmiyorlardı nedense.

Aydınlar şaşırttı hepimizi!

Olağanüstü genel kurul öncesi aday bile olmak istemiyordu bildiğim kadarıyla Aziz Yıldırım. Hatta kimin başkan olmasını istediğini bile söylemişti yakın çevresine. Yargıtay kararını düşünüyordu belki de ya da o da “Yeter artık canıma yetti” diyordu. 3 Temmuz sürecinde ne yaptığını kendisinin bile anlamadığı Mehmet Ali Aydınlar’ın aday olmasına şaşırmıştım aslında.

Hiç kabul etmediler!

TFF Başkanlığı döneminde tarihin en saçma işlerine imza atan ve çelişkilerle dolu bir performans gösteren Mehmet Ali Aydınlar nasıl olur da ‘şike yapmadı’ diyemediği kulübünün başkanlığına aday olma cesareti gösteriyordu. 3 Temmuz’dan bu yana yaşanan süreçte Aziz Yıldırım ve ekibinin birçok hatası oldu. Ama bir gün olsun şike ile ilgili ne bir itiraf ne de kabulleniş gördük. Taktik hatalar nedeniyle operasyon ağır bir bedel ödetti en başta Fenerbahçe’ye gönül veren taraftara.

Asıl kavga şimdi başlıyor

Operasyonun ilk gününden bu yana, o seneki bütün Fenerbahçe maçlarını izlediğimi ve hiçbirinde şike olmadığına inandığımı dile getirdim. Bu operasyonda büyük resmi görmek gerektiğini söylediğim için ‘Ergenekoncu’ olduğum bile iddia edildi. Türkiye’de futbolun temiz olduğunu iddia edecek kadar salak olmadım. Ama bu operasyonun Türk futbolunu temizleme amacını güttüğünü söyleyecek kadar saf da değildim. Yalnızca Fenerbahçe’yi hedef alan bu operasyon 3 Temmuz’dan önce başladı ve halen sürüyor. Bu kongre de çarpışılan cephelerden biriydi yalnızca. Mehmet Ali Aydınlar ve Aziz Yıldırım’ın dışında bir aday olması gerektiğini yazmıştım geçen yazımda. Bu kongrede galip kim olursa olsun Fenerbahçe’nin kaybedeceğinin altını çizmiştim.  Aziz Yıldırım tüm engellemelere, haber göndermelere, ‘akıllan artık’ çağrılarına rağmen bir kez daha ‘inadına’ aday olup Fenerbahçe’nin kapısının öyle kolay açılıp içeriye herkesin aklına esince giremeyeceğini gösterdi.  Cephelerin birinden galip çıktı Aziz Yıldırım. Ama ‘savaş’ eskisinden daha da çetinleşecek. Asıl ‘kavga’ şimdi başlıyor.