Mesele Lucescu değil Kaht-ı rical

02 Ağustos 2017, Çarşamba 17:08
AA
Kaht; kıtlık, kuraklık ve kuraklıktan ötürü ürünlerin yetişememesi, rical ise belli mevki sahibi anlamına geliyor. Bu iki kelime bir arada “adam kıtlığı”nı tarif ediyor. Kaht-ı rical son dönemde yaşadıklarımızı anlamamız adına yalnızca bir tanımlamanın çok çok ötesinde bir anlam içeriyor. Yalnızca isimlerin üzerinden yürüdüğümüz için hiçbir zaman yaşadığımız tablonun ne olduğunun ayrımına varamıyoruz. Kişiler, isimler, yaptıkları yapamadıkları, bir kişiye bağlılık dışında bir şey bilmeyenler, yalnızca eleştiri üzerinden bir hayat sürenler. Milli takım üzerinden konuşurken havaya isimler saçılıyor sürekli ama kimse neden bu zamana kadar bu görevi yapanların geleceğe dair bir adım atmamalarını sorgulamıyor. Milli takımın başına gelen Fatih Terim, Şenol Güneş ya da Mustafa Denizli neden bu zamana kadar görevi bıraktıklarında gönül rahatlığıyla işi devredecekleri bir yardımcı teknik direktör ile çalışmadılar.
 
Hadi, bu spor adamları bunu düşünmedi, düşünmek istemedi ya da işlerine gelmedi. Peki, Türk Futbol Federasyonu neden onları da aşarak hatta şart koyarak böyle bir gelişim adına bir hamle yapmadı. Çünkü bu memlekette tüm hikaye günlük sonuçlar üzerinden yürür. Kimse plan, program ve yapılanmaya yüz vermez. Hemen olsun isteriz ne olacaksa. Hiç vaktimiz yoktur durup incelikleri anlamaya ve gelecek tasavvuru üzerine çalışmaya. İsimler gelir geçer fakat kurumlar bakidir. Ama siz bir yol haritası çizip o yönde yürümezseniz kurumların hafızası olmaz. Her gelen kendi hikayesi üzerinden sistemi değiştirir. Gittiği vakit yeni gelen sıfırdan başlar. Üzerinde çalışıp yol alacağı bir birikim yoktur.
 
"Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören, A Milli Takım'ın teknik direktörlüğü için Lucescu ile görüşmeye Romanya'ya gitti."
cümlesini eğer böyle okursanız bir anlamı vardır. Bu memlekette neden her seferinde dönüp Lucescu'nun kapısı çalınır sorusuna cevap arayanlar için bir denemedir yukarıda okuduklarınız.