Yeşil saha operasyonuna dair notlar!

07 Mayıs 2012, Pazartesi 13:25
AA

Beyaz bir örtü kaplamıştı
2008'in Şubat ayıydı. Olağanüstü Genel Kurul'a tek aday olarak giren ve 231 delegeden 222'sinin oyunu alarak Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'na seçilen Hasan Doğan, Türk futbolunun yeni patronu olmuştu. Her zamanki gibi spor medyasının geneline hakim olan görüş, bir beyaz sayfanın açıldığı yönündeydi. Evet Hasan Doğan’la birlikte beyaz bir dönem başlamıştı.  Türkiye’yi etkisi altına alan soğuk hava dalgasıyla, stadyumları “ak” bir örtü kaplamıştı. Fakat örtünün altında kalan ve yıllardır tartışılan sorunlar, başkanın değişmesiyle ya da lapa lapa yağan karın romantizmiyle çözüleceğe benzemiyordu. Hatta altını göremediğimiz ve derine inemediğimiz için beyaz örtünün zaman zaman futbolu çok daha girift bir hale getireceğinden hiç kuşkum yoktu..

Mağdurlar muktedir olunca!
Hükümet olmaktan iktidarını ilan etme yolunda hızla gidenler yeşil sahalarda hakimiyetini artırmak için operasyonun düğmesine o vakitlerde basmışlardı. Her geçen gün daha da güçlenip, mağdurluktan muktedirliğe evrilenler futbol pastasından daha fazla pay almak ve iktidarlarını daha da sağlamlaştırmak için endüstriyel futbolu da kucaklayarak ilerliyorlardı...

Sürpriz bir çelmeyle şaşırdılar
Artık siyaseten geldikleri noktada "Ne kadar da güçlüyüz. İstediğimizi yaparız" söylemiyle tüm kaleleri bir bir fethederken yeşil sahalara nizam vermek için aksiyon almanın ve son hamleyi yapmanın vaktinin çoktan gelip geçtiğine inanıyorlardı. Fakat futbolu dizayn ederken hiç de beklemedikleri bir sorunla karşılaştılar. En az onlar kadar futbola yön vermek ve o alanda da var olmak isteyen "hareket"le operasyonel ve taktiksel çekişmeler yaşanmaya başladı...

Bakalım kim galip gelecek?
3 Temmuz'da başlayan "temiz kramponlar" operasyonunda İstanbul Büyükşehir Belediyespor Başkanı, eski TFF Başkanvekili ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Göksel Gümüşdağ'ın başına gelenler ve yaşadıkları bu hamlenin anlaşılmasının en önemli anahtarı olarak karşımıza çıkıyor. İktidarın zaman zaman operasyona yönelik eleştirileri ve ağır bulduğunu beyan etmesine karşın karşımıza çıkan sonuç hareket ile çekişmesinin devam ettiğini gösteren en önemli delillerden biri... Son kertede PFDK'nın aldığı kararları, "şikenin kasası" Tamer Yelkovan'ın tahliye olmasını
başarısız bir operasyonun ve her geçen gün çürüyen bir hamlenin izleri olarak görmek mümkün... Yaşananlar bana çok kısa süre önce yaşanan MİT çekişmesini de hatırlatamadı değil... Çağlayan sürecini izleyip, bu güç gösterisinden kimin avantajlı çıkacağını ya da nasıl uzlaşacaklarını hep birlikte göreceğiz... Adalet mi? Çağlayan'da yanmamış mıydı geçen gün o?