Aramızdaki süper kahramanlar

08 Mart 2018, Perşembe 09:40
AA

Şimdi gelin ben size aramızda yaşayan gerçek süper kahramanları anlatayım…
 
Bir insanın acıya dayanma eşiği 1-10 arası puan skalasında en fazla 7 iken, bizim süper kahramanımızın 8-9 olması zaten ilk etapta ona bir süper kahraman yakıştırması yapmamızın sebeplerinden biri. (1-10 arasındaki ağrı eşiğinde 10. derecede bir ağrı, zaten bilinci kapatır. 9 derecelik bir ağrıyı da sadece boğaz kanseri hastaları çeker ve onlar da uyutulur)
 
Bir süper kahraman, onu zehirleyeceğini düşündüğü kolunu bile hiç tereddüt etmeden kesebilecek kadar nettir. Ölüsü işe yaramaz ama tek kollu da olsa bir süper kahraman her zaman faydalı olmaya devam eder.
 
Pratik düşünür, analitik zekası gözünün önündeki bulmacayı çözme konusunda ona hep ışık tutar. Panik yapmadan, olaylara dışarıdan bakarak parçaları yerine koymada ve hikayenin tamamına bakabilmede müthiş beceriklidir.
 
Yoktan var etmek gibi inanılmaz yetenekleri vardır. Havayı koklar, doğayı okur ve açsanız yemek yaratır, uykunuz varsa sığınacak yer bulur. Konfor yaratma uzmanıdır.
Her ne kadar kendini doğurabilse de, yaratıcı gücü kadar yıkıcı gücü de hafife alınmamalıdır. Hışmı çok şiddetlidir. Adil olmadığını düşündüğü her konuda, gerekirse kendiyle birlikte var ettiği her şeyi de yok edebilir.
 
Bu süper kahramanı aramak için Kripton gezegenine gitmenize gerek yok, anneniz, kız kardeşiniz, eşiniz ya da kız arkadaşınıza bakmanız yeterli.
Bir canlıyı dünyaya getirmek için çektiğimiz inanılmaz fiziki acının bizdeki adı “Annelik”. Öyle kuvvetli hormonlar salgılıyoruz ki, bebeğimizi doğururken adeta ağrı kesici görevi görüyor vücudumuzda. Kendi kendimizi tedavi ediyoruz.
 
Her ne kadar bu anaç duyguları içimizde barındırsak da, iş mantıklı düşünmeye geldiğinde o duygusallığı rafa kaldırmasını da biliyoruz. Dükkan iş yapmıyorsa kapatmayı, kangren olan eli kesmeyi, bir şeyleri feda etmek olarak değil, yapılması gereken en doğru hareket olarak görüyoruz.
 
Zannedildiği gibi mızmız değiliz. Aşk gözümüzü kör etmez, bilakis biz o aşkın sonunu, taa en başından görürüz. Bizimki sadece yeşertebilme çabasıdır. Çoğu zaman da akışına bırakırız. Olaylar karıştığında, işin içinden kimse çıkamadığında, sistematik bir planla düğüm olmuş durumu kolayca çözebiliriz.
 
Evde yemek bekleyen çocuklarına taşı kaynatıp suyunu içirebilecek kadar yaratıcıyız. Güneşli bir hava olsa bile 2 saat sonra kopacak fırtınayı hissederiz. Uykusu gelen çocuğuna en rahat, en konforlu yeri veririz; ana kucağı. Sevdiğimizin başının altına dizimizi yastık yapar, onu bacaklarımızla ısıtırız.
 
Siz hiç bir kadını öfkeliyken gördünüz mü? Gözlerinden çıkan o alevle gezegeni yok edebilir. Ya buz gibi nefesiyle sizi dondurur, ya da sadece bakışıyla öldürür.

Biz kadınları küçümseyen zihniyetin tarihçesini bir inceleyin. Yıl olmuş 2018, biz hala kadına şiddetten, kadını aşağılamaktan ve onu küçümsemekten bahsediyoruz. Ne acıdır ki, bunları yapan insanları da o süper kahramanlardan biri doğurdu ve yetiştirdi. İşte tam da bu noktada bize çok iş düşüyor; çocuklarınızı iyi yetiştirin. Karşısındaki insana kadın ya da erkek, saygı duyması gerektiğini öğretin çocuklarınıza.

Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.