Hangi pencereden bakıyoruz?

08 Kasım 2012, Perşembe 05:00
AA

Bizim nesil bilinçli bir nesil, bilgi elimizin altında. Asıl mesele, bu bilgilerle ne yapacağımızı iyi tayin edebilmek. Bir anne olarak kafamı karıştıracak o kadar çok “bilgi” var ki, bazen hepsini bir tarafa atıp, geleneksel yöntemlerle, kendi yöntemlerimi harmanlayıp öyle çıkıyorum işin içinden.

Ülkemize de gelip seminerler vermiş kendi geliştirdikleri yöntemleri anlatan bir çok pedagog var. Bunların yanı sıra, yurt dışında eğitimler alıp, ülkemizde iyi birer ebeveyn olmanın yollarını anlatan uzmanlar da var. Hepsini takip etmeye çalıştıkça, işin içinden çıkılması daha zor bir hal alıyor. Türk milletinin geleneksel aile yapısı, bilinçli bir yeni kuşak ve ceplerinde yeni bilgilerle çıkagelen pek çok uzman… Kitaplarda yazılanlarla, evdeki hesap hiçbir zaman birbirini tutmuyor değil mi?

Hepimiz çocuklarımız için en iyisini isterken, onlara en iyi rol modeli oluşturabilmek için, önce kendimizi eğitmeye başlamalıyız. Tüm kitapların ve tüm uzmanların söylediği ortak bir özellik var sevgili okur; sevgi dolu bir ailede yetişen çocuklar, etrafına da sevgi, saygı, adalet ve hoşgörü gösterir. Yani her şeyin başı sevgi. “Biz çocuğumuzu sevmiyor muyuz, bu ne biçim bir yargı?” diyebilirsiniz. Asıl mesele çocuğunu sevip sevmeme meselesi değil, ona olan sevgini nasıl gösterdiğin. Sabır ve anlayışla yaklaşıp, günde en az yarım saatini, başka hiçbir şeyle ilgilenmeden (telefon, internet, yemek, evi toplamak, vs.) çocuğuna ayırıp, onu dinleyen, onunla oynayan ailelerden bahsediyorum. Gün içinde zaten onunla birlikte olabilirsiniz ama önemli olan ona ayırdığınız kaliteli vaktin uzunluğu.

Bütün bunlara ek olarak, ister gidip bir aile danışmanlığından taptaze bilgilerle kendinizi harmanlayın, ister ebeveynlik kitapları okuyup onları lehinize kullanın. Bunların hepsi yanınıza elbette kar olacaktır. Bilgi elimizin altındayken, işe çocuğumuzdan önce, kendimizi eğitmekle başlayalım.

Uyku düzenini oturtmanın püf noktaları

Geçtiğimiz cumartesi günü anneysen.com ve Uyku Meleği iş birliğiyle, bebek ve çocuklara ilişkin yku düzeni bozuklukları eğitimi vardı. Daha önce Uyku Meleği Seride Samurkaş Karaç ile yaptığım röportajı sizlerle paylaşmıştım. Eğitimde Seride’yi dinlerken  ne kadar çok doğru bilip de yanlış yaptığımız şey olduğunu fark ettim  bir kez daha. Mesela, çocuk üşümesin diye kat kat giydirip, üstünü açmasın diye kalınca tulumların içine hapsettiğimiz bebeklerimizin, aslında ideal oda sıcaklığının 18-22 derece olması gerekiyormuş. Bebek ya da çocuk, uyku esnasında çok sıcak olduğu için aniden uyanıyor, anne de bunu anlamıyormuş. Biz de hala, ideal oda sıcaklığını 25 derece sanmaya devam edelim. Çocuğun ellerinin ya da ayaklarının soğuk olması, onun üşüdüğü anlamına gelmezmiş. Vücut sıcaklığını dengelemek için, zaman zaman elleri ve ayakları soğuk olurmuş.

Hijyenik odadan ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama, uyku hijyeni için gerekli olanlar şöyleymiş:

1-    İdeal oda sıcaklığının 18-22 derece olması
2-    Oda duvarlarının rengarenk duvar kağıtları yerine, düz ve yumuşak renklerde olması
3-    Odanın karanlık olması ve uyarıcı herhangi bir ışığın bulunmaması. (Dönenceler uyku düzeninin can düşmanı oluyor bu durumda)
4-    Uykudan en az bir saat önce televizyon, bilgisayar ya da ışıklı herhangi bir görselin çocuğa izletilmemesi ve odasında olmaması
5-    Sesli uyaranların (ninni, klasik müzik vs) çocuk uykuya dalmadan önce kesilmesi

İşte böyle sevgili okur. Daha detaylı bilgi ve sorularınız için www.uykumelegi.com adresini bir ziyaret edin.