Oyun ciddi bir iştir

19 Mart 2015, Perşembe 11:00
AA

“Oyun, çocuklara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir” diyor Aktif Yaşam Derneği Başkanı Mehmet Ali Çalışkan.

Omo’nun “Kirlenmek güzeldir”le başlattığı kampanya bir süre sonra güzel bir oluşuma dönüşmüş. Çocuk gelişimi ve modern ebeveynlik konularında anne  ve babalara ilham verecek “Çocukları Geleceğe Hazırlamak” isimli çalışma da bu yaklaşımın son örneklerinden. Çocuklarını geleceğe hazırlarken ebeveynlerin yaşadıkları kaygılardan birinin de, hayatın hızlı değişimi olduğundan yola çıkan OMO, konuyu bir araştırma ile somutlaştırmış.

Bu çerçevede dinlediğim birbirinden kıymetli uzmanların görüşlerinden beni en çok etkileyenlerden biri de Mehmet Ali Çalışkan’dı.”Oyun, çocuğun dünyayla iletişim kurduğu bir dildir” diyordu konuşmasında. “Dernek olarak daha önce yaptığımız bir araştırmada ortaya çıktı ki, ebeveynlerin %70’i hareket etmiyor. Onlar için aktivite bir zorunluluk.Böyle yetişkinlerin çocukları da evde daha hareketsiz kalıyor. Maalesef boş zaman geçiştirme kültürümüzde harket etmek yok, dolayısıyla oyun da yok. Asıl yetişkinlerin çocuklarıyla oyun oynamaya ihtiyaçları var.”

Haftasonları çocuklara ativite bulayım derken, peşlerinden onlarla bir koşup fena halde yorulduğum zamanları düşündüm, sadece bir gözlemci olarak peşlerinde koşuyorum, ama onların oyunlarına ne kadar katılıyorum? Biraz başından savma işler yaptığımı kabul ediyorum. Her anne baba gibi benim de bir çok mazeretim var bu duruma. Yorgunum, vaktim yok, bir kaç işimi halledeyim öyle… gibi bitmek bilmeyen mazeretlerle onlarla yeteri kadar oynamadığımı farkettim.

Akşam eve gittim, “Hadi oyun oynayalım” dedim. Önce evcilik oynadık. Ben çocuk oldum, Mavi anne oldu, Derin de öğretmenim oldu. Sonra sıkılıp biraz resim yaptık. En son evin içinde balonla oynayıp günü bitirdik. Yaklaşık 2 saat oyun oynamak gerekiyormuş çocuklarla. Kuralsız oyunlar çocuk için en iyi oyunlarmış. Böylece yaratıcılıkları gelişiyor, dünyayı deneyimleyerek öğreniyorlarmış.

Salonda bunlar konuşulurken beni en çok düşündüren cümle Demet Akbağ’dan geldi; “Biz o kadar hareketsiziz ki, çocuklarımızı hiperaktif sanıyoruz.”