Baba olmak

23 Kasım 2013, Cumartesi 05:00
AA

Tüm babalar evlatları için özeldir. Babam da öyleydi benim için. 97 yaşındaydı ve geçtiğimiz pazar günü onu kaybettim. Eski deyimle halet-i ruhiyem kötü. O yüzden size bugün duygularımı anlatan bir yazı yazdım. Beni anlayacağınıza inanarak...

Anadolu kasabasında dükkanımızın kapısı sabah açılır, akşama kadar bir daha kapanmazdı. Babam dükkanda olmasa bile kapı hep açıktı, hırsızlık nedir bilinmezdi o zamanlar. 11 yaşındaydım. Bir gün bisikletimin pedalı kırıldı, korkudan söyleyemedim babama.

Çocuklarına hiç kızmazdı aslında. Akşam oyuna dalıp da eve geciksem söylediği tek cümle olurdu; “Akşam olmadı mı daha?’’ Bisikletin pedalı kırılmıştı ya, okuldan gelince dükkanımıza gittim, babam yoktu. Kasadan para aldım, onunla bisikletimin pedalını yaptırdım. Bir sürü paranın içinden bir tane kağıt paranın eksikliği fark edilir mi? Hem ne olacak ki? Kendi dükkanımız değil mi? Akşam yemeğinden sonra annem kasadan para alıp almadığımı sordu, kulağıma kadar kızardığımı dün gibi hatırlıyorum. Anladı tabii. “Yarın okuldan gelince aldığın yere bırak” diye sıkı sıkıya tembih ederek elime dükkandan aldığım miktarı tutuşturdu.

Ertesi akşam babam yemekte “Dün kasada eksik para var sanmıştım, meğer araya sıkışmış, görmemişim” diyerek hayat dersimi tamamladı. Yaptığım hatayı ne yüzüme vurdu, ne yüz göz oldu. İşte o naif, sessiz babamı kaybettim. Hem de 10 Kasım’da. Onu toprağa verdiğimde hissettim ki; ben o gün baba oldum. Oysa, 26 yıldır baba olduğumu sanıyordum.

Sevgili babalar, çocuğunuz için sizler birer rol modelsiniz. Eşiniz ve çocuklarınızla ilişkilerinizde bu gerçeği asla unutmayın.