28 Şubat'ta görmedik

06 Mart 2016, Pazar 10:00
AA

‘28 Şubat’ta başörtülüler şöyle zulüm gördü, böyle zulüm gördü’ diye anlata anlata bitiremeyenler, el konulan Zaman Gazetesi’nin önünde dün yaşanan dehşete umarım bir yanıt verirler!

Zira ağızlarından o hiç düşürmedikleri 28 Şubat’ta bu görüntülerin çeyreğini bile görmemiştik.

Aslı astarı olmayan Katabaş yalanında ‘Başörtülü kızlarımızı yerlerde sürükleyenler bunun hesabını nasıl verecek?’ diye kükreyenler, kanlar içinde kalan başörtülü kadınların dün yaşadığı yüzde yüz gerçek dehşete elbet kayıtsız kalamaz değil mi?

Yoksa ‘28 Şubat’ta neredeydiniz’ diye hesap soranlara da birileri sormaz mı: ‘5 Mart’ta da siz neredeydiniz?’ diye...

Kör bile olsa...

Özetle;

İktidar ne diyor?: Yeni Anayasa yapalım, darbe yasalarını temizleyelim. Bu cümleyi okuyunca şayet geri zekalı değilsek ne anlıyoruz?: Demokratik, vesayetsiz, hukukun üstünlüğünü temel almış bir anayasa yapmalıyız. Ana muhalefet peki ne istiyor?: Sizin niyetiniz Başkanlık rejimi. Onu çekin, masaya oturalım. İktidar ne yanıt veriyor?: Anayasa masasına ön şartsız oturun. Demokrasiye şart konulmaz. Ana muhalefet nasıl karşılık veriyor: Asıl siz gizli şart koyuyorsunuz. Mevzu bahis demokrasi ise, bu inadınız niye?

* * *

Ana muhalefetin itirazlarının ‘darbeci zihniyeti’ diye karalandığı, saatlerde peki bu ülkenin cumhurbaşkanı ne yapıyor? Ülkenin en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar için ‘Tanımam, saygı da duymam’ diyor. Bu balyoz gibi açıklamanın üzerine de “Yeni Anayasa daveti şahsımla ilgili değil, ülkemizin geleceği ile ilgilidir” açıklaması yapıyor.

* * *

Ortaya çıkan tabloya bakınca, söz konusu geleceğin ne menem bir şey olduğunu artık görmemek için kör olmak lazım. Ancak öyle bir kritik eşikteyiz ki; bu tehlikeyi görmeyenin, mazereti körlük de olsa tanımam! O kadar yani!

Hayırlı işler

Kayseri’de Gülen cemaatine yönelik operasyon kapsamında Boydak Holding yöneticileri geçen cuma gözaltına alındı. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül jet hızıyla “Boydak ailesi çalışkanlığı, dürüstlüğüyle bilinir. Ümit ederim ki daha fazla rencide edilmezler” dedi.

* * *

Sayın Gül, operasyona o kadar net tepki koydu ki; vallahi çok şaşırdım. Çünkü, Gül görevdeyken; yüzlerce saygın insan haksızca içeri atıldı, itibarları ayaklar altına alındı, kimileri de canından oldu. Gül’ün böylesi kritik zamanlarda yaptığı açıklamalar ise ‘Acaba ne demek istedi?’ diye herkese saç baş yoldurdu.

* * *

Benim bildiğim insanlar görevlerinin başındayken işlerini yapar, emekli olunca da ne bileyim; balık tutar, dünya turuna çıkar, torun bakar falan... Ancak görünen o ki, eski bazı AKP’liler için durum farklı. Anlaşılan onlar görevdeyken, emekliye ayrılan ‘Adalet duyguları’ tekrar işe başlamış. Ne diyelim hayırlı olsun.

Öyle bir geçer zaman ki


- Bir zamanlar aynı havuzdan su içilirken; atılan manşetlerle karartılan hayatlar hâlâ belleklerde. O yüzden; ‘Gizli tanık ifadesiyle gazetenin üzerine çöküldü’ diye yapılan hukuksuzluk isyanını emin olun en iyi, o manşetlerde linç edilen insanlar anlıyor.

- Ama ‘Zaman’ bu... Öyle bir geçiyor, her şey öyle bir değişiyor ki... Bir zamanlar ‘Hukuk herkese lazım’ diyenlere bıyık altından gülenler, bir bakıyorsun şimdi ‘Adalet’ arıyor.

- Oysa, hukuk, demokrasi kavramları zaman ayarlı değil. İşine gelince ıslık çalıp çağıramazsın. Onlar şartsız, şurtsuz, ‘ama’sız, her zaman ilkeli sadakat bekler. Aksi taktirde zamanla kaybolup giderler. İhtiyacın olduğunda da ara ki bulasın...

Ah be anne


- ‘Barış’ deyince terörist
- ‘Basın özgürlüğü’ deyince ‘casus’
- ‘Hukuk’ deyince paralel
- Yıkılan yakılan Cizre’ye, Sur’a, yitip giden çoluğa çocuğa kahrolunca hain
- ‘Kadın özgürlüğü’ deyince ahlaksız
- ‘LGBT hakları’ deyince sapık
- ‘Laiklik’ deyince bağnaz
ilan edildiğin bir ülkede nefes almak ne zor şey be anne!

Ekonomik bir soru

Geçen yıl Diyanet İşleri Başkanı’na trilyonluk Mercedes tahsis edildiğinde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘araç saltanatı’ tepkilerine “Bunlar Türkiye’nin milli gelirinde, bütçesinde çerez parası değil, çerez!” diye yanıt vermişti. Mehmet Şimşek geçen gün de “Türkiye ayağını yorganına göre uzatmayan bir ülkedir” diye dertlendi. Anlamadığım; biz 1 yılda ne oldu ki, çıtır çerez sefasından yatak yorganlık hale geldik?

Hoşgeldin dostum

En sevdiklerimiz, bize hediye seçtiğinde en ihtiyacımız olanı seçer. Bilmem ne marka çanta, çok yıldızlı otelde 3 gün konaklama, ultra yetenekli mutfak robotu gibi şeylerden bahsetmiyorum tabi. En sevilenler, mana verilen günleri de sallamaz, takvimleri anarşiştir. Günlere manalarını kendileri verir. O yüzden hediyeleri, belirli günlerde değil, hep gelmesi gerektiği zamanlarda gelir.

* * *

Geçen akşam kapım çaldı. Açtım. Bir dostum, Birhan Keskin’in 6 yıl aradan sonra çıkardığı yeni şiir kitabı ‘Fakir Kene’ ile karşımda. Kitabı elime tutuşturdu. Biz sustuk. Birhan Keskin’in “Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun” dizeleri konuştu. Sonra devam etti: “Buraya umutlu günler koydum. Şimdi uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.”

* * *

Yalnız olmadığımı bilmenin huzuruyla uzun zaman sonra ılık süte, rezene çayına, bilmem ne otuna metelik vermeden mışıl mışıl uyudum. İşte bu yüzden köşeye, bu kitabı senin için buraya koydum sayın okur. Şairin de dediği gibi “Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.” Dileğiyle..

Park yeri arayanlara

Kalabalık içinde yaşarken en büyük tehlike; çoğunluğun kuralları, duyguları, zevkleri içine sıkışıp her hissin rutinleşmesine izin vermek.

* * *

Seri, hızlı, ayrıntısız fast food tadında yaşayıp hayatı tek tip solumak... Gerçi seçeneklerimiz var tabi: ‘Big’ ya da ‘mig’ alabiliyoruz. Az baharatlı, çok soslu, kalın etli, ince ekmekli vs...  Karın doyuyor mu doyuyor. Peki ruh? O, döne dolana kendine park edip nefes alacak bir boşluk arıyor. İyi bir kitap, iyi bir film, iyi bir müzik vs. gibi.

* * *

Kalabalığın gürültüsünden, hoyratlığından kaçmak isteyenlere bu hafta bir adres vereceğim: Adı ‘Mükemmel Boşluk.’ Rock grubu Redd’in son albümü... Dinleyicisi için özene, bezene, tutkuyla özel olarak hazırlanmış bu adrese, ruhunuzu gönül rahatlığıyla park edebilirsiniz.


Doğan Duru, Güneş Duru ve Berke Özgümüş’ten kurulu REDD’in son albümü ‘Mükemmel Boşluk’ nihayet çıktı.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.