AKP seçmenine ayıp

29 Mart 2015, Pazar 00:37
AA

- Başbakan Danışmanı Etyen Mahçupyan dedi ki; “AKP’ye oy verenlerin yüzde 70’i yolsuzluk olduğuna inanıyormuş. Ama darbe tehlikesine karşı yolsuzluğu seçiyormuş.”

- Danışman, bu sözlerle AKP seçmenine ‘tüyü bitmemiş yetim hakkı yeme’ günahının vebalini bıraktı. ‘Milli iradeye’ en ağır şekilde hakaret etti. Yıllardır ‘aydın’ statüsü konforunda yaşayan danışman, yolsuzluğun en ağır darbe olduğunu bilmiyorsa eyvahlar olsun. Yolsuzluk insan çürütür, toplum çökertir, devlet yıkar...

- Danışman “Yolsuzlukla mücadele daha kolay” da dedi... Bak sen... Ama sonra; ‘90 yıldır yolsuzluk var’ diyerek kendini de yalanladı. Yolsuzlukla mücadele bu gezegende hâlâ kazanılmamış bi savaş. Niye mi: Çünkü kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmuyor.

- O bu değil de, benden aldıkları vergiyle senin maaşını ödüyorlar ya; helal etmiyorum!

‘Domuz Gribi’ anketi

- Telekineziyle suikast girişimi gibi bi hayal gücü, bununla ‘paralel’ giden komplo teorileri iktidardayken, tabi ki halkı ‘Domuz Gribi salgını yok’ açıklamasına inandıramazsınız.

- Bence araştırma şirketleri, şu aralar seçim yerine ‘Domuz Gribi’ anketi yapsın. Salgına ‘İnananinanmayan’ı tespit için.

- Ama soruyu “Salgını var mı, yok mu?” diye sorsun. Çünkü, bizim memlekette ‘inanma-inanmama’ işin içine girince herkes kendi tribününe koşar, holigan olur. Gerçek uçar gider. Şayet, soruyu düz sorarlarsa, hükümete güven konusunda ki en sağlıklı anket de yapılmış olur.

GÜNAYDIN, Bİ SADE KAHVE...

‘Tarihte Bugün’ köşelerinin yerini, bi sabah uyandık ki ‘Erdoğan’a “hakarette” bugün’ haberleri almış.

*

Derin devletle boğuştuğumuzu sanırken, bi uyandık ki ‘paralel devlet’imiz doğmuş. Hem de saraylı.

*

‘Darbecileri tasfiye ettik oh oh’ diye sevinirken bi uyandık ki sıkıyönetim sivile çıkmış. Günaydın.

NEVİN HANIM

* ‘Analar ağlamasın’ diye başladık ‘Nevin Hanım (Gökçek) üzülmesin’e geldik iyi mi!

* Eşme ruhu, barış süreci yolunda hayalet oldu.

* Cumhurbaşkanı çok istediği başkanlık sistemine kavuşmak için yakında “Kürt diye bi şey yoktur. ‘O kart kurt’ sesinden gelmiştir ” seviyesine gelirse hiç şaşırmam.

* CHP 8 Haziran’a kadar Kürt adını anmamaya yeminli mi ne?

* Dört gözle yolu beklenen bahar MHP’ye geldi bile.

İki yüzlülük

Erkek çocuklarına, keyifle verilen ilk ‘kültür dersi’nin küfür olduğu memlekette, Emre Belözoğlu’na gösterilen tepkiye pek bi şaşırdım. Yok yahu; çirkinliği niye normalleştirmeye çalışayım! Zaten ne yapsam bu anormalliği normalleştiremem ki!

Hayata güzelleme

Japon mühendisin ‘Köprüde kablo koptu ben sorumluyum’ diye intiharı kutsandı. 301 kişinin ölümüne ‘fıtrat’ denilip, tek bi kişinin bile ceketini alıp gitmeye tenezzül etmediği ülkede, bu kutsanma halinin elbette ki; mazereti var. İntiharı kutsamak çok fena. Çünkü hayata sahip çıkmama noktasına gelmek, toplumsal intihardır.

‘Saatlerinizi bi saat ileri almayı unutmadınız di mi?’

Kamu hizmeti

- Soma’da yurttaşı tekmeleyen kamu görevlisi Yusuf Yerkel’e ne oldu? Hiç bi şey.

- Soma’nın öfkesiyle Başbakan’ın makam aracına tüküren vatandaşa ne oldu? Kamu görevlisine hakaretten 7 bin 600 TL ceza aldı. Söyleyeceklerim bu kadar!

'Karizmatik' tavsiye

- Doğruluk, dürüstlük, mütevazılık, efendilik, bilgi-kültür yerine ‘Karizma-karizma’ diye tutturursak... Karizmanın tanımını da ‘Kurtlar Vadisi ve türevlerinden’ apartırsak... Bu ülkenin daha çoook karizması çizilir sayın hanımlar beyler...

Bu bir mucize

Newroz’da bluejean, ceket giyince, “Demirtaş, oy için beyaz Türklere sempatik görünmeye çalışıyor” tahlili yapabilme ufkuna sahip Hilal Kaplan’ın, ‘Bu Tarz Benim’ jürisi yerine ‘akil insan’ olması bi mucizedir.

BU HAFTA...

* Haftanın haberi: Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez affetti. Erdoğan göreve geldiği günden beri ilk kez böyle bi icraatta bulundu. Hasta mahkumu affetti.

* Haftanın atasözü: ‘Kol kırılır yen içinde kalır.’ Bi kez daha gördük ki; iktidar mevzu bahis olunca, her şey teferruatmış.

* Haftanın jokeri: Eskiden lobiler vardı. Faiz lobisi, Gezi lobisi, Porno lobisi... Şimdi onun yerini ‘FİTNECİ’ aldı. Çetrefilli, sıkıntılı mevzularda ihale artık ona kalıyor.

* Haftanın sorusu: Tüm bunlar başka bi ülkede olsa ne olurdu? Birileri istifa ederdi! Allah’tan bizim geleneğimizde istifa diye bir müessese yok!!!

* Haftanın mağduru: Haysiyet. Maşallah kimse ağzından düşürmüyor ama kendisini uzun zamandır ortalarda gören yok.

* Haftanın adamı: Recep Tayyip Erdoğan (Başkasını yazacak kadar yürek yemedim ben.)

* Haftanın romantiği: “7 Haziran’da, Türkiye’nin sararmış benzinde hilaller açacak” diyen Bahçeli.

* Haftanın hedefi: Anlaşılan AKP’lilere seçime kadar Selahattin Demirtaş’a günde en az 3 kez laf geçirme talimatı verilmiş.

* Haftanın 10 numarası: Emeklilere noter onaylı 4 maddelik taahhütte bulunan Kılıçdaroğlu. Öyle isabetli iş yaptı ki birileri fena kızdı.

Bİ ŞEY SORUCAM

Pazar günleri ‘Ağır haber-yazı okumayı sevmiyorum’ diyen okurla ilgili merak ettiklerim;

1- Haftanın diğer günleri Adorno, Hegel mi okuyorlar?

2- ‘Siyaseti komedi dükkanı segmentinde olan’ ülkenin siyaset yazısı ne kadar ağır olabilir ki?