Türkiye'nin Gündemle İmtihanı

20 Nisan 2014, Pazar 00:17
AA

Üzerinize afiyet, ben biraz aşığım şu sıralar. Hayatın doğumuna tanık olurken sızıp kalıyorum bi yerlerde külhani gibi. Bazen betonların arasından kafasını uzatan inatçı karahindibanın sarısında, bazen arsızca bulabildikleri yerde kendini koyvermiş çimenin yeşilinde. Kafamı kaldırınca da derin bi nefes alıp dalıyorum maviye balıklama. Çakılır mıyım çakılmaz mıyım, pek derdim değil anlayacağınız bu ara. Nefes alırken aç gözlülükle... Bi çekiyorum havayı içime! Bakarken başka bakıyorum sağa sola... Sanki yarına bi şey kalmayacak telaşında ama aynı zamanda yarından bugünü kaçırma hesabında... Huzur mu?... Yoo değil. Telaşın, hesabın olduğu yerde huzur, kardeşim Ali İsmail’in elindeki karahindibanın tüyleri gibidir adeta. Bi püf yaparlar uçar gider... Velhasıl benimkisi daha çok; yaşayabilmek için tekrar doğmayı öğrenmek... İyi pazarlar...

 

Öldün diyemiyorum öyle ölümsüz ki...

Yüzyılımızın büyülü gerçeği Gabriel Garcia Marquez... Daha yaşarken efsaneleşen... Dünyaya, hayatı anlatmak için yaşamaya gelen... ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ımızın sığınağı... Sana ‘Öldün’ diyemiyorum öyle ölümsüzsün ki... ‘Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse’ diyerek sihrini milyonlara bahşeden... İyi ki gelmişsin ve ne şahanedir ki sonsuza kadar kalacaksın... ‘Yüzyıllık Yalnızlık’, ‘Kolera Günlerinde Aşk’, ‘Kırmızı Pazartesi’, ‘Benim Hüzünlü Orospularım’, ‘Albaya Kimseden Mektup Yok’, ‘Anlatmak için Yaşamak’tan en az biriyle kesişmemişse yolunuz şayet şu dünyada, ‘hayatı ıskalıyorum kederiyle’ koşun kitapçıya. ‘Yok artık benden geçti’ diyorsanız da şayet; en sevdiğiniz gence armağan etmek için alın onları. Alın ki, erkenden başlasın hayata...

Aklımdaki sorular

1- Gitmek mi zor, kalmak mı?

2- Godot’yu beklerken geçti bi ömür. Ekildik mi yoksa?

3- Çakmağımı kim aldı?

4- Rakı masasında kurtardığımız memleket, nasıl oluyor da ertesi gün bıraktığımız yere dönebilmiş oluyor?

5- Şu hep gitmekten bahsettiğimiz adanın koordinatlarını Allah aşkına bilen var mı? Bi de yanınıza alacağınız üç şeyi netleştirdiniz mi? Son sorum: Orada twit atabilecek miyiz?

6- Çoğunluk nasıl hep ‘anlanması’ gereken, azınlık ise hep ‘anlaması’ gereken oluyor. Matematikteki ters orantının yerçekimi hali bu mu?

7- 40 kere ‘mağdurum’ desem işe yarar mı?

8- Her defasında kafasına kazma vurulan, fırsat bulamadan kafaya kazma vuran ağlamayı nasıl başarıyo?

9- Pinponda maçı top kazanır mı?

10- ‘İhanet şebekesini temizleyeceğiz’ cümlesini duymadığım bi güne uyanır mıyım?

11- ‘Başı açık kadın mağduriyeti’ de artık aramızda, acaba ilginizi çeker mi?

12- Türk Dil Kurumu, Türkçeyi güncelledi de haber mi vermedi???? Darbe, demokrasi, hukuk kelimelerinin anlamı bi tepetaklak da?

13- Başbakan, “Cumhurbaşkanı olursam, tüm yetkilerimi kullanırım” deyince ben niye korkuyorum? Yoksa vatan haini miyim?

14- Cumhurbaşkanı Gül’ün kritik konulardaki açıklamaları niye hep ‘Da Vinci’nin şifresi’ tadında oluyor? Ve bizi, memleketçe niye “aslında şunu demek istedi” diye debelendirip duruyor?

15- MİT’e, Anayasa ve Meclis’in üzerinde yetkiler verilmesini James Bond filmi kıvamında izleyenler, iyi misiniz?

16- Cumhurbaşkanı seçiminde plajdan ayak fotoğrafları çekip instagramda paylaşacak olan ‘demokratlar’ online mı?

17- Bi kitap kapağını açmak yerine, Facebook’a koyduğu profil fotosunun laykını 24 saat saniye saniye takip eden güzel kız, sen de online mısın? Bu arada sana tüyo: Fotoğrafını koyduğun saniyede layklayan emin ol senin ruh ikizin!

18- Yine mi aşağıladım?

Ahlak zabıtası vesayeti

Mersin Hoca Ahmet Yesevi İmam Hatip Lisesi öğrencisi E.Ç.’yi, okul bahçesinde kız öğrenci Ş.A. ile oturduğu için müdürü Alaattin Öztürk“Neden yan yana oturuyorsunuz?” diyerek dövmüş. İddia falan değil. Aile kapı gibi darp raporunu almış. Defalarca söyledik; işi gücü bırakıp ahlak zabıtalığına soyunan iktidarın bir yaşam modelini uygulatmak için yasa çıkarmasına hiç gerek yok. Onlar da bunu gayet iyi biliyor. Zaten hukuk bu ülkede kim ki? İktidar düsturu verdi, uygulama işte bu zabıtalara bırakıldı. Belden aşağı düşünerek zabıtalık yapan, ahlakı zaten sıfırlamıştır. Bu ahlaksız zabıtalığa, en güzel yanıtı gencin annesi vermiş: “Bu çağda bu kafa. Bu işin peşini bırakmayacağız.”

Burası Türkiye

Başbakan Erdoğan, sosyal medyada kendisi ve ailesine karşı yapıldığını iddia ettiği, temel insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik verilen mahkeme kararlarının uygulanmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Kısaca, yolsuzluk tapelerinin kaldırılmamasına karşı, vatandaş olarak anayasal hakkını kullandı. Twitter’ı açma kararı verdiği için kamuoyuna ‘gayrimilli’ ilan ederek yıprattığı kuruma başvuru yapması, “Hukuka herkesin ihtiyacı var” gerçeğini bir kez daha tescil ettiren bir hareket oldu. Peki ya, AYM de şimdi Başbakan’a “Başvurunuzu milli bulmadık” derse... Olmaz olmaz demeyin. Burası Türkiye!

twitter.com/ElifYilmaz