Başbakan gibi Başbakan

29 Mart 2015, Pazar 15:00
AA

AK Parti’nin cengaveri M.Metiner, “Fuat Avni Bülent Arınç” demişti. Yani her şeyi bilen adam. Ama Arınç, Fuat Avni’yi de geçti. O günlük olayları biliyor, Arınç ise, yıllara uzanan usulsüzlüklere vakıfmış meğerse. Ama FA’nın aksine hep susmuş, görmezden gelmiş.

Ta ki Gökçek, “Paralelci istifa et” diyene kadar. Arınç’ın Erdoğan’a, “One minute. Çözüm süreci ile ilgili her türlü gelişmeden haberin var” çıkışı bile, Gökçek tanımlamasının gerisinde kaldı.

Eveleyip gevelemeden AK Parti ak değil dedi. Gökçek üzerinden. Söylediklerinin üzerine diktiği bayrakta ise “Haysiyetsiz, Terbiyesiz” yazıyordu. Ama bir hata yaptı. “Partime zarar vermemek için, 8 Haziran’a kadar bekleyin.

100 dosya bulabilirim” dedi. Havlama sesleri arasında. Ne güzel söylemişler “Demir tavında dövülür” diye. Keşke dövülseydi.

Erdoğan’ın pazarcılara söylediği, “İçinizdeki çürükleri temizleyin” lafı parti içinde hayatiyet bulur, belki de puan kazandırırdı. Şimdi 75 gün bekleyeceğiz. Halbuki cümbür cemaat katiyen kesişmeden paralel paralel gidiyorlardı.

Menfaat çatışması kontak ettirdi. İki yıldır ayıklanan pirinç çuvalındaki taşları ayırmak da bitirilemedi. Bakalım bu kavgadan nasıl bir mağduriyet çıkacak?

Cemaat derlerse şaşırmayın. Zaten menfaate ters düşen kim paralel değil ki. Arınç kutunun kurdelesini açtı kıyamet koptu. Çare yoktu, Cumhuriyet savcısına soruşturma başlatıldı. Soruşturur durur artık. Seçim geçsin, “soruşturulacak bir şey yok” deniliverir.

4 bakanda olduğu gibi. Ayrışma balonu iyice şiştiği için, patlamasın diye gazını alıyorlar. Hepsi hepsi bu. Ancak asıl karışıklık aday belirlemesinde çıkacak.

Sarayla, Çankaya kapışmasını herkes gibi ben de merakla bekliyorum.

Bakalım biat kültürü ne kadar işleyecek diye. Olaya Erdoğan ilgilenmez göründü. Sazı Davutoğlu aldı.

Önce partinin kurucusu Arınç’a AKP ilkelerini anlattı, sonra da Gökçek’e “sus” emri verdi. Ve “Bu aile içi mesele, konu kapandı” dedi. Vallahi Başbakan gibi Başbakan Davutoğlu. Aksini iddia edenler utansın. Arınç’ın ise kimse umurunda değil. Bab-ı Ali toplantısında yine konuştu ve “Hesap verecek” dedi.

“Sarayda oturan birisi”nden de dem vurarak. Aman bu kavgaya bakıp da diğer partiler heveslenmesin. Çünkü evde oturan kefenliler, olanlarla ilgili değil. Onlar Sarayın bacası tütüyor mu ona bakıyor. İlkbahar kömürleri de kapıya gelmiş, bakalım daha neler gelecek diye bekliyor. Gerisi faso fiso.

O zaman görev size düşüyor. 7 Haziran’da mührü dikkatli basın. Seçenek çok. Fark etmez.

Bu arada ben bu yazıyı yazarken ‘İç Güvenlik Yasası’ Meclis’ten geçti. Adına ne derseniz deyin ama imzadan sonra tehlikeli bir darbe dönemine hazır olun. Yine tekrarlıyorum. Artık görev sizin.

TSK Özel...

ABD eğit-donata, PKK’yı terör örgütü olarak tanıdığı için gençlik kolu PYD’yi de dahil etti. Tehlikeye bakın. TSK, düşmanı PYD’lileri, (her ne kadar sanduka kaçırılışında yardımcı oldularsa da, yeni türbe onların kontrolü olan bölgede olsa da) eğitecek ve ağır silahlarla donatacak.

Çünkü büyük abi ABD öyle istiyor. Necdet Özel de tabii ki bundan rahatsız. MGK’da “Bırakın bizi PKK’yı bitirelim” dediği bile konuşuluyor vesayetsiz dönemin Genelkurmay Başkanı’nın. PKK’ya yıllardır destek veren büyük dostlarımız, şu anda çözüm sürecinin destekçileri gibi görünüyor.

Acaba gerçekten öyle mi?

MERAK BU YA

Cumhurbaşkanına da örtülü ödenek getirildi. Meclis’te kıyamet koptu. Niye ki? Şimdiye kadar örtüsüz harcıyordu, artık örtecek. Bütçesini de yüzde 100 arttırdı. Ohhh, gel vergiler gel.

Diyanet işleri fetva merkezi yine çalışmış. Tüp bebekte nikah şart demiş. Bir başkasından faydalanmak caiz değilmiş. Hemen bir ilan gördüm. “Nikahlı boş tüplerimiz satışa arzedilmiştir.”

Emine Ülker Tarhan bilmecesi. “Prensiplerimiz uymadı ayrıldık” demişti. Şimdi ne diyor: “CHP ile ittifak yapabiliriz.”... “Peki ablacım niye ayrıldın o zaman?”, demezler mi?

Hepimiz okuduk ‘makilik alan’ tabirini coğrafya dersinde. Ama artık bu tanımlama değişmiş. ‘TOKİ’lik alan’ olmuş. Öğrenin.

Fenerbahçeli Emre’nin ilk öğrendiği kelimeler her bebek gibi anne, babadır tabii ki. Ama sonra birisi, ‘f.ck off’ demeyi öğretmiş ona herhalde. Çok sevmiş ki dilinden düşürmüyor. 

Göçek’in koyları 29 yıllığına kiralandı. Hem de üçotuz paraya. Yazıklar olsun. Tabiat harikalarını katlettiniz. Bu dünya size de kalmaz. Ama rahmet okuyanınız da.

Keditroller kampta

Geçen seçimde Aktrollerle işbirliği yaparak başarılı bir performans gösteren ‘Keditroller’ bu defa iki ay öncesinden kampa alındı. Yeşillikler içindeki kamp merkezlerinde, önce dayanıklılık testinden geçen kediler günde çift antrenman yapıyorlar. Kuru mamayla değil, süt ve etle beslenen kedilere 8 Haziran’ı göremeyecekleri için her şey dahil sistemi uygulanıyor.

Kamp hayatından çok memnun olan keditroller, yakında uygulamalı yani trafolu antrenmanlara geçecekler. Antrenmanı kaytaran olursa hemen kamp dışına yani sokağa gönderilecekleri söylendiği için hepsi çok çalışkan ve dikkatli. Keditroller kampından haberlere seçime kadar devam edeceğiz.

işte bu...

Kılıçdaroğlu, seçim vaatlerinin ‘kapora’sı olarak bir vaatte bulundu. Emeklilere 2 bayramda da birer maaş ikramiye diye. Sen misin diyen. aKP’yi büyük bir telaş aldı. Herkes konuştu, konuşuyor. Tek söyledikleri de “nereden bulacaksın?” Bu soruya Kılıçdaroğlu’nun cevap vermesine gerek kalmadı.

Sosyal medya öyle esprili cevaplar verdi ki, sanki herkes CHP piarcısıydı. işte bu. Dilimizin döndüğünce söylediğimiz. CHP’lilerin “Yetmez ama devam” dedikleri. Şimdi tam zamanı. arkasının gelmesi lazım. Bir, iki, üç... on... yirmi.

Bugüne kadar Kılıçdaroğlu söylenenlere laf yetiştirdiği için tenkit etmiştik. Şimdi aK Partililerde laf yetiştirme sırası. ama bir önerim var Kılıçdaroğlu’na: Bundan sonraki vaadini dillendirdiğin zaman, ne olur yine bir noter tutanağı ile kürsüye çıkma. ne gerek var. Bırak seçmen sana güvensin.

Yine Kandırıldık Eyy Millet!

Artık alenen ortaya çıktı ki, Erdoğan’ın bir numaralı hedefi Demirtaş. Nedeni malum. HDP’nin barajı geçme sinyallerinin belirginleşmesi. Batıdan gelen haberler. Bu da başkanlık hayalinin son bulması demek. O zaman bırakın 400’ü, 330’u bulmak bile hayal oluyor. Hele hele milliyetçi AKP’lilerin MHP’ye kayabileceği de düşünülürse, iktidarın elden gitmesi tehlikesi bile var. Peki ne yapmak lazım? Ortalığı germek. Zaten yapılan da o. Sanki yeni bir hadiseymiş gibi, PKK’ya karşı harekat başlattılar.

PKK da karşılığını verdi. Hani ‘analar ağlamasın’ı siz sağlamıştınız. Hani Dolmabahçe’deki fotoğrafa göre iş bitmişti. Hani kürt sorunu diye bir şey yoktu. Her şey seçim kampanyasında HDP’yi işaret etmek, oy devşirebilmek içinse vay halimize. Bu oyalamaya ise cevabı Öcalan verdi. Günlerce beklenen bildirisinde hiçbir şey söylemeyerek. Arada utanmadan şaka bile yaptı. 35 yılda 40 bin kişiyi katleden PKK’nın başı katliam yapıyor diye IŞİD’i kınayarak.

Özeti: Öcalan, AKP’yi aldattı. Aldatanlar, kandıranlar kervanına o da katıldı. AKP’nin her konuşanı, artık çözüm sürecini PKK’nın silah bırakmasına bağlıyor. Neye karşılık kimse bilmiyor. Kürt sorunu yok lafına ne Kürtler, ne de Türkler inanıyor. Bir şey lazım ama ne. Yoksa bu seçim Türkiye için karanlığa vesile olabilir. Allah korusun. Nevruz kutlamalarında bir kartona yazılan özlem dikkatimi çekmişti.

Bu yazıyı onunla bitireyim. “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır.”

CIZZZ...

Recep Tayyip Erdoğan: “Bu millet, milli şeflik özlemi çekenlerin heveslerini, kursaklarında bırakmış bir millettir.” Doğru söze can kurban...