Bu gözleri koruyamadık

08 Temmuz 2018, Pazar 05:00
AA

Evet, bu gözleri ve daha binlercesini. Bu gözlerin sahibi Leyla bebek simge oldu sadece. Münferit olayların yanı sıra, okullarda, yurtlarda, dinsel kurumlarda, hem de toplu her olayın üstü örtülmeye çalışıldı. Ve sonunda istop oynayan çocuk için, “Bir kereden bir şey olmaz”,“Rızası vardı”ya kadar geldi.

Bugünkü iktidar ortağı MHP’nin konu ile ilgili, 2 yıl önce verdiği araştırma önergesinin, AK Parti oylarıyla reddedilmesine rağmen, bugün, Mahir Ünal’ın “Bizim de AK Parti olarak hassasiyetimiz biliniyor” diyebilmesine şaşırdım.

Aslında herkes şaşkın. Diyorlar ki; eskiden bu kadar sapık yoktu. Doğru. Türkiye tarihinde hiç bu kadar çocuk kaybolmadı, kaçırılmadı, tecavüze uğramadı, öldürülmedi. Bu da doğru. Baksanıza son 8 yılda, 104 bin çocuk kaybolmuş. Çünkü, TV programlarında, dizilerde, ensest ilişki, reşit olmayan evlilik veya ilişki konusu işlenmez, konuşulup tartışılmazdı. Konuşuldukça konu değersizleştirilip, sıradan algısı yaratıldı. İşte geldiğimiz nokta.

Artık, toprak bile utandı. Bu bahar kokulu yavruları kucakladıkça.

Şimdi yeniden idam gündeme getirilmeye çalışılıyor. Yahu, gözü kör, vicdanı kör, alçak, namussuz bu yaratıkları idam durdurur mu? İdam edilirim korkusuyla bi lokma çocuğa tecavüz edip, öldürmez mi yani. Bunlar insan olmadığı için insan gibi düşünemezler. Onun için de idam çözüm değil. Çözüm, kısa bir yargılama ve ağırlaştırılmış müebbet.

Son sözüm, çocuklarını, kadınlarını, hayvanlarını, ağaçlarını, çiçeklerini sevmeyen bir ülkede, dokunulmazlık denen zırh milletvekillerinin değil, önce çocukların olmalı.

DUY DA ÖRNEK AL

İngiliz yargıç gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama, 7 yıl 7 gün hapis verince, avukatı itiraz etmiş. “Müvekkilim kıza elini bile sürmedi. Bu 7 yıl 7 gün çok değil mi?” Yargıcın cevabı ise tarihe geçecek düzeyde.

“Kızı korkutmanın cezası 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır.” Sanık takım elbise giymişti, kravatlıydı, çok da saygılıydı diyen hakimlerimize ithaf olunur.

ÇOOK ÇAMLI LAZIM

Bir video salladı sosyal medyayı. AK Parti’den ikinci kez İstanbul milletvekili olan Ahmet Hamdi Çamlı, Perpa’yı ziyaret etmiş, ciddi ciddi konuşuyor da konuşuyor. “Dedemi Romalılar öldürdü” diyor. “Gavurun makinesi olmasa, çırılçıplak gezecektik” diyor. “Matematiği, mühendisliği, uzay bilimlerini benim dedem icat etti” diyor. “Trump gidip bakkaldan kahvaltılık alsa, kaç para harcadığını hesaplayamaz” diyor. Diyor vesselam. O ciddi ama, karşısındakiler tebessüm ediyordur mutlaka. Baktım, Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık gönüllü şoförüymüş. Yukarıdaki iddialarını sıralayabilen Çamlı, esprili, nüktedan bir kişi olsa gerek. İşten bunalan Erdoğan’ı da, 20 yıl boyunca, gerektiği zamanlar güldürmüştür diye düşünüyorum. Meclis oldu 600 kişi. Çamlı niye içinde olmasın. Neyi eksik. Artık işlevi neredeyse kalmayan meclise, bence daha çook Çamlı lazım.

ERKEN SEÇİM

Erken seçim bitti. Tek adam rejiminde taşlar yerine oturdu. Yarınki, 17 cumhurbaşkanı ve çok sayıda protokolün izleyeceği yemin töreni de, rejimin cilası olacak. Artık şimdi erken geçim başlıyor. Bunu da biz vatandaşlar yaşamın her alanında hissedeceğiz. TUİK’e göre yıllık enflasyon 15.39. Temmuz’da 17’yi geçebilirmiş. IMF’in ağzına bakacağımız günler yaklaşıyor gibi gözüküyor. Ama bilemeyiz. İktidarın belki başka seçenekleri de vardır. Kısa zamanda da muhtemel zamlarla açıklanabilir. Ne olursa olsun, neticede kemerleri iyice sıkmaya başlayacağız. Maddi, manevi rejimle. Çünkü daha Haziran ayında makul enflasyon seviyesini çok aştık ve bu yüzde ile, dünyadan bir kere daha ayrıştık. İnşallah bu badireyi de atlatırız.

ANLAR MI?

Biliyorsunuz, her toprakta yetişen arsız bir maydanoz türü var magazin dünyasında. Adını sayfalarda tutmayı başaran biri. Hani bir zamanlar taciz ve tecavüz olaylarının demlendiği günlerde çıkıp, “Mini etek giyiyorsan, tacize uğradığında bas bas bağırmayacaksın” diyen Nihat Doğan vardı ya, işte o mini etekli bir kızla sırıtıyordu geçen hafta resimlerde. Eskiler, “Büyük lokma ye, büyük söz söyleme” demişler. Acaba anlar mı?

HADİ CANIM!

Kendisini cumhurbaşkanı adaylığına taşıyan CHP’yi Fetöcü ve PKK’lı olmakla suçlayan Perinçek, ona oy verme gafletinde bulunanlarla valla dalga geçiyor. “Partimin oyları Güneydoğu’da arttı” diyor. Daha önce 67 oy aldığı Mardin’de bu seçimde 983 oy almış. Yani üstün gayreti ile gitmeden yüzde 14 arttırmış. Ayrıca, büyük bir özveri göstererek Erdoğan’la birleşebilirmiş de. Hadi canım! Çok şakacısın Doğu bey.