Bu yağma kaynamasın

21 Ocak 2018, Pazar 05:00
AA
Amerika tüm ilgili ağızlarından, 30 bin kişilik ordu filan yok diye çarkedip, “Türkiye’yi böyle bir adım atmamaya çağırıyoruz” diyedursun, biz PYD’yi oradan silmekte kararlı olduğumuzu, Rusya’ya da, “Lütfen karışma” diyerek Afrin konusunu gündemde tutarken, içeride de rutin siyasi çekişmeler ve 115 hamile kız çocuğu ile uğraşırken, Trabzon’daki mucize uçak kazası ve üç şehit verdiğimiz CASA faciası bile gündemde kalamadı.



Bu arada bir haber de ustalıkla gözlerden kaçırıldı: ‘Kaz-işlet’ haberi. Kültür Bakanı Kurtulmuş, AKP’nin simgesi özelleştirmeye yeni bir halka ekleyeceklerini açıkladı. Bazı arkeolojik alanların özel sektörün kullanımına açılacağını söyledi. Bana göre dehşet verici bu özelleştirmede amaç ilgiyi artırmakmış. Hem de devletin 30 yılda yapamadığını, özel sektör 3-4 yılda yaparmış. Ancak, kendisi de endişeli ki, “Allah korusun bir parçanın bile telef olmayacağı bir yapıyı kurarsak” diye de ekliyor. Kontrolünü de yüzde yüz sağlayacaklarmış.

Gerçekten, aldığınız kaz-işlet kararıyla bu ülkenin binlerce yıllık tarihini, değerlerini Allah korusun sayın bakan. Çok mu düşündünüz bu kararı alırken.

Ne demek, alın burayı kazın, ya da istediğiniz yeri, ortaya çıkarın sonra da işletin. Kaçak arkeolojik kazılarla, tarihi eser kaçakçılarıyla uğraşırken, bir de bu mu çıkacak başımıza. 24 büyük medeniyetin bu topraklardaki değerleri, size göre böyle mi korunur.

Dilerim bir kere daha, “Aldatıldık, yanılmışız, kandırıldık, önce milletimiz sonra Allah bizi affetsin” dememek için yol yakınken dönün bu kararınızdan. Kazdırıp işlettirmeyin. Bakanlığınızın kazı çalışmaları için ayırdığı yılda 50 milyon lirayı artırın, hepimiz sizi alkışlayalım. Çünkü bu, halefiniz Ertuğrul Günay’ın dediği gibi, Osmanlı’nın yabancılara verdiği imtiyazlarla arkeolojik alanların yağmasına yol açan uygulamasının yerli ve milli bir versiyonu. Siz de tarihi eser yağmasına kapı açıyorsunuz. Bir daha düşünün lütfen.

'OĞLU' BİRDİ İKİ OLDU

CHP, İstanbul il başkanı seçiminde kaleleri Kadıköy, Beşiktaş ve birkaç ilçenin daha dışına çıkabilmenin savaşını verdi. Ve kimsenin tanımadığı bir kadın, istediği gibi yaşayan, istediği gibi konuşan bir kadın, bir tık’la da olsa, yeni bir zihniyetin, anlayışın öncüsü olarak başkan oldu.



Siz de benim gibi tüm yazdıklarını (hele hele biri) doğru bulmayabilirsiniz. Ancak farklı bir çizgi izleyeceğini söyleyince gece yarısı başkan olan birine sabah soruşturma açmak, yaşadığımız düzenin ne menem bir düzen olduğunu ortaya koydu. Neydi bu panik ve telaş. Soruşturmanın hızına bakın. Demek ki, korkulan bir şeyler vardı bu kadında. Herkes biliyordu ki, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybederdi. Onun için hemen başı ezilmeliydi. Linç kampanyası da işte bunun işareti. Görünen o ki, direnecek. Uzun lafın kısası, Erdoğan’ın hedefinde şimdiye kadar bir ‘oğlu’ vardı, artık iki olacak: Kılıçdaroğlu ve Kaftancıoğlu.

★ ★ ★

Söz CHP’den açılmışken genel başkan adayı Kocasakal’ı boş geçmeyeyim. Adaylık açıklamasını dinledim. Onu bugüne kadar irticalen konuşması ile tanıdım. Ama, o gün her cümlesini Atatürk’le kuvvetlendirmeye çalışan bir seslendirme sanatçısı gibiydi. Kağıttan başını kaldıramadı. Bir hukuk adamı olarak, partisinin “Hak, hukuk, adalet” sloganını da hiç söylemedi. Yürüyüşüne katılmadığı gibi. Olmaz olur da kazanırsa, AKP ve MHP’den sonra, CHP’ye de bir çift prompter almak gerekecek. Bu parasızlıkta masrafa ne gerek var. Değil mi?

KANAL İSTANBUL

 Asrın projesi Kanal İstanbul’un güzergahı açıklandı. İstanbul’un tarihinin en gereksiz, en anlamsız projesi. Fatih Sultan Mehmet, gemilerini karadan Haliç’e indirirken bir amacı vardı. Ama bu projedeki amacı kimse bilmiyor. Bir kişi hariç.



Bu hayal için 65 milyar dolar borçlanacakmışız. Yani şimdilik var olan 438 milyar dolar borcun üstüne. Bir de yap-işlet-devret lafları ediliyor. O akılsız ‘yapıcı’ neredeyse? Neyi işletip, nereden para kazanacaksa? Tabii nesiller boyu. Hani diyorlardı ya, “Bir durağın yerini değiştirirken bile halka soracağız” diye. Allah için sordular da. Vapur modellerini. Biz de safça seçim yapmıştık. Ne oldu? Bildiklerini okudular. O ucubeler şimdi yüzüyor.

Peki geriye dönüşü olmayan bu projeyi, neden sormuyorsunuz İstanbullulara? Hatta Trakyalılara? 65 milyar dolar halkın parası olduğu için hatta Türkiye’ye? Göstermelik dahi olsa. Bir düşünün, inşaat rantı dışında hiçbir getirisi olmayan bu projeye harcanacak parayla neler yapılmaz. Dillerden düşmeyen 2023 hedeflerine işte onlarla ulaşırız. Ama heyhat!

MARİNE

 Eskiden rahmetli anam eti terbiye ederdi. O zaman siyaset de terbiyeliydi, dili de. Şimdi o terbiye bitti. Et marine ediliyor. Emsal alırsak, öyle iki-üç gün de değil, belki aylarca, kaba, nobran, kibirli, sert dili beyniyle karışan siyasetçileri de marine edeceğiz. Hâlâ yumuşamıyor mu, bırakın marinesinin içinde boğulsun.