Osmanlı

11 Mart 2018, Pazar 06:00
AA
Kanallarda Osmanlı’yı anlatan dizilerden geçilmiyor. Tamam da, sultanların entrikaları, aşkları da asırlar sonra memleket meselemiz oluyor. Tek konuşulan onlar. O sultanlar dirilip de, dizilerini izleseler, “Ben neymişim be abi” diyecekler valla.



Ve tabii harcanan milyonlar. Bırakın bölüm başına padişahın, sultanlarının ve bir alt takımın aldığı paraları, muazzam bir figüran ordusu, kıyafetleri, yaratılan mekanlar, muhteşem dekorasyon... Her şey Osmanlı’nın şaşaalı devrini yansıtıyor. Kısaca, güç çılgınlığının yansıtılması. Hiç şüphe yok, o devirde 50 bin kişilik ordunun bir sefer için harcadığı para, bir dizi için harcanan paradan daha azdır.



Her şey için tamam diyelim de, aşkın meşkin, kılıç kalkanın yanında biraz da Osmanlı’nın sanatından, bilim insanlarından, ilminden, kültüründen bahsedin be arkadaş. Evliya Çelebi’sinden, Katip Çelebi’sinden, Piri Reis’inden, Mimar Sinan’ından... Siz onlara da nasıl olsa birer sultan bulursunuz. Üstte yazdıklarımın kılıfı hazırdır, onu da biliyorum. “Halk böyle istiyor.” Hangi halk bu? O devrin dünyadan bihaber halkı mı, yoksa bugünün dünyaya açılmış, her şeyi okuyup, görüp, bilen halkı mı? Sakın ha! Cevap beklemiyorum.

MÖKEMMEL

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta 2 toplantıda 2 konuşma yaptı. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum:

1-“Bir ülkede halk bunalmış, ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hale gelmişse, oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir. Adaleti kaybettiğimizde, her şeyimizi kaybedeceğimizi bilmek zorundayız.”



2-“İşte son günlerde bakıyorsunuz, din adamı olarak ortaya çıkıp da ne yazık ki kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunuyorlar. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, ya farklı bir asırda. Çünkü İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Din işlerinde çok vasıflı hocalarımız var. Niye sessiz kalıyorlar.”



Dediğim gibi virgülüne dokunmadım ama hadi gelin modaya uyup yazıyı bitireyim. Görüyorsunuz. Anlatmaya gerek yok. Mökemmel. Konuşmayacağım. Görüyorsunuz. Mökemmel.

BİR UMUT BU

Daha önce de yazmıştım. Erenköylüyüm ben. Ethemefendi Caddesi 102’den. Bizim evden 200 metre sonrası da şimdiki minibüs yolu. O zaman da yoldu. Ondan yukarısı da uçsuz bucaksız buğday tarlaları. Anneannem bana derdi ki, “Oralara gitme kurtlar kapar.”

O günlerden bugüne, sarkıntılıktan başladık, tecavüze, son nokta olarak da ölüme kadar geldik. Çünkü kurtlar insan kılığına büründü. Şimdi çocuklara böyle bir tehlike sezdikleri zaman nasıl bağıracakları öğretiliyor. Farka bakın. Şiddet karşısında feryat eden ama yine de çoğu öldürülen annelerinin sesi bile duyulmazken, çocuklar duyulacak ha! Sonra da Erdoğan, kadına şiddet olayları için medyaya ihtarda bulundu: “Lütfen bu yayınlarınızı kesintiye uğratın. Yoksa bu milleti çileden çıkaracaksınız” diye.



Sayın Erdoğan, millet çileden çıktı zaten. Yetkili ağızların 8 Mart’ta söyledikleri hayat bulur da, bu olaylar bitmese bile azalırsa medya da, millet de öyle bir sevinir ki. Bir umut bu.