Ana kuzusu

12 Mayıs 2012, Cumartesi 05:00
AA

Ben giderim ama aklım kalır misali, kızım geçtiğimiz 3 günü bizden ayrı, okul arkadaşlarıyla birlikte Kapadokya’da geçirdi. Evet, Derin bir otobüs dolusu arkadaşıyla Kapadokya gezisine katıldı ama aklı da bizde kaldı. Bunu nereden mi anladık? Daha ilk gün odamda bulduğum not sinyal verdi bana. Kızım giderken şöyle bir not iliştirmişti duvarıma... “Sevgili ailem, ben yokken çok eğlenmeyin! Kapadokya’ya okul gezisine giden kızınız Derin Poroy.

” Bu not bizi hem güldürdü, hem düşündürdü, hem sevindirdi tabii... Güldürdü; kurduğu cümlelerle ve kendini bu kadar rahat ifade edebilmesiyle... Düşündürdü; “Aaa bu çocuk gidiyor ama pek de gitmek istemiyor gibi, şimdi sıkılmasın oralarda” endişesiyle... Sevindirdi; “Demek ki kızımız bizimle olmaktan, gezmekten, zaman geçirmekten çok mutlu oluyor, kısacası bizimle eğleniyor” dedirtmesiyle...

İşte bu duygularla ilk günümüz geçti. İlk gün bizi sadece 4 kez arayarak pek de sıkılmadığını hissettirdi Derin. Ama ikinci gün babasını ayrı, beni ayrı olmak üzere yaklaşık 10 kez aradı. Her yaptığını an be an haber verdi, duygularını paylaştı, seyahatteki gelişmeleri anlattı. Son gün ise hasret son noktaya gelmiş olacak ki gün boyunca bizi epey sık aradı.

Hatta birkaç kez “Anne, telefon açık kalsın, biz seninle sohbet edelim” bile dedi. Bu sürüp giden sohbetlerimizde sesinde hissettiğimiz özlem duygusu, ne kadar büyüse de içinde hâlâ bir anne kuzusunun yattığını gösterdi bize... Küçük kuzu eve döndüğünde, ilk yaptığımız sıkıca sarılmak ve koyun koyuna güzel bir uykuya dalmak oldu!

Bu bir seyahat bile olsa “Allah bizi ayırmasın” dedim içimden, “bizi de, tüm anne-babaları ve çocukları da...” Kızım geldi ama bu kez ben gidiyorum; Almanya’ya... O renk renk kalemleriyle hayatımıza renk katan Faber Castell’in Almanya’daki şatosunda olacak ve Kont Faber Castell ile tanışacağım. Haftaya gezi izlenimlerimi sizinle paylaşmak isterim. Herkese keyifli bir hafta sonu diliyorum. Çocuğuyla birlikte...