Demek ki başkanlık çantada keklik değilmiş

29 Kasım 2016, Salı 10:28
AA
Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Hürriyet'te Cansu Çamlıbel ile yaptığı söyleşide öyle sözler söyledi ki artık siyasetin sadece iktidar-muhalefet denkleminde değil, AKP içindeki dengeler üzerinden de yorumlanacağı günlerin geldiğini gösteriyor.

Türkeş, anayasaya destek verirken Bahçeli'nin partisine tuzak kurmuş olabileceğini düşünüyor; AKP'nin referandumda yüzde 49.9 gibi yüksek oranda oy alsa bile yenik sayılacağını saptıyor; en önemlisi idam cezasına açıktan karşı çıkıyor.  

***

Başbakan Yardımcısı sıfatı taşıyan siyasetçinin görüşlerini 'şahsi' olarak yorumlamak mümkün görünmüyor. Nitekim Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş "Biz kimsenin niyeti ile nasıl hareket edeceği ile ilgilenmeyiz" diyerek Türkeş'e sitemkar bir yanıt vermek durumunda kalıyor. Yani sıkıntı saklanamıyor.

Ayrıca Türkeş'in bu görüşlerle hükümet içinde marjinal kalmadığını düşündürecek birçok done önümüze seriliyor. Örneğin diğer Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, partisinin topa tuttuğu Avrupa Birliği'ni övüyor; Cumhurbaşkanı'nın OHAL'in 6 ay uzatılabileceğini söylediği siyasi ortamda Nihat Zeybekçi “Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı olarak söylüyorum, olağanüstü hali ben istemiyorum kardeşim" diyebiliyor.

***

Ve gelinen aşamada AKP kamuoyu da içerideki sıkıntıyı iliklerine kadar hissetmeye başlıyor.

AKP'nin fikri öncülerinden eski Bakan Ömer Dinçer "Başkanlık sistemine bu bakış açısıyla yaklaşmak kimseye yarar sağlamaz" diye yazıyor; AKP'li medyadan yazar Süleyman Karagülle partinin OHAL ve başkanlık sistemi yoluyla intihara gittiği uyarısını yapıyor.

Erdoğan politikalarını kayıtsız şartsız destekleyen cephede ise partilileri ürküten komplo teorileri ve fitne kaygılarından geçilmiyor. Örneğin Serdar Arseven batının Abdullah Gül'ü Erdoğan'ın yerine hazırladığını iddia ediyor; Sabah'tan Hilal Kaplan, Mehmet Şimşek ve Nihat Zeybekçi'ye "Başbakan Yardımcımızın AB'yi övmekten, Ekonomi Bakanı'nın OHAL'in sürdürülmesini eleştirmekten daha önemli işleri yok mu?" diye çıkışıyor.

***

Hal böyleyken AKP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş'ın "Bu gemiyi batırırsak birlikte batarız. Biz birbirimize sahip çıkmak zorundayız. Bizi bundan sonra yıkarsa dedikodu fitne fesat yıkar" diye partiyi uyarmak zorunda kalmış olması daha bir anlam kazanıyor.

Her şeye rağmen tüm bu olanlar iktidarın düşmekte olduğu anlamına gelmiyor. Muhalefet halka umudu verdiği gün AKP içindeki çatlak bir yarılmayı getirir. Şimdilik o noktada değiliz.

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.