Göç pazarlığı

10 Mart 2016, Perşembe 19:00
AA

Yunanistan’daki sığınmacılar Türkiye’ye dönecek. Suriyeli olmayanları geldiği ülkeye yollayacağız.

AB ise Yunanistan’dan dönen her sığınmacıya karşılık Türkiye’den bir Suriyeli alacak.

29 Kasım’dan sonra Ege’yi geçenler ise Avrupa’ya asla yerleşemeyecek. Göçmenler için Ege’de ölümcül yolculuğa çıkma sebebi kalmayacak...

Bizim hükümetin teklifi böyle.

Buraya kadar şahane görünüyor. Şimdi işin ‘para ve vize’ pazarlığı boyutunu bir kenara bırakıp AB ile Türkiye arasında böyle anlaşma uygulanırsa ne olabilir ona bakalım.

***

Ürdün, Lübnan hatta Suriye’de çadırlarda göçmen olsam, anlaşmayı duyduğum gibi Türkiye’ye kapağı atarım. Çünkü yerimde kalsam umutsuzum.

Ama Türkiye’de Avrupalı olma şansımı kullanırım.

Hem Türkiye’den biraz konfor beklemek de hakkım. Çünkü bana bakmak için 6 milyar euro almış bir hükümet var ortada. Hakkım için gösteri bile yaparım.

Türkiye daha çok göçmenin teşvik edilerek yönlendirildiği ana istasyona, belki de koca bir açık hava hapishanesine dönüşebilir.

İşin ahlaki kısmı da pek şahane değil. Anlaşmaya “İlk olarak Ürdün’e geçmişleri ya da şu tarihten sonra göçenleri kapsamaz” maddesi koysanız da eşitliğe aykırı.

Kapukule’de durup “Erken uyananlar geçsin, jetonu geç düşenler Kilis’te kalsın” demek içimize sinecek mi?

Ayrıca Libya’da, Irak’ta, Afganistan’daki savaşlardan kaçanları Suriyelilerden ayrı tutup ölüme yollamayı, ne Türkiye ne Avrupa’nın medeniyet standartları izah edebilir.

***

En beteri şu ki Avrupa’ya göndereceğimiz mülteciyi AB seçecek. Kimi seçer?

Elbette mühendisi, doktoru ve suça karışma ihtimali olmayanı.

Mesleksizi bize kalır. Hükümetin “Seçme işini birlikte yürütürüz” demesi de pratikte geçersiz. 

Davutoğlu’nun övündüğü ‘Kayseri pazarlığı’ bu şartlarda şöyle işler: Düşünün. Yunanistan’dan mülteciyi geri almışız. Avrupa bizim göndermek istediğimizi değil, diğerini istedi.

Süreç uzadıkça mülteci bizde kalıyor. İşlerine gelir. Avrupa ‘tok alıcı’ konumuna geçer. ‘Kayseri pazarlığı’ ne göçmenler için olumlu, ne ahlaki, ne de Türkiye’nin faydasına.

***

Son dönemde bizim için umut veren tek söz şu: “Türkiye’de zaten 3 milyon sığınmacı var. Daha fazlası iyi fikir değil.” Bunları, bizden bir yetkilinin söylediğini düşünüyorsanız yanıldınız.

BM’nin mülteci sözcüsü William Spinder söyledi. BM’nin uzmanları düşeceğimiz duruma bizden çok kaygılanıyor.

Bizim cephede ise 6 milyar euro’yu acil kapmak dışında vizyon görünmüyor. Umalım ki bilmedeğimiz bir planları olsun.